fbpx
Politika

Brexit Deklarasyonu: İngiltere ve AB İklim Değişikliğine Karşı Birlikte Mücadele Edecek

ANDY RAIN

İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) ileriye yönelik enerji, servis ve ürün ticaretinde bağlayıcı olmayan bir anlaşma taslağı oluşturdular. Brexit geçiş süreci ve sonrası için İngiltere ve AB, taslak anlaşmasının bir parçası olan, iklim değişikliğine karşı mücadele ve Paris Anlaşması’nın şartlarını yerine getirme konularında ilişkilerini sağlamlaştırma kararı aldı.

Haber: Gülce Demirer

Avrupa Birliği ve İngiltere arasındaki, Brexit sonrası döneme dair, ileriye dönük çalışmaları içeren ticaret, enerji, güvenlik ve uluslararası taahhütleri konularını esas alan politik deklarasyon, perşembe sabahı AB Konsey Başkanı Donald Tusk tarafından beyan edildi.

Anlaşma bağlayıcı olmadığı için değişikliklere tabii olduğu gibi, Brexit anlaşmasının Pazar günü yapılacak özel bir AB zirvesinde sonuçlandırılmasının önünü de açıyor. Ancak anlaşmanın son halinin, muhafazakar ve muhalif milletvekilleri tarafından şiddetli eleştiriler alması nedeniyle, İngiltere Parlamentosu’nun alt meclisi olan Avam Kamarası’nda oy birliği ile geçmesi gerekiyor.

İlk olarak geçtiğimiz haftanın başında yayımlanan yedi sayfalık deklerasyon taslağı, AB ve İngiltere’nin önümüzdeki iki yıllık geçiş süreci ve sonrasına dair işbirliği ve ortak ilgi alanlarını kapsayan ve 2020 yılının sonunda alınacak kararlar için bir çerçeve ortaya koyuyor.

Sızan anlaşma, AB ve İngiltere’nin özgür ve adil ticaretin güvenlik ve refah sağlayacağı konusunda hemfikir olduğunu; bireysel haklar, hukukun egemenliği, işçilerin; tüketicilerin, çevrenin korunması ve haklara ve değerlere karşı oluşabilecek tehditlere karşı birlikte mücadele etme konusunda anlaştıklarını belirtiyor.

Güncellenmiş taslak “iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma, sınır ötesi kirlilik, ticaret korumacılığı ve finansal istikrar” alanları dahil olmak üzere çevresel işbirliğinin temel alanlarını muhafaza ettiğini ve iki tarafın Paris Anlaşması gibi uluslararası iklim değişikliği vaatlerine ilişkin taahhütlerini teyit ediyor. Belge, çevre standartlarının sağlanması ve iklim değişikliği hedeflerinin korunması için hükümetlerce desteklenen ürün, hizmet ve yatırım, finansal hizmetler, dijitalizasyon, ulaşım, enerji ve balıkçılık konularında işbirliği vaat eden bir dizi önemli ekonomik sektörü kapsıyor.

İngiltere ve AB, enerji konusunda “geniş kapsamlı” bir nükleer işbirliğine ek olarak “İngiltere’nin ulusal seragazı emisyon ticareti sistemini AB’nin emisyon ticareti sistemleri (ETS) ile bağlamayı hedeflerken”, AB’nin atom enerjisi topluluğu Euratom ile “mevcut yüksek nükleer güvenlik standartları”nı sağlamak adına karbon fiyatlandırması üzerinde işbirliği yapmayı planladıklarını belirtiyor.

Taslak, tarafların rekabetçi piyasalara ve ağlara ayrım gözetmeyen bir erişim temeliyle, düşük maliyetli, temiz, güvenli elektrik ve gaz tedariğini desteklemek için işbirliği yapılması gerektiğini de belirtiyor. Bununla birlikte, İngiltere ve AB’nin “karar verme özerkliklerini” koruyacak şekilde çevre konularında nasıl işbirliği yapmaya devam edeceklerini detaylandıran yeni çizelgeler de içeriyor.

Bildirge, tarafların halk sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, sosyal hizmetler, kamu eğitimi, güvenlik, kamu güvenliği gibi yasal kamu politikası hedeflerine ulaşmak için uygun gördükleri koruma düzeylerine göre ekonomik faaliyetlerini düzenleme yetkisini ve özerkliklerini koruyacaklarını taahhüt ediyor.

Ayrıca bildirgede “sürdürülebilir düzeyde balıkçılık yapmak, kaynakların korunmasını teşvik etmek ve temiz, sağlıklı ve üretken bir deniz ortamını teşvik etmek” adına geniş kapsamlı ve uluslararası bir taahhüt de yer alıyor. İngiltere’nin “bağımsız bir kıyı devleti olacağı” vurgulanırken, düzenleyici özerkliğinin korunacağı da ifade ediliyor. Taraflar, geçiş dönemi 2020’de sona erecek dönem için sulara ve kota hisselerine erişimi kapsayan yeni bir balıkçılık anlaşması imzalamayı da kabul etti.

Bildirge geçen hafta İngiltere’nin AB çevre standartlarına uymayı nasıl planladığı, yeni icra mekanizmalarını nasıl sunacağı ve Brexit sonrası çevre ilkelerine nasıl uyacağı hakkında daha ayrıntılı bilgi veren Çekilme Anlaşması üzerine inşa edildi.

Yeşil gruplar, anlaşmanın çevre standartlarını koruma konusundaki taahhüdünü memnuniyetle karşıladılar. Ancak bu standartların nasıl uygulanacağına dair endişeler sürüyor ve anlaşmanın yenilgisinin yeni bir kuralsızlaştırma dalgasıyla sonuçlanacak bir senaryoyu tetikleyip tetikleyemeyeceği bilinmiyor.