Köylüler, madenin mevcut faaliyeti nedeniyle gördükleri zararı anlatarak isyan etti. Tarlalarına izinsiz girildiğini, bin yıllık çınar ağaçlarının kesildiğini, derelerin atıklarla kapatıldığını söyledi. Derede artık balık kalmadığını, kurbağa bile yaşamadığını ifade eden köylüler, şirketin taahhütlerine inanmadıklarını ve madenin kapasite artışını istemediklerini belirtti.
Balıkesir ili İvrindi ilçesi Gözlüçayır köyü yakınlarında antimuan madeni kapasite artışı projesi için Halkın Katılımı Toplantısı yapıldı.
Balıkesir Metal Madencilik Ltd. Şti. tarafından, 2019 yılında ilk ÇED süreci başlatılan ve 23 hektar için “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınarak çalışmaya başlanılan antimuan madeni için şirket alansal ve üretimsel kapasite artışı için yeni bir ÇED süreci başlattı.
İşletme Ruhsatı alanı 242,91 ha olan şirket, 23,54 ha olan ÇED alanını 191,23 ha’a çıkarmak istiyor. Bir adet açık ocak ve iki adet de yer altı galerisinde çalışmayı planlıyor.
Köy konağında yapılan toplantıya köylüler yoğun ilgi gösterdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği de toplantıya katıldı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı temsilcisinin toplantıyı açmasından sonra, ÇED şirketi temsilcisi, ÇED Başvuru Raporu’nu özetledi.
Sunumun ardından söz alan köylüler, madenin mevcut faaliyeti nedeniyle gördükleri zararı anlatarak isyan etti. Tarlalarına izinsiz girildiğini, bin yıllık çınar ağaçlarının kesildiğini, derelerin atıklarla kapatıldığını söyledi. Derede artık balık kalmadığını, kurbağa bile yaşamadığını ifade eden köylüler, şirketin taahhütlerine inanmadıklarını ve madenin kapasite artışını istemediklerini belirtti.
Köyün muhtarı da söz alarak, şirketin yeraltı galerilerinden çıkan suyun dereye basıldığını ve derenin kirletildiğini, maden alanında kullanılan suyun köyün içme suyu hattından gittiğini, mevcut suyun zaten artık köye yetmediğini söyleyerek madenin köyün suyunu kullanmasına karşı çıktı.
Köylü kadınlardan biri de suyun önemli olduğunu, madene su verilmesine razı olmadığını, madene karşı olduğunu söyledi. Daha sonra izinsiz bir şekilde tarlasına girildiğini belirten bir köylü kadın da şirketi Bakanlık görevlilerine şikayet etti.
Bölgedeki 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı da Görmezden Gelinmiş!
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan da söz alarak ÇED Başvuru Dosyası’ndaki yer alan eksikler ve hatalara dikkat çekti. Doğan konuşmasında şunları aktardı:
“Dosya eksikler ve hatalarla dolu ve baştan savma hazırlanmış. ÇED Başvuru Dosyası’nı hazırlayan ekipte maden mühendisi, jeoloji mühendisi, harita mühendisi yok. Alanda flora ve fauna incelemesi yapılmadan kaynak taraması ile bilgi verilmiş. Yanı sıra kümülatif etki değerlendirmesi yapılmamış ve civardaki madenler görmezden gelinmiş. Oysa civarda halen çalışmakta olan antimuan madenleri, altın madenleri, taş ocakları var. Bölgedeki mevcut arkeolojik sit alanları da görmezden gelinerek, “korunan alan yok” denilmiş. Oysa Google taraması ile bile civarda 1. derece arkeolojik sit alanı olduğu görülüyor. Hidrojeolojik etüd yapılmamış, dereler, göletler dikkate alınmamış. Oysa ÇED alanında dereler bulunmakta. Alanın mülkiyet durumunda ormanlık ve tarım alanlarının ÇED alanı içindeki payları ve miktarları belirtilmemiş. Kısacası bu proje ormanları ve tarım alanlarını yok edecek, geçimlik kaynaklarını, meralarını kaybeden köylü göçe zorlanacak. Dereler, yeraltı suları ve topraklar kirlenecek.” Doğan, projenin şirkete iadesini ve ÇED sürecinin sonlandırılmasını da talep ettiklerini belirtti.
Gökçeyazı Derneği Başkanı Dilek Yalçın ise kendi köyleri yakınlarında, Türkmen Dağı’nda da bir altın madeni olduğunu, ona karşı mücadele ettiklerini, buraya desteğe geldiklerini, raporda madende evsel su kullanımı dışında kullanılan suyun nereden ve nasıl sağlanacağı ve miktarının belirtilmediğini, madenin tarım alanlarına ve ormanlara zarar vereceğini belirterek ÇED sürecinin sonlandırılmasını istediklerini aktardı.
Köylüler, madeni istemediklerini belirterek ÇED sürecinin sonlandırılmasını talebi ile ortak bir dilekçe imzaladı. Dilekçeye 60’dan fazla köylü imza attı. İmzaların elden alınmasını uygun bulmayan Bakanlık görevlileri, kurumlarına getirilmesini veya İvrindi Kaymakamlığı aracılığıyla Köy muhtarı tarafından gönderilmesini istedi.


