Muğla Milas’ta Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazileri için alınan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada Danıştay yürütmeyi durdurdu. Konuyla ilgili açıklama yapan avukatlar, Akbelen’de yaşam alanlarını, zeytinliklerini ve geleceğini savunan köylüler aleyhine tesis edilen acele kamulaştırma kararlarına karşı yürütülen hukuk mücadelesinde önemli bir eşik aşıldığını belirtti.
Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki tarım arazilerinin kömür madeni sahasına dahil edilmesi için alınan acele kamulaştırma kararına Danıştay’dan durdurma kararı çıktı.
Danıştay 6. Dairesi, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallarına kömür sağlanması amacıyla alınan Cumhurbaşkanlığı kararının, davaya konu taşınmazlar yönünden yürütmesini oy birliğiyle durdurdu. Mahkeme, kararında acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğunu vurguladı. Danıştay, acele kamulaştırma için gereken olağanüstü ve acil durumu ortaya koymadığını belirtti.
Milas’a bağlı Çamköy Mahallesi’nde bulunan bazı parsellerin linyit madeni üretimi için acele kamulaştırılmasına karşı açılan davada, bölgede çok sayıda zeytin ağacının zarar göreceği, zeytinciliğin yöre halkı için temel geçim kaynaklarından biri olduğu ve kararın yaşam hakkı, mülkiyet hakkı ile çevre sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğuracağı ifade edildi.
Danıştay 6. Dairesi, kararında olağan kamulaştırma ile acele kamulaştırmanın farklı hukuki yollar olduğuna dikkat çekti. Mahkeme, acele kamulaştırmanın ancak kamu düzeni açısından gerçek bir aciliyetin bulunduğu istisnai durumlarda uygulanabileceğini kaydetti.
Kararda, idarenin ortaya koyduğu gerekçelerin acele kamulaştırma prosedürüne başvurulmasını zorunlu kılan olağanüstü bir durum oluşturmadığı belirtildi. Danıştay, Cumhurbaşkanlığı kararının uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkansız zararların doğabileceğine hükmetti. Böylece, acele kamulaştırma kararının yürütmesi durduruldu.
“Hukuk Mücadelesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı”
Konuyla ilgili açıklama yapan Av. Arif Ali Cangı ve Av. İpek Sarıca, Akbelen’de yaşam alanlarını, zeytinliklerini ve geleceğini savunan köylüler aleyhine tesis edilen acele kamulaştırma kararlarına karşı yürütülen hukuk mücadelesinde önemli bir eşik aşıldığını belirtti.
Açıklamada, “Acele kamulaştırmanın iptaline ilişkin açılan toplam 93 ayrı davada, Danıştay 6. Dairesi dava konusu Cumhurbaşkanı kararının yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi. 5 Mayıs’ta tebliğ edilen karar, uzun süredir fiilen etkisizleştirilen hukuku diriltmek için yapılmış güçlü bir yargı müdahalesidir” denilerek Danıştay’ın verdiği yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte acele kamulaştırma işleminin hukuken uygulanamaz hale geldiği ifade edildi.
“Bölgede Acele Kamulaştırmayı Haklı Kılacak Olağanüstü Acelelik Hali Yoktur”
Açıklamada, “Kararda da belirtildiği üzere, bölgede acele kamulaştırmayı haklı kılacak olağanüstü bir acelelik hali yoktur. Ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri ya da şirket faaliyetlerinin sürekliliği, kanunun öngördüğü istisnai yöntemi meşrulaştıramaz. Bu tespit, başından beri dile getirdiğimiz Akbelen’deki doğaya ve yaşam alanlarına yapılan müdahalenin kamu yararına değil, belirli bir ekonomik tercihe dayandığıdır. Artık, Milas acele kamulaştırmalarının Limak, İçtaş ortaklığındaki Yeniköy Kemerköy Enerji şirketinin çıkarına yapıldığı tartışmasız hale gelmiştir” denildi.
“Esra Işık Derhal Serbest Bırakılmalıdır”
Tarihi kararın en önemli sonucunun, acele kamulaştırma işlemine dayanılarak yürütülen tüm idari ve yargısal süreçlerin hukuki dayanağını yitirmiş olduğu vurgusu yapılarak, şunlar aktarıldı: “Bu hukuksuz sürece dayanılarak yürütülen işlemler yalnızca mülkiyet hakkını değil, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını da doğrudan etkilemiştir. Akbelen direnişi sırasında özgürlüğünden yoksun bırakılan Esra Işık bakımından hukuki durum artık tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır. Tutuklamaya dayanak yapılan süreçlerin hukuki temeli ortadan kalkmıştır. Esra’nın engellediği iddia edilen keşif, artık geçersizdir. Hukuksuz işlemin engellendiği gerekçesiyle özgürlükten yoksun bırakmanın sürdürülmesi kabul edilemez. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır.”
El koyma davalarının reddedilmesinin ve acele kamulaştırma kararından dönülmesinin talep edildiği açıklamada, “Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 649 adet el koyma davası dayanaksız kalmıştır, başka bir işleme gerek kalmadan davaların reddine karar verilmelidir. Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesi, 125. maddesinde düzenlenen yargı denetimi ve 138. maddesinde açıkça ifade edilen mahkeme kararlarının bağlayıcılığı birlikte değerlendirildiğinde, bu kararın gecikmeksizin uygulanması zorunludur. Yargı kararlarını etkisizleştirmeye yönelik her türlü idari ya da fiili girişim, anayasaya açık aykırılık teşkil edecektir” denildi.
10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararının hukuka aykırılığının Danıştayca tescillendiğinin vurgulandığı açıklamada, “Milas’ın 7 köyünü kapsayan 679 parsel için verilen acele kamulaştırma kararından derhal dönülmelidir” denildi.
Öte yandan acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştıran ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldıran düzenlemeler içeren 7554 sayılı Kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’nde açılan 2025/204 Esas sayılı dosyanın bu hukuksuzluk sürecinin sonlanması için son derece önemli olduğu aktarıldı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “7554 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve yargı denetimini etkisizleştiren bir nitelik taşımakta; idareyi şirketlerin taşeronu haline getirerek olağanüstü yetkiler tanırken yurttaşların hak arama yollarını daraltmaktadır. Akbelen’de yaşananlar, bu düzenlemenin nasıl bir hak ihlali rejimine kapı araladığını somut biçimde göstermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’ni, açıkça Anayasa’ya aykırı olan 7554 sayılı Kanun’u iptal etmeye; hukuk devleti ilkesini, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ve mülkiyet hakkını koruyacak, doğanın ve yurttaşın hukuksal güvenliğini sağlayacak bir karar vermeye çağırıyoruz.”
“Haklı Bir Direniş Kazandı”
Açıklamada, Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararlarının Akbelen’de verilen mücadelenin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koyduğu dile getirildi.
Açıklama, “Yaşam alanlarını savunanların karşısında konumlanan tüm uygulamalar, yargı kararıyla bir kez daha sorgulanmış ve hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Bu kararın gereği derhal yerine getirilmeli; hukuka aykırı uygulamalara son verilmelidir. Şunu da vurgulamak istiyoruz; elde edilen yargı kararı, havayı, suyu, toprağı, kısacası doğasıyla birlikte onurlu yaşamlarını korumak için direnen müvekkillerimizin yılmadan sürdürdükleri mücadelenin, Akbelen direnişinin kazanımıdır. Yaşam için direnenleri selamlıyoruz. Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz” ifadeleriyle son buldu.


