;
Politika

İkizköy’de Kömür Ocağı için Cami Yıkılıyor

Yeniköy-Kemerköy Termik Santralı’na kömür temini için yerinden edilmek istenen İkizköy’ün Işıkdere Mahallesinde yıkım başladı. Köyün camisi de yıkımdan payını aldı.

Yeniköy-Kemerköy Termik Santralı’na kömür temini için yerinden edilmek istenen İkizköy’ün Işıkdere mahallesinde caminin minaresi ve evler yıkıldı.

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre, kömür ocağı yapılmak istenen 200 yıllık köyün evleri birer ikişer yıkılırken, arkeolojik sit koruması ya da ibadethane olması bu yıkımı engelleyemiyor.

İkizköy Çevre Komitesi üyesi Deniz Gümüşel’in verdiği bilgilere göre köyün kuzeydoğusunda bulunan Kayadere kanyonu/dağ tarafından camiye kadar olan tüm evleri yıkıldı. Aylardır Akbelen ormanını korumak için çadır kurup direnen köylüler direnişleri ile ormanın kesilmesini önlemekle birlikte köyün evlerin birer ikişer yıkılmasına engel olamadıklarını dile getiriyorlar. Köylülerin çok üzgün olduklarını belirten Gümüşel, “Bu büyük yıkım, bu büyük kayıp gözlerimizin önünde oluyor. Engelleyemiyoruz” dedi. İkizköy Işıkdere’nin cami minaresinin yıkıldığını aktaran Gümüşel, şunları söyledi; “En az 200 yıllık bir köyden geriye kalan ne varsa kömür için yok ediliyor. Tarih, kültür, kişisel ve toplumsal anılar… Eski bir Yahudi yerleşimi olan İkizköy Işıkdere’de devam eden arkeolojik kazılarda Bizans dönemine ait bir kilise, çok sayıda mezar ve yağhane gibi bazı buluntulara ulaşıldı. Buluntuların bir kısmının Ören’deki açık hava müzesine taşındığı söyleniyor. Ancak şu ana kadar çalışmalar ‘kurtarma kazısı’ düzeyinde ve Yeniköy Kemerköy Elektrk Üretim ve Ticaret AŞ sponsorluğunda yürütülüyor.”

Gümüşel, bölgedeki hukuki geçmişe dair de şu bilgileri verdi:

“Yıkımı termikçi şirket yapıyor. Taşeron vardı, 4-5 ay önce sözleşmesine son verdiler. Limak kendi iş makinelerini alana getirip kendileri çalışıyor. YK enerji olarak yürütüyor maden işini Limak. Bu mahalle 2017’de kamulaştırma işlemi yapılmış. Aynı İkizköy’ün 2019’da diğer mahallelerine yapıldığı gibi. Önce ihbarnameler gönderiliyor, köylüye arazilerinizi satın almak istiyoruz diye. Köylü satmayınca kaymakamlık aracılığı ile kamulaştırma yapılıyor. Kamulaştırma sürecinde hem kaymakam, hem muhtar ciddi bir baskı kuruyor köylünün üzerinde. Yanlış bilgilendiriyor köylüyü, hukuki hakları hakkında bilgi vermiyorlar vs.
Sanırım bir iki kişi değer biçme davası açıyor sadece. Rayiç bedelin az olduğuna dair itiraz ediyor ama kamu yararına karşı bir dava süreci işletilmiyor. Öylece ellerinden alınıyor toprakları köylülerin. Zaten çoğunluğu 70 yaş üstü, çocukları büyükşehire taşınmış bir köy burası. Köyde doğru düzgün genç de yokmuş. Yani karambolle, baskıyla kamulaştırmışlar o köyü.”

Gümüşel’in verdiği bilgilere göre İkizköy ve çevre köylerin doğa koruma derneği olan KARDOK’un alanın arkeolojik sit alanı ilan edilmesi için Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na karşı bir dava açtı. Halen devam eden dava süreci sonuçlanmadan şirket köydeki evlerin ve caminin yıkımına başladı.

Bölgedeki açık linyit ocağı Muğla’daki termik santrallara yakıt sağlamak için 1979 yılından bu yana faaliyetini sürdürüyor. ÇED’den muaf olan kömür ocağı 15 kilometrelik bir hat boyunca on binlerce dönüm orman ve tarım alanını yutmuş durumda. 2014 yılında özelleştirilen termik santral kapasite artışına giderek yeni kömür sahaları açarak genişlemek istiyor. Bunun için yaklaşık 600 dönümlük Akbelen Ormanı madene tahsis edilirken İkizköylüler iki yılı aşkın bir zamandır ormanın kesilmesine karşı direniyorlar.