;
Politika

Küresel Enerji Krizi Sosyal Adaletsizliği Körükleyebilir!

enerji

ABD ve İsrail’in İran’a savaş açmasıyla Orta Doğu’da tırmanan gerilim, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve enerji tesislerine yönelik saldırılarla daha da arttı. Savaş nedeniyle enerji kaynaklarında ani kesinti ve fiyat artışları yaşanırken, “küresel bir enerji şoku” ihtimali gündemde. Uzmanlar, olası bir küresel enerji şokunun eşitsizlikleri derinleştireceği uyarısında bulunuyor.

ABD ve İsrail’in İran’a savaş açmasının, İran’ın misillemelerinin ve Orta Doğu’da gerilimin tırmanmasının ardından küresel ekonomideki sarsıntılar sürüyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla dünya, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynaklarının arzında ani kesinti ve sert fiyat artışlarıyla karşı karşıya kaldı.

“Enerji şoku” ihtimali gündeme oturmuşken böyle bir durumda, küresel olarak yaşam maliyetleri yükselebilir, büyüme yavaşlayabilir, işsizlik artabilir ve piyasalarda sert dalgalanmalar görülebilir. Uzman analizleri de krizin, enerji fiyatları ile birlikte enflasyonu, gelir dağılımını, küresel finansal istikrarı ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor.

IEA: “Dünya Tarihin En Büyük Enerji Güvenliği Krizi ile Karşı Karşıya”

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, dünya tarihin “en büyük enerji güvenliği krizi” ile karşı karşıya. IEA Başkanı Dr. Fatih Birol, ABC’ye verdiği röportajda, evden çalışmaya geçilmesi ve trafiğin azaltılması tavsiyesinde bulundu. Bazı Asya ülkeleri tüketimi sınırlamak için önlemler aldı: Bangladeş’te klimalar 25 derecenin, Tayland’da ise 26 derecenin altına soğutamıyor. Bazı ülkeler, okullar ve üniversiteler için çalışma saatlerini kısaltmaya ve kamu görevlilerinin hava yolculuğunu sınırlamaya başladı. Pakistan ve Filipinler, kamu görevlileri için dört günlük çalışma haftası uygulamasına geçti.

En Kritik Enerji Üretim Merkezlerinde Ciddi Hasar

İsrail’in İran’daki Güney Fars gaz sahasına saldırısı ve İran’ın Katar’daki Ras Laffan LNG tesisine saldırıyla karşılık vermesi, dünyanın en kritik enerji üretim merkezlerinde ağır hasara yol açtı.

Bir analize göre yaşanan gelişmeler petrol ve doğalgaz piyasalarında ani fiyat artışlarına yol açarken, Brent petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine yükseldi. Bununla birlikte altyapının yeniden inşa edilememesi ve karşılıklı saldırı riskinin devam etmesi “uzun vadeli arz güvenliğini” de tehlikeye atıyor.

Endüstriyel Zincirde Kesinti

Ekonomistler Isabella Weber ve Gregor Semieniuk’un New Statesman’da yayımladıkları analizde; küresel LNG ihracatının yaklaşık üçte birinin, petrolün ise önemli bir bölümünün Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğine dikkat çektiler. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması enerji akışının yanı sıra gıda üretiminden mikroçip üretimine dek geniş bir endüstriyel zinciri kesintiye uğratıyor. Üstelik petrol ve gaz üretimi durdurulduğunda yeniden başlatılması aylarca sürebildiğinden kriz büyüyor.

“Küresel Enerji Şoku Geliyor”

Analizin yazarlarından, ekonomi profesörü Weber, “Küresel enerji şoku geliyor. Bu daha önce de gördüğümüz şekilde eşitsizliği derinleştirecek” diyerek Hürmüz Boğazı krizinin ekonomilere yayılacağını ve toplumları parçalayacağını öngördüklerini dile getirdi.

X hesabından paylaşım yapan Weber, “en kötü senaryonun stagflasyon” olduğunu belirterek şiddetli kıtlıklar, artan işsizlik, işçilerin enflasyona ayak uyduramaması, borsaların düşmesi, kredi temerrütlerinin artması gibi olası krizlere dikkat çekti.

Akut Açlık Riski Rekor Seviyeye Çıkabilir

Financial Times ve The Guardian, saldırıların ardından hisse senedi ve tahvil piyasalarında düşüş yaşandığını, yatırımcıların “uzun süreli enerji şoku” ihtimalini fiyatlamaya başladıklarını aktarıyor. The Economist’e göre ise Pakistan, Mısır ve Sri Lanka gibi gelişmekte olan ülkeler ciddi bir ödemeler dengesi kriziyle karşı karşıya. Öte yandan gübre üretiminin doğalgaza bağlı olması nedeniyle arz kesintileri, tarımsal üretimi de doğrudan etkiliyor.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ve Kızıldeniz’deki trafiğe yönelik artan risklerin, enerji, yakıt ve gübre maliyetlerini halihazırda artırdığını ve Orta Doğu’nun ötesinde açlığı derinleştirdiğini belirtiyor. WFP yaptığı açıklamada, akut gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 363 milyona çıkabileceği ve 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşanan açlık seviyelerini aşabileceğini belirtiyor.