;
Politika

“Kömüre Karşı Politika Geliştirmek Zannedildiği Kadar Tabu Olmayabilir”

kömür

Anket sonuçları kömür hakkında pek bilinmeyen bir toplumsal algıyı da ortaya çıkarıyor. Toplumun %79’u, yerli bile olsa kömür yerine çevreye daha az zarar veren enerji kaynaklarının tercih edilmesi gerektiğini söylüyor.

YAZI: Ufuk ALPARSLAN, Ember Bölge Lideri

Anket sonuçlarına baktığımızda toplumun güneş enerjisine olan desteği yüksek ve artmaya devam ediyor. Öyle ki 2021 sonuçlarında %74 olarak en çok tercih edilen elektrik üretimi kaynağı olan güneş, 2022’de bu seviyenin de ötesine geçerek %87 oranında desteğe ulaşmış durumda. Yıl içerisinde küçük yatırımcıların temiz enerji şirketlerine olan yoğun ilgisi ve buna istinaden artan güneş enerjisi odaklı sosyal medya paylaşımlarından da bu durumu kişisel olarak gözlemleme şansımız olmuştu. Halkımız güneş enerjisini yalnızca manevi olarak desteklemiyor, dönüşümün bir parçası da olmak istiyor.

Gerek Rusya-Ukrayna savaşı ile tarihi rekor fiyatlara çıkması, gerekse 2022 Ocak ayında yaşadığımız İran kaynaklı doğalgaz krizinin olası etkisiyle, toplumda doğalgaz santrallarına olan ilgi daha da azalmış durumda. Bir önceki yıl hidroelektrik ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından bile daha fazla destek gören fosil yakıtlı doğalgaz santrallarına olan desteğin %23’ten %10’lara gerilediğini gözlemliyoruz. Bunun sonucu olarak doğalgaz santralları en çok destek verilen kaynaklar arasında 5. sıraya kadar gerilemiş durumda.

Anket sonuçları kömür hakkında pek bilinmeyen bir toplumsal algıyı da ortaya çıkarıyor. Toplumun %79’u, yerli bile olsa kömür yerine çevreye daha az zarar veren enerji kaynaklarının tercih edilmesi gerektiğini söylüyor. Enerji krizinin yaşandığı bir yılda bile bu söylemin değişmediğini, tam tersine arttığını gözlemliyoruz. Nitekim 2021 yılındaki bir önceki ankette toplumun %66’sı yerli bile olsa kömürün tercih edilmemesi gerektiğini belirtmişti. İklim değişikliği konusunda endişeli olmayan kişilerin dahi %70’inin benzer görüş dile getirdiklerini düşününce Türkiye’de kömüre karşı konuşmak ve politika geliştirmek belki de zannedildiği kadar tabu olmayabilir.

Öte yandan Türkiye’de yaygın kanının aksine kömürden elektrik üretiminin büyük kısmı yerli değil ithal kömür ile gerçekleştiriliyor. Nitekim Mart ayında Ember’in yayımladığı çalışmada 2022 yılında 5,3 milyar dolarlık rekor kömür ithalatı yaptığımızı görmüştük. Anket sonuçlarına göre ise halkın yalnızca %2’si ithal kömürü destekliyor. Dolayısıyla elektrik sisteminin karbonsuzlaştırılması yolunda en zayıf halkanın ithal kömür santralları olduğunu söyleyebiliriz.

Ülkemizin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda açıklanan yeni enerji planında orta ve uzun vadede nükleer enerji santrallarına da önemli bir rol biçilmişti. Ancak anket sonuçlarına bakılırsa toplumda bunun karşılığının olmadığını gözlemliyoruz. Öyle ki halkın %77’si nükleer santrala karşı. Bununla birlikte net sıfır hedefi konusunda halkın %83 gibi büyük bir kısmının bilgisinin olmadığını da vurgulamak gerek. Türkiye’de doğrudan iklim değişikliği ile ilgili kavramların ve söylemlerin halen pek alıcısı yok.

Enerji politikaları %7 payla toplumun siyasi tercihlerinde önemli rol oynamıyormuş gibi gözükse de, enerjide dışa bağımlılığımız ve bundan kaynaklı cari açık nedeniyle ekonomiyi; bölgedeki fosil yakıt rezervleri, münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıkları ve savaş nedeniyle dış politikayı da belirliyor. Toplumun %81’inin ekonomi politikalarının, %30’unun ise dış politikaların oy tercihini belirleyeceğini belirtmesi nedeniyle enerji politikalarının dolaylı olarak halkın siyasi tercihlerinde önemli bir unsur olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor.