Bonn’da her yıl Haziran ayında düzenlen iklim müzakereleri, bu yıl İran savaşıyla bağlantılı bir petrol ve gaz arzı krizinin yanı sıra Avrupa, Hindistan ve Orta Doğu’yu vuran ölümcül sıcak hava dalgalarının gölgesinde gerçekleşiyor.
Ülkeler, her iklim zirvesinden önce olduğu gibi, Almanya’nın Bonn kentinde bir araya geliyor. 8-18 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek müzakerelerde COP31 öncesinde farklı alanlardaki görüşmelerde ilerleme sağlanması bekleniyor. Müzakereleri takip edenler, iklim eylemi ve temiz enerjinin, fosil yakıt bağımlılığının getirdiği küresel ekonomik ve siyasi istikrarsızlığa karşı giderek daha cazip bir alternatif sunduğu bir dönemde, BM iklim sürecinin kendi rüştünü ispatlama baskısı altında olduğunu söylüyor.
Düşünce kuruluşu E3G’nin iklim diplomasisi ve jeopolitika direktör yardımcısı Kaysie Brown, toplantıların “çok taraflı sistemin, iklim eylemlerinin geniş ölçekte hayata geçirilmesini desteklemek adına kalıcı ve siyasi açıdan dayanıklı bir dönüşüm gerçekleştirebileceğini göstermesi gerektiğini” söyledi. Brown ayrıca, bu toplantıların “küresel düzenin hızla değiştiği bir dönemde, iklim rejimi için kritik bir sağlık taraması işlevi göreceğini” sözlerine ekledi.
Fosil yakıtlardan adil bir dönüşümü destekleyecek yeni bir mekanizmadan, kötüleşen iklim etkilerinin ölçülmesi ve bunlara uyum sağlanmasının finanse edilmesine kadar uzanan bir dizi konuda önemli ilerleme kaydedileceğine dair umutlar var.
Bonn ayrıca; ticaret ve iklim değişikliği üzerine diyalogların başlatılmasına, 2023 yılındaki ilk küresel durum değerlendirmesinde vaat edilenlerin nasıl hayata geçirileceğine ve küresel finans akışlarının düşük karbonlu ve iklim dirençli bir dünyayı destekleyecek şekilde nasıl yönlendirileceğine dair görüşmelere de ev sahipliği yapacak.
COP31 Öncelikleri
Bonn, başkanlığını ve ev sahipliğini Türkiye’nin, müzakereleri yönetme görevini ise Avustralya’nın üstlendiği COP31’e dair her iki ülkenin yol haritasına ait mesajlar verecek. Gelen işaretler, bu ülkelerin toplam nihai enerji tüketimi içinde elektrik payına yönelik küresel bir hedef için bastıracaklarını gösteriyor. Bu hedef, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı tarafından önerilen “2035 yılına kadar %35” hedefi temel alınarak oluşturulabilir.
Şimdiden belirlenmiş olan diğer öncelikler arasında enerji depolama, enerji güvenliği ve temiz yemek pişirme teknolojileri yer alıyor. Türkiye, resmi müzakerelerin dışındaki hükümet ve iş dünyası girişimlerini kapsayan COP31 “Eylem Gündemi” ayağı için katı atık depolama alanlarından kaynaklanan emisyonların azaltılmasını bir öncelik olarak vurguladı. Avustralya müzakereleri yürütürken, Eylem Gündemi’ne Türkiye liderlik edecek.
Adil Geçiş Mekanizması
Bonn müzakereleri, yüksek karbonlu bir dünyadan daha yeşil bir geleceğe adil ve düzenli bir geçişi kolaylaştırabilecek yeni bir adil dönüşüm mekanizmasının nasıl kurulacağına dair bir karar taslağı hazırlamakla görevlendirildi. Bu karar, ülkelerin onayı için COP31’e sunulacak.
Hükümetler, Brezilya’daki COP30’da sivil toplumun “Belém-Antalya Mekanizması” (BAM) olarak adlandırdığı yapıyı kurmayı kabul etti ancak ayrıntılar henüz netleşmedi. Küresel mekanizmanın kurulması için güçlü bir şekilde savunuculuk yapan Uluslararası İklim Eylem Ağı (Climate Action Network International), bu mekanizmanın; insana yakışır işler, sosyal koruma, kamu yatırımları, enerjiye erişim ve bu süreçten etkilenen işçiler ile topluluklara destek sağlayacak şekilde tasarlanması gerektiğini belirtti.
Yüzlerce çevre grubundan oluşan koalisyon, Bonn öncesinde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Hükümetler kararlı bir şekilde hareket ederse, BAM, Paris Anlaşması’ndan bu yana iklim rejimindeki en önemli gelişmelerden biri haline gelebilir; iklim eylemini ekonomik dönüşümle ve insanların günlük yaşamlarındaki somut iyileşmelerle ilişkilendirmeye yardımcı olabilir.”
Ticaret
Gelişmekte olan ekonomiler, iki yıllık bir çabanın ardından nihayet COP30’da, ticaret ve iklim politikası arasındaki kesişimi BM iklim görüşmelerinin gündemine aldırmayı başardı. Hükümetler 2026, 2027 ve 2028 yıllarındaki Haziran Bonn görüşmelerinde ticaret üzerine görüşmeler gerçekleştirmeyi ve bu görüşmelerin bir özetini 2028’deki “üst düzey bir etkinlikte” sunmayı kabul etti.
13 Haziran Cumartesi günü yapılacak bu türdeki ilk diyalogda ticaretin hangi boyutlarının ele alınacağı ise henüz netleşmiş değil. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin ağır topları, muhtemelen Avrupa Birliği’nin korumacı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını eleştirmeye istekli olacaklardır. Dünya Ticaret Örgütü ve diğer ticaret kuruluşlarının temsilcileri sunumlar yapacak, hükümetler ile sivil toplumun da bu sunumlar hakkında yorum yapmasına izin verilecek.
Uyum
COP30’da, iklim değişikliğine uyum konusundaki ilerlemeyi ölçecek göstergeler listesine son şeklini vermeyi amaçlayan görüşmeler karşılıklı suçlamalarla sona erdi. Birkaç Latin Amerika hükümeti, kararın kendi rızaları olmadan Brezilya başkanlığı tarafından kabul edilmesinden şikayetçi oldu.
Uzmanlar tarafından iki yıllık bir süreçte geliştirilen göstergeler, COP30’un son gecesinde Brezilyalılar tarafından sadeleştirildi ve son dakikada hükümetlere bir oldubitti olarak sunuldu.
Birkaç hükümet ve bazı teknik uzmanlar, kabul edilen göstergelerin birçoğunun uygulanamaz olduğunu, çünkü bu göstergelerin tanımlardan veya nasıl ölçüleceklerine dair açıklamalardan yoksun olduğunu savundu. Yoksulluğun azaltılması, ekosistemler, altyapı ve gıda üretimi gibi önemli alanlara yönelik birçok göstergenin eksik veya yetersiz olduğu aktarıldı.
Hükümet müzakerecileri ve uzmanların, Etiyopya’daki COP32’de sona ermesi planlanan bir “politika uyumlaştırma süreci” aracılığıyla bu karmaşayı düzeltmek için artık iki yılı var. Bonn görüşmelerinde hükümetler, ülkelerin göstergeleri uygulamaya koymalarına yardımcı olacak yeni bir uzman görev gücünün kimlerden oluşacağı ve bu gücün nasıl çalışacağı konusunda uzlaşmaya varacak.
1.5 Misyonu ve Küresel Uygulama Hızlandırıcısı
Küçük ada devletlerinin baskısının ardından, COP30’daki hükümetler; ülkelerin emisyon azaltma ve uyum planlarının uygulanmasını hızlandırmak amacıyla 1.5 Belém Misyonu’nu ve Küresel Uygulama Hızlandırıcısı’nı (Global Implementation Accelerator-GIA) kurmayı kabul etti.
1.5 Misyonu için, birkaç COP başkanlığı, COP31’den önce yayımlanması planlanan ve iklim değişikliğine karşı özellikle etkili bazı çözümleri belirleyecek bir rapor hazırlıyor. 12 Haziran’da Bonn’da, hükümetler ve sivil toplum rapora neyin dahil edilmesini istedikleri konusunda görüş bildirecek.
Hükümetler aynı zamanda Bonn’da GIA’ya da katkıda bulunacak. Brezilya COP30 Başkanlığı’nın vizyonu, bunun en güçlü iklim çözümlerini harekete geçirmesi yönünde. COP30 İcra Kurulu Başkanı Ana Toni’ye göre, bağımsız bir uzman paneli 10-15 çözümü önceden seçecek ve bir konsey bu listeyi her yıl, GIA’nın daha sonra hızlandırmayı hedefleyeceği üç ila beş çözüme indirecek.
Finansman Yol Haritası
COP30, “1,3 Trilyon Dolara Ulaşacak Bakü-Belém Yol Haritası” girişimi aracılığıyla iklim finansmanının nasıl artırılacağı konusunda hayal kırıklığına neden oldu. Bakü’de kararlaştırılan yeni finansman hedefi kapsamında yer alan girişim, gelişmekte olan ülkelerin taleplerinin ve bağımsız bir uzman panelinin gerekli gördüğü tahminlerin gerisinde kalan, kamu finansmanında yıllık 300 milyar dolarlık 2035 hedefini yukarı çekmeyi hedefliyor.
Sürecin şeffaflık, netlik, katılım ve kararlılıktan yoksun olması nedeniyle, bu yol haritasını çevreleyen yüksek beklentiler 2025’te söndü. Sonuç, atılması gereken adımlara dair genel tavsiyelerle dolu, ancak net taahhütlerden yoksun bir rapor oldu. Bahsedilen önerilerin çoğu, çok taraflı kalkınma bankaları gibi BM iklim sürecinin dışındaki kurumlara yönelik.
COP30 kararı bu raporu yalnızca “not etmekle” yetindi. Ancak yine de, söz konusu yol haritası için yolun sonu gelmedi.
Bonn’da, “yürütülmekte olan güncel çalışmalar hakkında tarafları ve gözlemcileri dinlemek” amacıyla bir “uygulama” toplantısı gerçekleştirilecek. Asıl zorluk, bu yol haritasının bir belgedeki sözlerden ibaret kalmaması ve uygulamaya geçirilmesi. Bu durum aynı zamanda, Brezilya başkanlığının COP31 öncesinde hazırlamakta olduğu diğer iki gönüllü yol haritası (ormansızlaşma ve fosil yakıtlar) için ya iyi ya da kötü bir örnek teşkil edecek.
Fosil Yakıtlardan Çıkış ve Ormansızlaşmayı Durdurmaya Yönelik Yol Haritaları
COP30’da 80 ülkeden oluşan bir grup, fosil yakıtlardan uzaklaşma (TAFF) sürecine rehberlik edecek küresel bir yol haritası mekanizmasını başlatmak için başarısızlıkla sonuçlanan bir girişime öncülük etti. Brezilya başkanlığı buna alternatif olarak iki adet gönüllü yol haritası taslağı hazırlamayı teklif etti: Bunlardan biri fosil yakıtlardan kademeli çıkış. Diğeri ise 2030 yılına kadar ormansızlaşmanın sona erdirilmesi. Her iki taahhüt de COP28 anlaşmasında tüm ülkeler tarafından onaylanmıştı.
Ülkelerle aylarca süren istişarelerin ardından Brezilya, orman yol haritası için bir taslak sundu; bu taslak, ülkeleri orman kayıplarını durdurmaya yönelik kendi gönüllü ulusal yol haritalarını sunmaya davet edecek. Bu yol haritası aynı zamanda, ormanların korunmasına yönelik 216 milyar dolarlık finansman açığını kapatmak için bir seçenekler menüsü de içerecek. Bunu başarmak için hayata geçirilen temel girişimlerden biri olan yeni yağmur ormanları fonu (Tropical Forest Forever Facility- TFFF), başlangıç sermayesi sağlamak üzere yatırımcıları bir araya getirmeye hâlâ devam ediyor. Brezilya; aralarında BlackRock, Bank of America ve Barclays’in de bulunduğu 50’den fazla finans kuruluşu ile 30 hükümet temsilcisinin katılımıyla geçen hafta Rotterdam’da bir yatırımcı toplantısı düzenledi.
Fosil yakıtlardan uzaklaşma (TAFF) yol haritasına gelince; Brezilya, 120 ülkeden gelen önerileri aldıktan sonra 12 Nisan’da açık bir etkinlik düzenleyecek. Bu etkinliğin, Nisan ayında Santa Marta’da gerçekleştirilen ilk küresel fosil yakıtlardan uzaklaşma zirvesinden elde edilen verilerle şekillenmesi bekleniyor.
COP30 danışmanı Flávia Bellaguarda, çevrim içi bir bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada; Bonn’daki gayriresmi oturumların her iki yol haritası üzerinde bir “diyalog alanı” açmayı amaçladığını ve sürece ne kadar çok ülke katılırsa, sürecin o kadar uluslararası geçerlilik ve önem kazanacağını belirtti.


