;
Bilim

Mayıs’ta Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi’ne Kar Düştü: “Bu Artık Bizim Yeni Normalimiz”

kar

Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşayan ülkelerden. Ülkenin tamamına yakınında kuraklık artıyor, buharlaşma şiddetleniyor ve mevsimsel kaymalar yaşanıyor. Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi’nde de Mayıs ayında kar yağışı yaşandı.

YAZI: Şenol BALI

Kars, Erzurum ve Ardahan’da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında düşmesiyle mayıs ayının ilk günlerinde kar yağdı. Bu kentlerle beraber Sivas, Artvin ve Erzincan gibi illerin yüksek kesimlerinde de kar etkili oldu. Hem kırsal alanlar hem de yerleşim yerleri karla kaplandı. Kar yağışından, son günlerde ekilen tarım arazileri de olumsuz etkilendi.

Bu hava olayı, dünyada ve Türkiye’de etkisini gösteren iklim değişikliğini bir kez daha hatırlattı. Özellikle Kuzey Doğu Anadolu kentlerinde, son dönemlerde mevsim kırılmalar yaşanıyor, geçişler daha sert yaşanıyor. Konuyu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu ile konuştuk.

“İklim Değişikliği Değil, İklim Krizi Demek Lazım”

Alaeddinoğlu, bu tarz durumların artık olağanüstü karşılanmaması gerektiğini söylüyor: “İlkbahar ve Sonbahar gibi geçiş mevsimlerinde çok ekstrem soğukluklar görebiliriz. Kutup bölgesindeki sıcaklık değerleri düşüyor ve bununla tropikal bölge arasındaki fark azalıyor. Böylece, orta kuşak dediğimiz alana girmemesi gereken soğuklar girebiliyor. Birbirini iten cepheler ortadan kalktı çünkü. Artık normal diyebiliriz çünkü uzun vadede bunları göreceğiz.”

Alaeddinoğlu, mevcut tablonun ağırlaşarak devam edeceğini söylüyor ve 2030 sonrasını işaret ediyor: “Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında aşırı soğukluklar yaşanacak. Yaz aylarında da 40 dereceyi bulan sıcaklar ve keza kış aylarında -40 dereceleri bulan soğukluklar göreceğiz. Buna artık iklim değişikliği dememek lazım. Değişiklik başladı, artık krizi boyutuna geçiyoruz, özellikle 2030 sonrası için. ICP’nin yaptığı ölçümler var. Sıcaklık değişimleri, ekstremler, deniz sularındaki sızlamalar, topraktaki ısınma, atmosferdeki karbon, kutuplardaki ısınma gibi boyutlar periyodik olarak inceleniyor. Sıcaklıklardaki artış düzenli olmuyor, sık sık kırışmalar yaşanıyor. 2030 yılından sonraki süreç Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge için korkunç sonuçlar doğuracak. Ekvatorla kutup bölgesinin arasında bulunan orta kuşak en çok etkilenecek bölge olacak. Ki dünya nüfusunun da yoğunlaştığı yer burası. Türkiye de bu alanda ve güneye daha yakın. Dolasıyla sıcaklık en çok bizi vuracak.”

Bu sürece adapte olunması gerektiğini vurgulayan  Alaeddinoğlu, buna tedbir olarak da uzun yıllara yayılacak alt yapının oluşturulması ve hazırlıkların yapılması gerektiğini vurguladı.