Analiz Politika

Türkiye, 3. İki Yıllık Raporunu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryasına Sundu

Türkiye, 1 Ocak 2018 itibariyle Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreteryasına sunmakla yükümlü olduğu 3. İki Yıllık Raporu’nu zamanında teslim etti. İki Yıllık Raporlar, sözleşmeye taraf ve Ek-1’de listelenen gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyon azaltımına dair aldıkları mesafeye ve gelişmekte olan ek dışı ülkelere sağladıkları finansal, teknolojik ve kapasite desteklere dair bilgiler içermesine karşın Türkiye, tanınan “özel koşulları” sebebiyle raporda sadece sera gazı emisyonlarına ve 2030 projeksiyonlarına yer veriyor. 

Yeni iklim rejiminin çerçevesini çizen Paris Anlaşması’nı imzalayan ancak henüz taraf olmayan Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) kapsamındaki raporlama yükümlülüklerini yerine getirmeye devam ediyor. BMİDÇS’nin Ek-1 ülkeler listesinde yer alan Türkiye, iklim değişikliği bağlamındaki ilgili gelişmeleri, verileri ve güncel durumunu Ulusal Bildirim, Ulusal Envanter Raporu ve iki Yıllık Raporlar vasıtası ile sekretaryaya iletmekle yükümlü. Bu kapsamda 3. İki Yıllık Raporunu 1 Ocak 2018 teslim tarihi ile ileten Türkiye’nin bu son güncellemesinde “özel koşullar” doğrultusunda halihazırda TÜİK tarafından kamuoyuyla paylaşılan 1990-2015 dönemine dair sera gazı emisyon envanteri ve 2030 yılına dair emisyon projeksiyonları yer almakta. Bu projeksiyonlar, Türkiye’nin Niyet Edilen Ulusal Katkı Belgesi (INDC) kapsamındaki “artıştan %21 azaltım” senaryosu (tedbir alınan) ve referans senaryo (tedbir alınmayan) doğrultusunda toplam sera gazı emisyonlarının 2030 yılında ne kadar olacağı bilgisini içermekte. Ayrıca, INDC hedefine altlık oluşturan nüfus ve GSYH artış varsayımlarına da değiniliyor.

Raporda yeni bilgi var mı? Önemli noktalar neler?

Türkiye’nin 3. İki Yıllık Raporu’nda yukarıda belirtilen “özel koşullar” doğrultusunda malumun ilanı dışında yeni bir bilgi yok. TÜİK sera gazı emisyon, nüfus artışı ve GSYH istatistikleri, Türkiye’nin ilgili raporlarını ve Niyet Edilen Ulusal Katkı Belgesini takip edenler 3. İki Yıllık Raporda bunların derlenmiş özetini bulacaklar. Ancak yine de envantere, projeksiyonlara, projeksiyonlara altlık oluşturan varsayımlara zihin egzersizi yapabilmek adına kısaca göz atalım. Şekil 1‘de Türkiye’de 1990-2015 dönemi için TÜİK tarafından açıklanan ve raporda yerini alan toplam sera gazı emisyon miktarını (milyon ton CO2e) sektörlere göre inceleyebilirsiniz.


Şekil 1. Türkiye’de toplam sera gazı emisyon miktarı – Sektörlere göre, 1990-2015 dönemi, AFOLU hariç (Veri: TÜİK, Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Hatırlayacaksınız, Türkiye’nin INDC azaltım hedefi aslında bir artıştan azaltım hedefiydi… 3. İki Yıllık Raporda bu doğrultudaki projeksiyonlara bakıldığına ilgili tedbirlerin alındığı INDC senaryosunda mutlak artışın devam edeceğini görüyoruz (Şekil 2):

Şekil 2. Türkiye INDC ve 3. İki Yıllık Raporu verileri doğrultusunda 2030 projeksiyonları, AFOLU dahil (Veri: ÇŞB, UNFCCC; Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Bu projeksiyona altlık oluşturan makroekonomik tahminler (nüfus ve GSYH’ye ilişkin) Şekil 3. ve Şekil 4′te belirtiliyor:

Şekil 3. Türkiye 3. İki Yıllık Raporu’nda belirtilen nüfus artışı varsayımları (Veri: ÇŞB, UNFCCC, Grafik: Arif Cem Gündoğan) 

Şekil 4. Türkiye 3. İki Yıllık Raporu’nda belirtilen GSYH artış oranı varsayımları (Veri: ÇŞB, UNFCCC, Grafik: Arif Cem Gündoğan) 

Buradan çıkan sonuç yeni olmamasına karşın not düşmekte fayda var. Türkiye sera gazı emisyonlarını arttırmaya devam edeceğini öngörüyor. Varsayımlar doğrultusunda kişi başına emisyonların artacağını da görebilmek mümkün (Şekil 5). Buna göre tedbirler alındığı durumda dahi kişi başına düşen emisyon miktarı 6.07 ton CO2e’den 10.51 ton CO2e’ye yükselecek:

Şekil 5. Türkiye’de kişi başına düşen sera gazı emisyon miktarının INDC doğrultusunda tedbirlerin alındığı ve alınmadığı durumlarda 2015-2030 sürecindeki değişimi (Veri: TÜİK, ÇŞB, UNFCCC; Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Şimdi, halihazırda Türkiye’nin kişi başına düşen emisyonlarda diğer ülkelerle mukayesesine ve 2030 itibariyle bu tablonun kabaca nasıl değişeceğine bakalım (Şekil 6 ve Şekil 7):


Şekil 6. Türkiye’de ve seçilmiş ülkelerde kişi başına düşen sera gazı emisyon miktarı, 2015 yılı (Veri: ÇŞB, Grafik: Arif Cem Gündoğan)


Şekil 7. Türkiye ve seçilmiş ülkelerde kişi başına düşen sera gazı emisyon miktarının NDC’ler doğrultusunda tedbirlerin alındığı durumda 2030’daki durumuna dair tahminler (Veri: UNFCCC & PBL; Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Görüleceği üzere, Türkiye’nin 3. İki Yıllık Raporundaki rakamlar, yeni olmamakla beraber, Türkiye’nin emisyonlarının belirgin şekilde artacağını ve kişi başına düşen emisyonlarının 2030 itibari ile Çin, Hindistan, AB ve dünya ortalamasını geçeceğini; Meksika, Endonezya gibi gelişmekte olan ülkelerden belirgin şekilde fazla olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor (buradaki ana varsayım tüm ülkelerin INDC hedeflerini yerine getireceği şeklinde). Rakamlar ve gerçekler ne denli uyuşacak bilinmez ancak burada gidişata odaklanmakta fayda var. Türkiye henüz bir düşük karbon patikasında değil.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye ile Ortak Proje

Türkiye’nin 3. İki Yıllık Raporu daha önceki raporlarda olduğu gibi Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ile ortak yürütülen bir proje kapsamında ile hazırlandı. Söz konusu projenin ana amacı Türkiye devletinin BMİDÇS kapsamındaki yükümlülükleri çerçevesinde sunacağı 7. Ulusal Bildirim ve 3. İki Yıllık Rapor hazırlama sürecine destek vermek. Projenin ana çıktıları ulusal sera gazı envanter sisteminin güçlendirilmesi ve Ulusal Bildirim ile İki Yıllık Raporun gereklilikleri paralelinde ulusal sera gazı envanterinin 1990-2015/2016 arasındaki yıllar için güncellenmesi; ulusal koşulların gözden geçirilmesi ve güncellenmesi, ulusal bildirimlerin ve iki yıllık raporların hazırlanmasına yönelik kurumsal düzenlemelerin düzenli surette aktif hale getirilmesi ve tanımlanması; finans, teknoloji transferi ve kapasite oluşturma ihtiyaçlarının, kısıtların ve boşlukların tespit edilmesi ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik tavsiyelerin sunulması; araştırma ve sistematik gözlemle ilgili bilgilerin gözden geçirilmesi ve güncellenmesi; eğitim, öğretim ve kamu farkındalığı hakkındaki 6. Madde faaliyetlerine ilişkin bilgilerin yansıtılması; iyi uygulamaların ve en güncel verilerin kullanılarak sera gazı emisyon azaltımına ulusal düzeyde katkı veren sektörlerin ve müdahalelerin değerlendirilmesinin yapılması ve açıklanması; öncelikli sektörler için tavsiye edilen uyum tedbirleri dahil olmak üzere iklim değişikliği hassasiyet değerlendirmesinin gözden geçirilmesi ve güncellenmesi; ulusal ölçüm, raporlama ve doğrulama sisteminin güçlendirilmesine yönelik destek verilmesi; ulusal üniversiteler tarafından yapılan iklim değişikliği çalışmalarını içeren web tabanlı veritabanının geliştirilmesi; 7. Ulusal Bildirim ve 3. İki Yıllık Raporun hazırlanması, hükümet tarafından onaylanması ve Sözleşmenin raporlama ilkeleri uyarınca BMİDÇS’ye sunulması; kalite güvence için Uygun İzleme ve Değerlendirme Çerçevesinin oluşturulması olarak özetlenmekte.

Türkiye BMİDÇS Kapsamında Şu Ana Dek Hangi Raporları Sundu?

Bilindiği üzere İki Yıllık Raporlar, sözleşmeye taraf ve Ek-1’de listelenen gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyon azaltımına dair aldıkları mesafeye ve gelişmekte olan ek dışı ülkelere sağladıkları finansal, teknolojik ve kapasite desteklere dair bilgiler içermesine karşın Türkiye’nin bu bilgileri aktarmak yükümlülüğü bulunmuyor. 1992’den bu yana yürürlükte olan BMİDÇS’yi 2004 yılında onaylayan Türkiye sözleşme kapsamındaki taahhütleri uyarınca Birinci Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanterini 2006 yılında sundu. O yıldan bu yana da sera gazı emisyon envanterini yıllık olarak hazırlanmakta ve sunmakta. Türkiye, Birinci Ulusal Bildirimi’ni BMİDÇS’ye 2007 yılında sunabildi. 2006 ve 2010 yılında sunulması gereken Dördüncü ve Beşinci, eksik olan İkinci ve Üçüncü bildirimlerle bir arada toplu  olarak Aralık 2013 tarihinde sekretarya ile paylaşıldı.Eylül 2015 itibariyle, Türkiye, Paris zirvesi öncesinde Eylül 2015 itibariyle BMİDÇS’nin 2. Maddesinde ve açıklayıcı bilgilerde yer alan nihai hedefe ulaşmaya yönelik Niyet Edilen Ulusal Katkı (INDC) beyanını sekretaryaya iletti. Altıncı Ulusal Bildirim ise 2016 tarihinde sunuldu. Türkiye, Birinci ve İkinci İki Yıllık Raporunu tek doküman halinde 2016’da; Üçüncü İki Yıllık Raporunu ise 1 Ocak 2018’de paylaştı (Şekil 8)


Şekil 8. Türkiye’nin BMİDÇS kapsamında ulusal raporlama geçmişi (Veri: UNFCCC, Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Çerçeve Sözleşme Kapsamında Ülkelerin Raporlama Yükümlülükleri Neler?

BMİDÇS’ye taraf olan ülkeler eklerde listeleniyor (Ek-1 ve Ek-1 dışı ülkeler) ve her listenin birbirinden farklılaşan raporlama sorumlulukları söz konusu. Bu da çerçeve sözleşmenin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar” prensibinden kaynaklanıyor. Özetle Ek-1 ülkeleri (gelişmiş ülkeler olarak da nitelendiriliyorlar) sera gazı emisyon azaltımı, envanterleri, ulusal şartları, politika ve tedbirleri, risk analizlerini özetledikleri Ulusal Bildirim (dört yılda bir) ve İki Yıllık Raporlar iletmekle yükümlüler. Bu raporlarda Kyoto Protokolü imzacısı ülkelerin protokol kapsamındaki yükümlülüklerini ne kadar ilerleme kaydettiklerine dair ek bilgi de sunmaları gerekiyor. Raporlarda aynı zamanda Ek-1 dışı ülkelere (gelişmekte olan olarak da nitelendiriliyorlar) finansal, teknolojik ve kapasite geliştirme anlamında hangi yardımların yapıldığına dair de bilgi verilmesi bekleniyor. Ulusal Bildirim ve İki Yıllık Rapora ek olarak her yıl sunulması beklenen Ulusal Envanter Raporu söz konusu… Ek-1 dışı listelenen ülkelerden de Ulusal Bildirim raporu göndermeleri bekleniyor. Ancak bu raporların kapsamında Ek-1 ülkelerinden farklı olarak daha az ayrıntı ve beklenen yardımlara ilişkin bilgiler istenmekte. Ek-1 dışı ülkelerden bunun yanı sıra İki Yıllık Güncelleme Raporu göndermeleri bekleniyor. Bunun kapsamı ise yine EK-1 ülkelerinden farklı olarak ihtiyaçların listelenmesi şeklinde. Son olarak Ulusal Uyum Eylemleri Programı (NAPA) en az gelişmiş ülkelerin acil ihtiyaçlarını ve iklim değişikliğine uyum açısından önceliklerini belirtebilecekleri bir raporlama unsuru (Şekil 9).

Şekil 9. BMİDÇS kapsamında ulusal raporlama (Veri: UNFCCC; Grafik: Arif Cem Gündoğan)

Arif Cem Gündoğan

İklim Haber'e kurulduğu günden 1 Mayıs 2018'e dek Kıdemli Analist olarak katkı sunmuş olan eski ekip üyemiz Arif Cem Gündoğan iklim değişikliği, iklim finansmanı ve düşük karbon ekonomisi üzerine özel sektörde danışman olarak çalışmaktadır (arşivdeki yazıları/analizleri kendi kişisel görüşleridir, çalıştığı kurumları kesinlikle bağlamamaktadır). Yaklaşık 10 yıl profesyonel çalışma tecrübesi bulunan Arif Cem, Çevre ve Kalkınma yüksek lisansını Jean Monnet bursiyeri olarak King’s College London’da tamamlamıştır.

Bir Cevap Yazın

Yorum yazmak için tıklayınız.