Akdeniz kıyılarında görülen mikroplastik kirliliği meclis gündemine taşındı. YENİ Partili Evrim Rızvanoğlu, Sağlık Bakanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğine iki ayrı yazılı soru önergesi verirken, tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılmasında geç kalındığını, depozito sisteminin yıllarca ertelendiğini, kaynağında ayrı toplama sisteminin ülke genelinde etkin hâle getirilemediğini ve yasa dışı atık dökümlerini önleyecek yeterli denetim mekanizmasının kurulamadığını belirtti.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Antalya, Mersin ve diğer Akdeniz kıyılarında son günlerde deniz yüzeyinde ve sahillerde görülen mikroplastik kirliliğini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Rızvanoğlu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle iki ayrı yazılı soru önergesi verdi. Önergelerinde mikroplastik kirliliğinin çevre ve halk sağlığı üzerindeki etkilerinin yanı sıra Türkiye’nin plastik atık ithalatını, Bakanlığın “Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası” kapsamında belirlediği hedefleri ve mevcut uygulamaların bu hedeflerle ne ölçüde uyumlu olduğunu gündeme getirdi. Rızvanoğlu ayrıca Türkiye’nin plastik ve mikroplastik kirliliğine yönelik politikalarının COP31 ajandası’nda yer alan “Sıfır Atık” ile “Okyanuslar ve Denizler” başlıklarıyla uyumlu olup olmadığını sorguladı.
Rızvanoğlu önergesinde, tek kullanımlık plastiklerin sınırlandırılmasında geç kalındığını, depozito sisteminin yıllarca ertelendiğini, kaynağında ayrı toplama sisteminin ülke genelinde etkin hâle getirilemediğini ve yasa dışı atık dökümlerini önleyecek yeterli denetim mekanizmasının kurulamadığını belirtti.
Türkiye’nin plastik atık ithalatını da gündeme getiren Rızvanoğlu, Avrupa Birliği ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atık miktarının 2025 yılında yaklaşık 503 bin tona ulaştığına, Birleşik Krallık’tan ise yaklaşık 139 bin ton plastik atık gönderildiğine ilişkin verilere yer verdi.
“İthal Edilen Plastik Atıkların Ne Kadarı Gerçekten Geri Dönüştürüldü?”
Rızvanoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:
“Bakanlığınızın elindeki en güncel verilere göre Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında deniz suyu, sediment, kıyı kumu ve deniz canlılarında tespit edilen mikroplastik kirliliğinin düzeyi nedir? Son beş yılda bu kirlilikte nasıl bir değişim yaşanmıştır?
2021-2025 yılları arasında Türkiye’ye ithal edilen plastik atık miktarı yıllar itibarıyla ne kadardır? Bu atıkların ne kadarı geri dönüştürülmüş, ne kadarı enerji geri kazanımı amacıyla yakılmış, ne kadarı depolanmış veya diğer yöntemlerle bertaraf edilmiştir?
Plastik atık ithalatının denizlerdeki plastik ve mikroplastik kirliliği üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınız tarafından hazırlanmış herhangi bir bilimsel etki analizi, risk değerlendirmesi veya izleme raporu bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa sonuçları nelerdir?”
“44 Eylemden Bugüne Kadar Hangileri Tamamlandı?”
Rızvanoğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2025 yılında hazırlanan “Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası” kapsamında toplam 44 eylem öngörüldüğünü de hatırlattı.
Rızvanoğlu Bakan Kurum’a:
“Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası kapsamında öngörülen 44 eylemden bugüne kadar hangileri tamamlanmıştır?
Son beş yılda plastik atık ithal eden geri dönüşüm tesislerine yönelik kaç denetim gerçekleştirilmiştir? Bu denetimlerde kaç tesiste mevzuata aykırılık tespit edilmiş, kaç tesise idari yaptırım uygulanmış ve kaç tesisin faaliyet izni askıya alınmış veya iptal edilmiştir?
Bakanlığınızın, Türkiye’nin denizlerinde mikroplastik kirliliğini düzenli olarak izleyen ve sonuçlarını kamuoyuyla açık veri olarak paylaşan ulusal bir izleme ve raporlama sistemi oluşturulmasına yönelik bir çalışması bulunmakta mıdır?” sorularını yöneltti.
COP31 Öncesi Plastik Kirliliği ve Atık İthalatını Sordu
Rızvanoğlu, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’i de önergesine taşıdı. COP31 Aksiyon Ajandası’nda “Sıfır Atık” ile “Okyanuslar ve Denizler” başlıklarının öncelikli çalışma alanları arasında bulunduğunu belirten Rızvanoğlu, Bakan Kurum’a şu soruları yöneltti:
“COP31 Aksiyon Ajandası’nın ‘Sıfır Atık’ ve ‘Okyanuslar ve Denizler’ başlıkları kapsamında Türkiye tarafından plastik atıkların azaltılması, deniz çöpleriyle mücadele ve mikroplastik kirliliğinin önlenmesine ilişkin hangi girişimlerde bulunulacaktır?
COP31 öncesinde plastik kirliliğinin azaltılmasına yönelik yeni bir eylem planı, hedef veya mevzuat değişikliği açıklanacak mıdır?
Bakanlığınızın, Türkiye’nin plastik atık ithalatının azaltılmasına veya aşamalı olarak sonlandırılmasına yönelik bir stratejisi ya da takvimi bulunmakta mıdır?”
Sağlık Bakanlığına sunduğu önergede mikroplastiklerin yalnızca deniz ekosistemlerini etkileyen bir çevre sorunu olmadığını belirten Rızvanoğlu; deniz suyuyla temas, deniz ürünlerinin tüketimi ve diğer çevresel maruziyet yolları nedeniyle konunun halk sağlığını da ilgilendirdiğine dikkat çekti.
Son yıllarda yayımlanan bilimsel çalışmalarda mikroplastiklerin insan kanında, plasentada, anne sütünde ve çeşitli organlarda tespit edildiğini hatırlatan Rızvanoğlu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na şu soruları yöneltti:
“Akdeniz kıyılarındaki yüzme alanlarında görülen mikroplastik kirliliğinin insan sağlığı açısından oluşturabileceği risklere ilişkin Bakanlığınız tarafından herhangi bir inceleme, numune alma, analiz veya bilimsel değerlendirme yapılmış mıdır?
Son günlerde kamuoyuna yansıyan mikroplastik kirliliği nedeniyle herhangi bir plaj veya yüzme alanı için denize girilmemesi yönünde tavsiye, uyarı veya kısıtlama kararı alınmış mıdır? Alınmadıysa gerekçesi nedir?
Bakanlığınız tarafından Türkiye’de mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik yürütülen veya desteklenen herhangi bir bilimsel araştırma, epidemiyolojik çalışma veya biyolojik izlem programı bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa kapsamı ve temel sonuçları nelerdir?
Bakanlığınız tarafından hamileler, bebekler, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin mikroplastik maruziyetine ilişkin özel bir araştırma veya izleme programı yürütülmekte midir?
Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası sağlık kuruluşlarının mikroplastiklere ilişkin değerlendirmeleri doğrultusunda Bakanlığınız tarafından alınan veya alınması planlanan koruyucu halk sağlığı tedbirleri nelerdir?
Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin izlenmesine yönelik ulusal bir eylem planı veya insan biyolojik izlem programı oluşturulmasına ilişkin Bakanlığınızın bir çalışması bulunmakta mıdır?”
Rızvanoğlu ayrıca Türkiye’de mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik bilimsel araştırma, epidemiyolojik çalışma veya biyolojik izlem programı bulunup bulunmadığını ve ulusal bir eylem planı hazırlanmasına yönelik çalışma yapılıp yapılmadığını sordu.


