;
Politika

İnsan Hakları Komitesi: “Fosil Yakıt Şirketlerinin Yasal ve Ahlaki Sorumlulukları Var”

Filipinli insan hakları komitesi, iklim krizinden en çok sorumlu tutulan dünyanın en büyük petrol şirketlerinin yasal ve ahlaki sorumlulukları olduğunu söylüyor.

“İklim adaletinde dönüm noktası” olarak tanımlanan önemli bir insan hakları araştırmasına göre dünyanın en büyük kirletici şirketleri, iklim krizine olan etkileri sebebiyle dava edilebilir.

Üç yıldır iklim krizi üzerine araştırma yapan Filipin İnsan Hakları Komisyonu (CHR) paneli, pazartesi günü büyük fosil yakıt şirketlerinin karbon emisyonlarından yasal olarak sorumlu tutulabileceği sonucuna vardı. Madrid’de gerçekleşen ve komisyon üyesi Roberto Cadiz tarafından COP25 müzakerelerinde duyurulan karar, insan hakları ekseninde büyük bir odak noktası haline geldi.

Komisyon, Greenpeace Güneydoğu Asya ve diğer yerel çevre örgütleri tarafından Shell, BP, ExxonMobil ve Total dahil olmak üzere dünyanın en büyük 47 fosil yakıt şirketinin Filipinlilerin insan haklarını ihlal edip etmediğini araştırmaları üzerine 2016 yılında görevlendirildi. Komisyon, bilim insanları, avukatlar ve iklim felaketlerinden etkilenen insanlarla Manila, New York ve Londra’da oturumlar düzenledi.

Komisyonun henüz yayımlanmayan final raporu, bu şirketlerin açık bir şekilde, fosil yakıtlardan çekilmeyi ve yenilenebilir temiz enerji kaynaklarına yatırım yapmalarını da kapsayan yasal ve ahlaki sorumlulukları olduğunu belirtiyor.

Greenpeace Güneydoğu Asya yöneticisi Yeb Saño, araştırma sonuçlarını “iklim adaletinde dönüm noktası” olarak tanımladı.

Saño, iklim krizine bağlı sayıları giderek artan davaların dünya çapında mahkemeye taşındığını ve “Bu incelemenin sonucuyla beraber başka birçok topluluğun, kâr etmeyi insanlardan önde tutan fosil yakıt şirketlerine karşı ayaklanacağına inandıklarını” söyledi.

Hissedarlar ve bazı ABD eyaletleri tarafından, iklim krizinin yarattığı gerçek risklere karşı yatırımcıları ve kamuyu yanlış bilgilendirdiği söylenen ExxonMobil, birçok yasal zorlukla karşı karşıya. Almanya’da ise RWE’ye, Perulu çiftçiler ve yaşam alanı eriyen buzullar yüzünden risk altında olan dağ rehberi Saúl Luciano Lliuya tarafından dava açıldı.

Devam eden COP25 müzakerelerinde, iklim krizinin insan hakları üzerinde yarattığı etkiler görmezden gelinemez ancak gözlemciler Paris Anlaşması kapsamında yer alan insan haklarının görüşmelere dahil edilmemesinden endişe duyuyorlar.

Eylül ayında, BM İnsan Hakları Yüksek Komisyoneri Michelle Bachelet iklim krizini, “İnsan hakları ekseninde hızla ve giderek büyüyen küresel bir tehdit” olarak tanımlarken hiçbir ülkenin ve şirketin bu yönde eyleme geçmemezlik yapamayacağını söyledi.

Geçtiğimiz salı günü Greta Thunberg’in de aralarında olduğu bir grup genç iklim aktivisti, Norveç Başbakanı Erna Solberg ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau’ya ülkelerinin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettikleri gerekçesiyle bir mektup kaleme aldı.

Haber Merkezi

İklim Haber - Haber Merkezi

Bir yorum yazın

Yorum yazmak için tıklayınız.