Analiz Politika

Denizcilik Sektörü Küresel İklim Eylemine mi Katılıyor?

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO), Londra’da düzenlediği kritik Deniz Koruma Komitesi Toplantısı devam ediyor. Toplantıda, denizcilik sektöründen kaynaklı sera gazları emisyonlarının azaltılması için somut hedefler belirlenmesi gerekiyor. Paris Anlaşması’nı takiben uluslararası havacılık sektörü, emisyonları azaltma anlaşması imzalamıştı. Bu toplantıyla birlikte, gemicilik sektörünün de küresel iklim hareketine katılması bekleniyor.

Denizcilik sektörü, dünyanın en büyük ekonomilerinden Almanya kadar emisyona neden oluyor. Bu sektörün iklim konusunda harekete geçmesi için çalışmalar on yıllardır sürüyor. IMO sera gazı emisyonları dair ilk kararını Kyoto Protokolü’nün imzalandığı yıl olan 1997’de aldı. Bu protokol denizcilik emisyonlarının sorumluluğunu resmi olarak IMO’ya devretti.

Ancak bu zamandan beri görüşmeler uzadıkça uzadı. Masada birçok konu tartışma konusu bulunuyor. Özellikle, denizcilik sektörünün önde gelen ve çok sayıda gemiye sahip olan ülkeleri, emisyon azaltımının ülkelere orantısız dağıtılacağına dair çekincelere sahip. Keza yalnızca altı bayrak devleti -Panama, Çin, Liberya, Marshall Adaları, Singapur ve Malta- küresel denizcilik faaliyetlerinden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50’sinden fazlasından sorumlu.

Uzun yıllar tıkalı kalan ve uzadıkça uzayan süreç, Paris iklim görüşmeleri arifesinde, Marshall Adaları’nın IMO’nun ısınmayı 1,5ºC derece altında tutma hedefiyle uyumlu bir sera gazı azaltım hedefi belirlemesini talep eden teklifi ile tekrar hızlandı. Londra’da devam eden toplantıda, denizcilik sektörünün artık bir karara varması ve somut adımlar atılması bekleniyor.

Bu haftaki IMO sera gazı “çalışma grupları” tartışmaları öncesinde, ülkeler deniz taşımacılığı sera gazı stratejisine dair görüşlerini bildirdi. Çalışma grubu önümüzdeki hafta “Yetmiş İkinci Deniz Çevresini Koruma Komitesi’ne (MEPC)” rapor sunacak ve ardından da nihai karar alınacak.

Toplantıyı Carbon Brief de yakından takip ediyor. Carbon Brief’in toplantı hakkında hazırladığı detaylı analize göre, tartışmalarda öne çıkan iki teklif var.

Dünyanın önde gelen denizcilik ülkelerinden biri kabul edilen Marshall Adaları ve onu destekleyen bazı diğer Pasifik Ada Ülkeleri, küresel gemicilik sektörünün 2035 yılına kadar tamamıyla karbonsuzlaştırılmasını talep ediyor.

Japonya ise daha düşük bir hedef içeren bir plan öneriyor. Teklif, 2060 yılına kadar 2008 yılı emisyon seviyelerinden %50 oranında bir azaltım yapılmasını ve 2030 yılına kadar gemilerin yakıt verimliliğinin %40 kadar iyileştirilmesini içeriyor.

Japonya’nın teklifi ayrıca Paris Anlaşması açısından da sorunlu görülüyor. Ancak, bu öneri Paris Anlaşması’nda belirtilen 1,5ºC derece hedefi bir yana, “2ºC derecinin oldukça altında” taahhüdüyle uyumlu olmaktan oldukça uzak.

Japonya’nın teklifine sivil toplum kuruluşları da karşı çıkıyor. Dünyaca ünlü sivil toplum kuruluşu Avaaz, Japonya’nın teklifine karşı bir imza kampanyası başlattı bile. Kampanyada “Japonya, iklimimizi batırma, kirli gemileri temizle” deniliyor.

Toplantı Türkiye için de çok önemli!

Toplantı Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. 8 bin 333 km’yi bulan sahil şeridi, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlaması, enerji üreten ülkelere yakınlığı, uluslararası ulaşım yolları üzerinde bulunması ve yeterli oranda kara ve demiryolu bağlantısı sebebiyle denizyolu taşımacılığında önemli role sahip Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 87’si deniz yoluyla gerçekleşiyor.

IMO 72. Deniz Koruma Komitesi Toplantısı’ndan çıkacak muhtemel bir emisyon azaltım kararı, Türkiye için önemli ekonomik fırsatlar doğurabilir. Rüzgâr ve jeotermal potansiyeli ile Türkiye, temiz ve sıfır emisyonlu yakıt sağlayıcısı olma konusunda bir dünya lideri olma şansına sahip. Bu toplantıda alınacak kararlarla, halihazırda fosil yakıtlara ve petrole bağımlı denizcilik sektöründe sıfır emisyon hedefi ile başlayacak dönüşüm, net enerji ithalatçısı Türkiye’nin dışa bağımlılığının azalmasını sağlayacak koşulları da yaratabilir.

OECD: 2035’te denizcilik karbonsuzlaşabilir

OECD tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan bir rapor, deniz taşımacılığından kaynaklanan karbon emisyonlarının 2035 yılında neredeyse tamamıyla sıfırlanabileceğini ortaya koyuyor. Deniz taşımacılığı kaynaklı emisyonların azaltılması için yapılan planlar ekonomide köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Türkiye’nin bu teknolojik dönüşümden faydalanacak bir yaklaşımı seçmesi, yeni yatırım alanlarına dahil olarak ekonomik avantaj sağlamasına fırsat verebilir. Aynı zamanda IMO’nun kısa ve orta vadeli önemleri uygulama seçeneğiyle politik açıdan izole olma riskini bertaraf etmesine de hizmet edebilir.

Emisyon Oranları

Uluslararası Temiz Taşıma Konseyi ICCT’nin kısa süre önce yayınladığı rapora göre, deniz taşımacılığı sektörü 2015 yılında 932 milyon ton CO2 emisyonuna yol açtı. 2012 yılında sektörün CO2 emisyonları küresel enerji kaynaklı CO2 emisyonlarının yaklaşık %2,2’sini teşkil ederken, 2015’e gelindiğinde bu oran %2,6’ya çıktı.

Kaynak: ICCT

(Uluslararası gemicilik CO2 emisyonları (milyon ton), karşılaştırmalı. Kaynak: ICCT)

(Kaynak: ICCT)