Türkiye’nin ve Avustralya’nın COP31 Başkanlıklarına yönelik açık mektup yayımlayan 95 STK, küresel bir elektrifikasyon hedefini memnuniyetle karşılarken hakkaniyetli ve yenilenebilir enerji öncülüğünde bir uygulama için yedi güvence ilkesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye’nin COP31 Başkanlığının New York İklim Haftası kapsamındaki Elektrifikasyon Günü’nde Elektrifikasyon Girişimi ve Taahhüdü’nün ayrıntılarını paylaşmasının ardından, dünyanın dört bir yanından 95 sivil toplum kuruluşu ve ağı, Türkiye’nin ve Avustralya’nın COP31 Başkanlıklarına hitaben açık mektup yayımladı. Mektup, kuruluşların küresel elektrifikasyon hedefini destekleyecekleri ve hedefin başarıyla uygulanması için gereken kamusal desteğin oluşturulmasına katkı sunacakları koşulları ortaya koyuyor. Kuruluşlar, “COP31 Başkanlığının 2035’e kadar nihai enerji talebinin %35’inin elektrifikasyonuna yönelik küresel bir hedefi COP31’in temel unsurlarından biri haline getirme önerisini ve elektrifikasyonun arkasındaki artan siyasi ivmeyi” memnuniyetle karşıladıklarını belirtiyor. Ancak elektrifikasyonun bir amaç değil bir araç olduğunu ve önerilen hedefe verdikleri desteğin daha kapsamlı bir dizi önleme ve taahhüde bağlı olduğunu vurguluyor.
Mektupta, “(Elektrifikasyon hedefi) ancak elektrik yenilenebilir kaynaklardan üretiliyorsa, bugün elektriğe erişimi olmayan insanlara ulaşıyorsa, finansman da arkasından geliyorsa ve Adil Geçiş mekanizması, finansman ve uyum müzakerelerindeki ilerlemeyle ve diğer mevcut taahhütlerle birlikte hayata geçiriliyorsa bir anlam taşır” ifadelerine yer verildi. Mektubu imzalayan kuruluşlar hükümetleri, COP31 Başkanlıklarını ve Birleşmiş Milletler’i her türlü elektrifikasyon hedefini ve girişimini yedi güvence ilkesine dayandırmaya çağırıyor:
- Elektrifikasyon yenilenebilir enerjiyle sağlanmalı ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmalı, bu bağımlılığı sürdürmemeli.
- Önce verimlilik ve yeterlilik gelir; insanlar veri merkezlerinden önce gelir.
- Elektrifikasyon enerjiye erişim açığını kapatmalıdır.
- Küresel hedeflere ulaşmak için ulusal düzeyde somut hedefler ve politikalar hayata geçirilmeli.
- Şebekeler ve depolama yenilenebilir enerji için inşa edilmeli ve toplulukların haklarına saygı göstermeli.
- İddialı hedefler kamu finansmanıyla ve gerçek uygulama araçlarıyla desteklenmeli.
- Geçiş mineralleri, maden çıkarımının zararlarını tekrarlamamalı.
“Fosil Yakıtlara Değil, Yenilenebilir Enerjiye İhtiyaç Var”
Kuruluşlar ayrıca her bir güvence ilkesini ayrıntılı olarak açıklıyor ve “doğru yapılan elektrifikasyonu COP31’in önemli ve belirleyici bir sonucu haline getirmek için COP31 Başkanlıklarıyla ve hükümetlerle birlikte çalışmaya hazır” olduklarını belirtiyor. Mektup, önümüzdeki günlerde Avustralya ve Türkiye COP31 Başkanlıklarının temsilcilerine resmi olarak iletilecek.
Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay elektrifikasyon kendi başına bir amaç olmadığını ve ancak fosil yakıtların yerini alırsa iklim için bir kazanıma dönüşeceğini söyledi ve şöyle devam etti: “COP31’in yenilenebilir enerjiyle çalışan bir elektrifikasyon hedefini taahhüt etmesine ihtiyacımız var: Finansmanı sağlanmış, hakkaniyetli ve bugüne kadar enerji dönüşümünün dışında bırakılmış topluluklar ve ülkeler için adalete dayanan bir hedef.”
Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Programme Lideri Pierre Terras ise elektrifikasyonun, iklim kriziyle mücadelede en güçlü araçlardan biri olduğunu aktarırken gerçek bir iklim çözümü olabilmesi için yenilenebilir enerjiyle sağlanması ve fosil yakıtların yerini alması gerektiğinin altını çizdi.
“Büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yarışıyla hız kazanan yeni veri merkezleri ise temiz elektrifikasyonun önünde doğrudan bir tehdit oluşturuyor” diyen Terras sözlerini “Günümüzde veri merkezleri, dünya genelinde fosil gazdan elektrik üretiminin artmasının başlıca nedenlerinden biri. Üstelik yenilenebilir enerjiyle çalışsalar bile, gerekli kurallar ve sınırlar getirilmediği takdirde, konutların, ulaşımın ve sanayinin karbonsuzlaşması için acilen ihtiyaç duyulan temiz elektriği tüketerek bu alanların dönüşümünü zorlaştırabilirler” diyerek tamamladı.


