İklim krizinin etkileri nedeniyle Avrupa çapında sıcaklık stresi giderek artarken, kıta çapında sendikalar, işyerlerinde azami sıcaklık sınırları getirilmesini, sıcak hava molalarının yasal hak haline gelmesini ve çalışma saatlerinin artan sıcaklıklara göre uyarlanması çağrılarını artırıyor…
Avrupa’da bunaltıcı yaz sıcakları etkisini sürdürürken, sendikalar her yıl tahminen 230 çalışanın ölümüne yol açan ölümcül sıcaklık stresine karşı yeni yasalar çıkarılmasını talep ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yalnızca Haziran ayındaki sıcak hava dalgasıyla bağlantılı olarak Avrupa’da şimdiden 1.300 fazla ölüm meydana geldi. Diğer tahminler ise bu sayının 20 bine kadar çıkabileceğini öne sürüyor. Bu yüzden sendikalar da, insan vücudunun kendini soğutma kapasitesini ölçen Islak Termometre Küre Sıcaklığı (Wet Bulb Globe Temperature – WBGT) esas alınarak uygulanabilir işyeri sıcaklık sınırlarının belirlenmesini ve iş sahalarında zorunlu sıcaklık riski değerlendirmeleri yapılmasını talep ediyor.
Ayrıca, çalışanların sıcak hava molaları verme hakkının, açık alanlarda gölgelik, su ve serinleme imkânlarının sağlanmasının ve çalışma saatlerinin sıcak koşullara göre düzenlenmesinin, hazırlanmakta olan “nitelikli işler” yasasına dâhil edilmesini istiyorlar.
Avrupa Gıda, Tarım ve Turizm Sendikaları Federasyonu’nun (EFFAT) Genel Sekreteri Enrico Somaglia, “İklim değişikliği artık uzak bir çevre sorunu değil. Her gün karşılaşılan bir iş sağlığı ve güvenliği riski olduğu gibi, istihdamın istikrarı açısından da bir tehdit oluşturuyor. Avrupa’daki mevcut yasal çerçeve, buna karşı çalışanları korumakta açıkça yetersiz kalıyor” dedi.
İşyeri Sıcaklığı Sınır Değerleri Belirlensin Çağrısı
Sendikaların hazırladığı plan, işin yoğunluğuna göre değişmek üzere işyerlerinde izin verilebilecek azami WBGT değerlerinin 30 derece ile 32,5 derece arasında belirlenmesini öngörüyor. Bu sıcaklıkların aşılması durumunda çalışmalar durdurulacak. Kurallara uymayan işverenler ise “etkili, orantılı ve caydırıcı” yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.
EFFAT, önerilen sıcaklık güvenliği yasasını destekleyen ve toplamda 15 milyon çalışanı temsil eden üç sendika federasyonundan biri. Diğer destekçiler ise Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikaları Federasyonu ile Avrupa İnşaat ve Ahşap İşçileri Federasyonu. Öneriye yönelik sendikal destek ise giderek büyüyor.
Sıcak hava dalgalarının sıklaştığı ve yoğunluğunu artırdığı bu ortamda Sendikalar Kongresi (TUC), hükümete işyerleri için azami çalışma sıcaklığı belirlemesi çağrısında bulunuyor. Bu talep yakın zamanda hükümetin danışmanlık organı olan İklim Değişikliği Komitesi’nin uzmanları tarafından da desteklendi.
TUC, işverenlerin işyeri sıcaklığı 24 derecenin üzerine çıktığında sıcaklığı düşürmek için önlem almasını zorunlu kılacak kurallar istiyor. Ayrıca sıcaklığın 30 dereceye ulaşması halinde çalışanlara işi durdurma hakkı verilmesini, ağır ve fiziksel olarak zorlayıcı işlerde çalışanlar için ise bu sınırın 27 derece olmasını talep ediyor.
Aşırı Sıcaklara Karşı İş Bırakma Hareketi Kuruldu
Birleşik Krallık’ta 2022’de kaydedilen rekor sıcaklıkların ardından kurulan Aşırı Sıcaklara Karşı İş Bırakma Hareketi de (Heat Strike) faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Hareket, Haziran ayı sonundaki sıcak hava dalgası sırasında 1.500 kişinin katıldığı ülke çapında bir eylem düzenledi.
Fırıncılar, Gıda ve İlgili İşçiler Sendikası (BFAWU), İtfaiyeciler Sendikası, Greenpeace, War on Want ve Extinction Rebellion gibi grupların desteklediği aktivistler, Exeter’den York’a kadar birçok kent merkezinde su ve sağlık tavsiyeleri dağıtmak amacıyla serinleme noktaları kurdu. Bazı destekçiler ise aşırı sıcak altında çalışanlarla dayanışma göstermek için sembolik öğle arası iş bırakma eylemleri gerçekleştirdi.
Küresel ısınma hızla şiddetlenirken, Avrupa dünyanın geri kalanına kıyasla ortalama iki kat daha hızlı ısınıyor. Avrupa Sendikalar Enstitüsü’nün araştırmasına göre, bugün Avrupa’da 130 milyona kadar çalışan işyerlerinde sıcaklık stresine maruz kalıyor ve her yıl yaklaşık 277 bin kişi bu nedenle yaralanıyor. Yeni sıcaklık stresi kurallarının, Avrupa Komisyonu’nun bu yıl gündeme getirmeyi taahhüt ettiği Nitelikli İşler Yasası’na (Quality Jobs Act) dâhil edilmesi mümkün olsa da, bunun için öncelikle daha zayıf tavsiye kararlarını tercih eden sağ görüşlü bazı Avrupa Birliği ülkelerinin çalışma bakanlarının muhalefetinin aşılması gerekecek.


