fbpx
Bilim Ekonomi

Mevcut Kömürlü Termik Santralların %42’si Zararda!

Dünyada ilk defa Carbon Tracker tarafından yapılan “Güçsüzleşen Kömür: Kömür enerjisinin son yıllarının ekonomik ve finansal riskleri” başlıklı araştırmaya göre mevcut kömürlü termik santralların %42’si zarar ediyor. 2030’da ise yeni rüzgar ve güneş enerjisi mevcut kömür enerjisinin %96’sından daha ucuz olacak.

Carbon Tracker tarafından bugün (30.11.2018) yayınlanan bir çalışmaya göre, dünyadaki kömürlü termik santralların beşte ikisi şimdiden zarar ediyor. Dünyada ilk defa Carbon Tracker tarafından yapılan bu çalışma, yeni kömürlü termik santrallara ihtiyaç olmadığını ve Paris Anlaşması doğrultusunda kapatılmalarının ekonomik açıdan anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.

Finans düşünce kuruluşu Carbon Tracker’ın bu çalışmasında dünyada işletmede olan kömürlü termik santral kurulu gücünün %95’ini (1900 GW) ve inşa halindeki kurulu gücün %90’ını (220GW) teşkil eden 6.685 kömürlü termik santralın ilk kâr analizi gerçekleştirildi. Sonuçlar, yeni bir kömür enerjisi ekonomisi portalında yayınladı.

Bu ücretsiz ve online araç sürekli güncellenerek, yatırımcılar, politika yapıcılar ve sivil toplumun kömürlü termik santralların kapatılması için ekonomik açıdan rasyonel planlar yapmasına ve santrallar kapatılmadığı takdirde karşılaşılacak finansal riskleri anlamalarına yardımcı olacak. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre, küresel ısınmanın 1,5 derecede tutulması için 2030 yılına kadar dünyadaki kömürlü termik santralların en az %59’nun kapatılması gerekiyor ve birçok ülke kömürden çıkış tarihi belirlemiş durumda.

“Güçsüzleşen Kömür: Kömür enerjisinin son yıllarının ekonomik ve finansal riskleri” isimli rapor ve portal iki yıl süren bir modelleme çalışmasının eseri.

Çalışmanın temel bulguları şu şekilde sıralanabilir:

Küresel kömürlü termik santral kurulu gücünün %42’si kâr sağlamıyor (yüksek yakıt maliyetleri yüzünden); 2040 yılında bu oran %72’ye çıkabilir, çünkü mevcut karbon fiyatlandırma ve hava kirliliği düzenlemeleri maliyetleri artırırken, kıyı rüzgâr ve güneş enerjisi fiyatları düşmeye devam ediyor; gelecekte yapılacak tüm düzenlemeler kömür enerjisi kâr marjını daha da düşürecek;

– Kömürlü termik santralların %35’inin işletmede kalması yeni yenilenebilir enerji santralları kurulmasından daha maliyetli; 2030 yılı itibarıyla, yeni yenilenebilir enerji santrallarının kurulması bugün mevcut olan ve planlanan kömürlü termik santralların %96’sını çalıştırmaktan daha ucuz olacak.

– Çin, mevcut planlarını devam ettirmek yerine, Paris İklim Anlaşması doğrultusunda kömürlü termik santrallarını kapatarak 389 milyar dolar tasarruf sağlayabilir; Avrupa Birliği 89 milyar dolar, ABD 78 milyar dolar ve Rusya 20 milyar dolar tasarruf yapabilir.

Rapor, elektrik şirketleri ve hissedarlarının, Avrupa’nın büyük kısmı ve ABD’nin bazı bölgelerinde olduğu gibi, elektrik üreticilerinin rekabet ettikleri serbest piyasalarda atıl varlık riskiyle karşı karşıya oldukları konusunda uyarıda bulunuyor. Kömürlü termik santrallar, hükümetlerden teşvik almadıkları ya da çevre düzenlemelerinde gecikme ya da azalma olmadığı takdirde, kapatılmak zorunda kalacak.

Ancak, kömürün rekabetten korunduğu düzenlenmiş piyasalarda nihai yatırım riskini hükümet alıyor. Çin, Hindistan, Japonya ve ABD’nin bazı bölgelerinde, yönetim genelde enerji üretimi maliyetini onaylıyor ve bu maliyeti tüketicilere yansıtıyor. Kömüre destek vermek uzun dönemde rekabeti ve kamu finansmanını tehdit edecek zira politikacılar kömür enerjisine teşvik sağlamak ile tüketici elektrik fiyatlarını artırmak arasında bir seçim yapmaya zorlanacak.

Tüketiciler ve vergi mükellefleri, ekonomik olmayan kömürlü termik santralları desteklemenin faturasını ödeyerek birçok düzenlenmiş piyasada kömürün kârlı kalmasını sağlıyor. Kömürden çıkış, tüketici ve vergi mükelleflerine milyarca dolar tasarruf sağlar ama kömür sektörünün kârına darbe vurur. Kömürlü termik santrallar, hükümetin desteklediği mevcut planlar yerine Paris Anlaşması doğrultusunda kapatılırsa, sektör Güney Kore’de 92 milyar dolar, Hindistan’da 76 milyar dolar ve Güney Afrika’da 51 milyar dolar kaybedebilir.

Carbon Tracker, hükümetlerin kömürden sistemli bir biçimde çıkması ve en düşük kârlı kömürlü termik santralların kapatılmasına öncelik veren planlar geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor. Yeni yenilebilir enerji ve gaz santrallarının yeni kömürlü termik santral inşa etmekten daha ucuz olduğu yerlerde, hükümetler yeni kömür yatırımlarını yasaklama yoluna gitmeliler. Avrupa, ABD, Hindistan ve bazı Latin Amerika bölgeleri şimdiden bu noktaya vardılar.

Yeni yenilenebilir enerji ve gaz santrallarının kurulma maliyetleri mevcut kömürlü termik santralları işletmede tutma maliyetinden düşük olduğu anda, hükümetler kömürden çıkış planlarını uygulamaya geçirmelidir. Bu, 2018 yılında elektrik ihalelerinde güneş enerjisi ve kıyı rüzgârı enerjisi tekliflerinin kömürden daha ucuz olduğu Almanya, ABD ve diğer ülkeler için çok yakın bir tarihte gerçekleşecek.

Türkiye’nin Kömür Kapasitesini Artırma Planları, Yenilenebilir Enerji Potansiyeliyle Ters Düşüyor

Türkiye’nin 2018’de işletmede olan kömürlü termik santral kurulu gücü 19 GW, inşaat aşamasındaki kömürlü termik santral kurulu gücü ise 1,3 GW. Hükümet kömüre dayalı elektrik üretimini artırmayı ve Rus doğalgazına olan bağımlılığı azaltmak için yerli linyit kaynakların kullanımına öncelik vermeyi planlıyor. Hâlihazırda toplam elektrik üretiminin üçte biri kömürle yapılırken, planlanan 42 GW ek kömürlü termik santral kurulu gücü elektrik üretiminde kömürün payını yaklaşık olarak %150 artıracak. Yeni kömürlü termik santral planlarının büyük kısmı özel şirketler tarafından sunuldu ve bu santralların ithal kömür kullanması bekleniyor. Türkiye elektrik sektöründe iddialı bir serbestleştirme ve özelleştirme başlatarak, özel şirketlerin ikili elektrik üretim ve dağıtımı sözleşmeleri yapmalarını sağladı. Türkiye’nin kömür kapasitesini önemli ölçüde artırma planları ülkenin yenilenebilir enerji potansiyeliyle ters düşüyor. BNEF’e (Bloomberg New Energy Finance) göre, 2010 yılından bu yana neredeyse iki misli artan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2050 itibarıyla toplam kurulu gücün %70’ini teşkil etmesi bekleniyor. Güneş ve rüzgar enerjisinde yaşanan hızlı büyümeye bakıldığında, Türkiye’de yenilenebilir enerjiye yapılacak yatırımların kömüre dayalı elektrik üretiminin artırılmasından daha az finansal risk taşıdığı görülüyor.

Rapor ile ilgili yorumlar:

Carbon Tracker Enerji ve Elektrik Üretimi Sorumlusu, raporun yazarlarından Matt Gray: Durum, yeni kömür kapasitesine ne kadar yatırım yapacağımızdan, var olan kurulu gücü zararı en aza indirmek için nasıl kapatırız konusuna doğru hızla değişiyor. Bu analiz, politika yapıcılar, yatırımcılar ve sivil topluma bir plan sunuyor.

Carbon Tracker Enerji Analisti ve raporun yazarlarından Sebastian Ljungwaldh: Kömürsüz asgari maliyetli bir elektrik sisteminin mümkün olduğunu gösteren analizimiz, temiz ve yeşil bir hassasiyetten ziyade bir ekonomik kaçınılmazlık olarak görülmelidir.

Ümit Şahin, İstanbul Politikalar Merkezi İklim Çalışmaları Koordinatörü:
IPCC’nin son raporu küresel sıcaklık artışını Paris Anlaşması’nda öngörüldüğü gibi 1,5 derece ile sınırlamak için zamanın giderek daraldığını ortaya koyuyor. Bunun için önümüzdeki 12 yıl içinde küresel emisyonları yarı yarıya düşürmek, 32 yıl içinde de sıfırlamak zorundayız. Oysa yeni yapılan bir kömürlü termik santral en az 40-50 yıl elektrik üretmek üzere inşa ediliyor. Bu da bize mevcut santralları önümüzdeki yıllarda kapatmamız ve asla yeni bir termik santral inşa etmememiz gerektiğini gösteriyor. Bu gerçekler Türkiye için de geçerli. Carbon Tracker’ın yeni raporu kömürlü termik santrallarda ısrar etmenin Türkiye ekonomisinin karbon yoğun bir patikaya kilitlenmesini iyice artıracağını bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye yeni kömürlü santral yapma planlarından vazgeçmez ve çalışan santralları da bir plan dahilinde kapatmaya başlamazsa sadece iklime daha fazla zarar vermekle kalmayacak, ekonomik olarak da her geçen yıl daha fazla zarar edecek. Bu sorunu çözmenin yolu yenilenebilir enerjiye daha kararlı bir şekilde yönelmek ve ekonominin karbon yoğunluğunu hızla azaltarak rüzgar ve güneşi enerji kaynaklarını çeşitlendirecek bir ek kaynak olarak görmemek, fosil yakıtların yerini alacak asıl enerji kaynağı haline getirmektir.

Onur Akgül, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu:
Uluslararası finans kurumları, sigorta şirketleri ve ülkelerin karar vericileri kömürden vazgeçiyor. Çünkü kömür, bugün yıkıcı etkileri ile iklim değişikliğinin en büyük sebebi olmasının yanı sıra insan sağlığını ve doğayı tehdit ediyor. Carbon Tracker’ın raporundaki 2022 ve 2030 Türkiye projeksiyonları, kömürde ısrarın ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Buna rağmen Türkiye, şirketlere kömürlü termik santrallardan üretecekleri elektrik için alım garantisi teşvikleri veriyor. Bu teşvikler, kamu bütçesine ciddi bir yük getirecek. Greenpeace Akdeniz’in raporuna göre ihalesi beş kez ertelenen Eskişehir Alpu Termik Santral projesine devletin vereceği 15 yıllık alım garantisiyle Türkiye’nin mevcut güneş kurulu gücü iki kat artırılabilir. Türkiye bir an önce Paris Anlaşması’nı onaylayıp kömürden tamamen vazgeçmeli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeli.

2 Derecenin Altı Senaryosunda Atıl Varlık Riski ($/milyar)

Ülkeİşletmede ve inşa halindeki kurulu güç (GW)Kapasite ağırlıklı ortalama brüt kâr ($/MWh) Yeni yenilenebilir enerji santrallarının yeni kömür santrallarını geride bırakacağı yılYeni yenilenebilir enerji santrallarından daha yüksek işletme maliyetine sahip kömürlü termik santral kurulu güç oranı (%)2 derecenin altında senaryosunda atıl varlık riski ($/milyar)
2018203020182030
AB155-10-32Bugün%20%100-89
ABD261-4-6Bugün%70%100-78
Avustralya252016Bugün%37%72 15
Çin1.037-3-8Bugün%32%100-389
Endonezya4120252021%0%73 35
Filipinler119182021%0%48 13
Güney Afrika482321 Bugün%13%89 51
Güney Kore4315222024%0%99 92
Hindistan2571312Bugün%62%100 76
Japonya5158 2025%0%100 20
Rusya49-12-112020%0%10-20
Türkiye18242022%0%1000
Ukrayna21-5-22 2020%0%100-7
Vietnam2418 2020%0%80 12
Toplam20432-3%35%96-267