;
Bilim

Yeni Rapor: Gıda Üretiminde ve Beslenmede Radikal Değişime İhtiyaç Var

Dünyaca ünlü bilim dergisi The Lancet’ta yeni yayımlanan bir çalışmaya göre insan sağlığının iyileştirilmesi ve gezegenin yıkıcı etkilerden korunması için beslenme ve gıda üretiminde radikal değişiklikler gerekiyor.

Lancet tarafından kurulan ve gıda ile beslenme konuları hakkında çalışan EAT Platformu’nun bir araya getirdiği 37 bilim insanı tarafından ünlü tıbbi bilimler dergisi The Lancet’te yayımlanan çalışma, sürdürülebilir ve herkese yeten sağlıklı gıda tüketimi için radikal bir beslenme modeli öneriyor. Yaklaşık 3 milyar insanın kötü beslendiği ve iklim değişikliği gibi küresel sorunların giderek derinleştiği günümüzde, araştırmacılara göre 10 milyar insanı sağlıklı bir biçimde beslemek, beslenme düzeni değişmeden, gıda üretimi ve gıda atıkları azaltılmadan mümkün değil.

Küresel gıda sistemi dönüşümü acil bir ihtiyaç, zira dünyada (yetersiz beslenenler ve aşırı beslenenler dahil) 3 milyardan fazla insan kötü besleniyor ve gıda üretimi gezegenin ekolojik sınırlarını aşarak, iklim değişikliğine ve biyoçeşitlilik kaybına, azot ve fosforlu gübrelerin aşırı kullanımına bağlı olarak kirliliğe, su ve toprak kullanımında sürdürülebilir olmayan değişimlere yol açıyor.

Bu bulgular, gezegenin ekolojik sınırları içinde faaliyet gösteren bir sürdürülebilir gıda üretimi sistemiyle elde edilen sağlıklı bir beselenme için belirlenen ilk bilimsel hedefleri ortaya koyan EAT-Lancet Komisyonu’nun detaylı çalışmaları ile elde edildi. Komisyon, 16 ülkeden sağlık, beslenme, çevresel sürdürülebilirlik, gıda sistemleri, ekonomi ve politika yönetişimi konularında 37 uzmanı üç yıllık bir proje için bir araya getirdi. Raporda, çok çeşitli bitkisel gıda içeren ve hayvansal gıda, rafine tahıl, işlenmiş gıda ve ek şekerin düşük miktarlarda tüketildiği, doymuş yağ yerine doymamış yağın tercih edildiği beslenme biçimleri öne çıkarılıyor.

İnsanların beslenme düzenleri hem sağlık hem de çevresel sürdürülebilirlik ile çok yakından ilişkili ve sürdürülebilir beslenme bu iki alanda da önemli faydalar barındırıyor. Ancak, mevcut beslenme alışkanlıkları bir yandan gezegenin ekolojik sınırlarını aşarken, diğer yandan da insan sağlığını bozuyor. Bu da hem insanları hem de gezegeni tehlikeye sokuyor. Sürdürülebilir gıda sistemleriyle sağlıklı beslenmenin sağlanması ise acil olarak ele alınması gereken bir sorun, çünkü dünya nüfusu artmaya (2050’de 10 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor) ve zenginleşmeye devam ediyor (dolayısıyla hayvansal gıda tüketiminin de artması bekleniyor).

Bu zorluğun üstesinden gelmek için yapılacak beslenme düzeni değişikliklerinin yanı sıra gıda üretiminin iyileştirilmesi ve gıda atıklarının azaltılması gerekiyor. Raporun yazarları, bu zorluğun aşılması için bugüne kadar görülmemiş bir küresel işbirliği ve kararlılığın yanı sıra tarımın çok çeşitli ve besin değeri yüksek ürünler üretmek üzere yeniden yapılandırılması, toprak ve deniz kullanımı yönetişiminin artırılması gerekeceğinin altını çiziyor.

Raporun yazarlarından Londra Üniversitesi’den Profesör Tim Lang’e göre, “Yediğimiz gıda ve onu nasıl ürettiğimiz, insan ve gezegenin sağlığını belirliyor. Mevcut durumda büyük yanlışlar yapıyoruz. Önemli bir revizyon yapmamız gerekiyor. Küresel gıda sistemini daha önce görülmemiş bir ölçekte, her ülkenin koşullarına uygun olarak değiştirmemiz gerekiyor. Her ne kadar bu henüz alışıldık bir politika alanı olmasa da ve bu tür problemler kolay çözülmese de, bu hedef tutturulabilir. Uluslararası politikaların, yerel ve iş dünyası politikalarının uyumlaştırılması için fırsatlar mevcut. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme için belirlediğimiz bilimsel hedefler, destekleyeceğimiz ve yöneteceğimiz bu değişimin önemli bir temelini oluşturuyor”.

Sağlık Bir Beslenme Düzeni İçin Bilimsel Hedefler

Her ne kadar gıda üretimindeki artış, son 50 yılda ortalama yaşam süresinin uzamasına; açlık, bebek ve çocuk ölüm oranlarının ve küresel düzeyde yoksulluğun azalmasına katkı sağlamış olsa da, bu faydalar artık dünyanın sağlıksız beslenme biçimlerine (yüksek kalorili; şeker, rafine nişasta ve hayvansal gıda oranları yüksek; meyve, sebze, bakliyat, tam tahıl, kabuklu yemiş, tohum ve balık tüketimi düşük olan beslenme biçimleri) kaymasıyla birlikte yavaş yavaş elden gidiyor.

Raporun yazarlarına göre, bilimsel sağlıklı beslenme hedeflerinin belirlenmemiş olması gıda sistemi dönüşümünün önündeki en önemli engellerden biri. Komisyon, bu yüzden mevcut en iyi bulgular doğrultusunda, besin gereksinimlerini karşılayan, sağlığı destekleyen ve gezegenin ekolojik sınırlarını aşmayan bir beslenme modeli öneriyor.

Yeni önerilerin 2050 itibarıyla küresel düzeyde benimsenmesi için, mevcut beslenme biçimleriyle karşılaştırıldığında, kırmızı et ve şeker gibi gıdaların küresel tüketiminin %50 oranında azaltılması; kabuklu yemiş, meyve, sebze ve bakliyat ürünleri tüketiminin iki kat artması gerekiyor. Küresel hedeflerin de yerel olarak uygulanması gerekecek; örneğin, Kuzey Amerika’da kırmızı et tüketimi önerilen miktarın neredeyse 6,5 katıyken, Güney Asya ülkelerinde tüketim önerilen miktarın yarısı kadar. Nişasta içeriği yüksek sebzelere (patates ve manyok) bakıldığında ise tüm dünyada (Güney Asya’da önerilen miktarın 1,5 katı ile Saharaaltı Afrika’da 7,5 katı aralığında) önerilen miktarın üzerinde tüketildiği görülüyor.

Komisyon’un eşbaşkanlarından Harvard Üniversitesi’nden Dr. Walter Willett’e göre, “Ülkelerin beslenme biçimlerinde radikal değişiklikler yapılması gerekiyor. 800 milyonu aşkın kişi yeterli gıdaya erişemezken, daha yüksek sayıda kişi de erken ölüm ve hastalıklara yok açan sağlıksız beslenme biçimlerine sahip. Sağlıklı beslenme biçimlerinin uygun miktarda kalori değerine sahip olması, çok çeşitli bitkisel gıdadan oluşması ve az sayıda hayvansal ürün, tahıl, işlenmiş gıda ve ek şeker içermesi, doymuş yağ yerine doymamış yağ barındırması gerekiyor. Bizim önerdiğimiz besin grubu içeriği çeşitliliği farklı gıda türleri, tarımsal sistemler, kültürel gelenekler ve (hem etçil, hem otçul, vejetaryen ve vegan diyetler dahil olmak üzere) çok sayıda kişisel beslenme tercihi açısından esneklik sağlamaktadır”.

Raporda, bu beslenme biçiminin küresel düzeyde benimsenmesinin, beslenmeye bağlı ölümler üzerindeki muhtemel etkilerinin model çalışması da yer alıyor. Buna göre yılda 10,9-11,6 milyon erken ölüm vakasının engellenebileceği ve yetişkin ölüm oranlarında %19-23,6’lık bir düşüş yaşanabileceğini öne sürülüyor.

Rapor yazarları, beslenme biçimi, insan sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konusundaki bulguların sürekli olarak değiştiğinin ve belirsizlikler içerdiğinin altını çiziyorlar ancak genel resim konusunda kendilerinden eminler. Profesör Lang’a göre: “Her ne kadar 20. yüzyılda Çin, Brezilya, Vietnam ve Finlandiya gıda sistemlerinde büyük değişimler yaşanmış ve bu beslenme biçimlerinin hızlıca değişebileceği görülmüş olsa bile, insanlık daha önce gıda sistemini bu kadar radikal biçimde ve böylesi bir hız ve ölçekte değiştirmeyi hedeflemedi. İstenmeyen sonuçlar konusunda uyarılar ya da eyleme geçmek için henüz erken olduğu konusunda tartışmalar olabilir, ancak elimizdeki bulgular eyleme geçmenin gerekliliğini ortaya koymaya yeterli. Herhangi bir erteleme, hayati önem taşıyan sağlık ve iklim hedeflerinin tutturulamaması ihtimalini artıracaktır”.

Raporda öne çıkan temel bulgular şu şekilde sıralanabilir:

– 2050 itibarıyla dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve artmaya devam edecek. Bu nüfusu sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde beslemek, yeme alışkanlıkları değiştirilmeden, gıda üretimi iyileştirilmeden ve gıda atıkları azaltılmadan imkansız. Gezegenimizin ekolojik sınırları dahilindeki sağlıklı gıda tüketimi için belirlenen ilk bilimsel hedefler önemli değişiklikler yapılmasını gerektiriyor, ancak bunlar tutturulamayacak hedefler değil.

– Çalışma kapsamında, benimsememiz gereken günlük beslenme modelinde kalorilerin yaklaşık %35’i tam tahıl ve patates, havuç gibi yumrukök ürünlerden elde ediliyor, proteinin başlıca kaynağını bitkiler oluşturuyor. Ayrıca beslenme modeli günde 500 gram sebze ve meyve ile yaklaşık 14 gram kırmızı et de içeriyor.

– Bu yeni beslenme modeline geçilmesi, kırmızı et ve şeker gibi gıdaların küresel tüketiminin yaklaşık olarak %50 oranında azaltılmasını ve kabuklu yemiş, meyve, sebze ve bakliyat tüketiminin iki kat artırılmasını gerektirecek.

– Sağlıksız beslenme düzenleri, tüm dünyada hastalıkların başlıca nedeni. Bu beslenme biçiminin uygulanmasıyla yılda yaklaşık 22 milyon erken ölüm vakasının önüne geçilebilir.

– Bu beslenme biçimi, toprak kullanımı, besin, tatlı su, ve biyoçeşitlilik kaybı ve iklim değişikliği gibi gezegenin gıda üretimi için ekolojik sınırları dahilinde gerçekleştirilebilir.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler

Haber Merkezi

İklim Haber - Haber Merkezi

Bir yorum yazın

Yorum yazmak için tıklayınız.