COP30 öncesinde Belem’de bir araya gelen liderler küresel işbirliğine vurgu yaparken, iklim inkarcılarına ağır sözlerle yüklendi.
Brezilya, yağmur ormanları şehri Belem’de düzenleyeceği COP30 iklim müzakereleri öncesinde dünya liderlerini ağırladı. 53 devlet başkanının yanı sıra 40’tan fazla yerel lider dün başlayan ve bugün de devam edecek Liderler Zirvesi’nde bir araya geldi. Dünyanın en kirletici beş ekonomisinden dördünün lideri (Çin, ABD, Hindistan ve Rusya) konuşmacı listesinde yer almazken, yalnızca Avrupa Birliği’nin liderinin konuşma yapması bekleniyor. Ancak diğerlerinden farklı olarak, iklim değişikliğini reddeden ABD yönetimi müzakerelere üst düzey yetkili göndermemeyi tercih etti.
Zirvesi’nin açılışında konuşan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, küresel ısınmayı 1.5 dereceyle sınırlandıramamanın “ahlaki bir başarısızlık ve ölümcül bir ihmal” olduğunu söyledi. Guterres, 1.5 derece sınırının geçici olarak aşılmasının bile “her ulus için çok daha büyük yıkım ve maliyetlere yol açabileceğini” söylerken şöyle devam etti: “Ekosistemleri felaket ve geri döndürülemez dönüm noktalarının ötesine itebilir, milyarlarca insanı yaşanmaz koşullara maruz bırakabilir ve barış ve güvenliğe yönelik tehditleri artırabilir.” İklimi istikrara kavuşturma çabalarının, “halkı aldatan ve ilerlemeyi engelleyen” fosil yakıt şirketleri tarafından engellendiğini de sözlerine ekledi.
“Adil Bir Yol Haritasına İhtiyaç Var”
COP30’a ev sahipliği yapan Brezilya’nın Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ise, ormanların yok edilmesini önlemek, fosil yakıtların kullanımını azaltmak ve bu amaçlar için gereken kaynakları harekete geçirmek için adil bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Lula ayrıca, iklim değişikliğini reddedenlere yüklendi: “Aşırı güçler, seçim kazanımları için yalanlar uyduruyor ve gelecek nesilleri, sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri ve çevresel bozulmayı sürdüren eski bir modelde hapsediyor.”
Çin’den Dayanışma Mesajı
Çin Başkan yardımcısı Ding Xuexiang konuşmasında küresel işbirliğine dikkat çekti: “Tüm tarafların gerçek çok taraflılığı desteklemesi, dayanışma ve koordinasyonu güçlendirmesi ve küresel iklim yönetişiminde sürdürülebilir ilerleme kaydetmesi zorunludur. Küresel sürdürülebilir kalkınmanın ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için yeşil teknoloji ve endüstri alanında uluslararası iş birliğini güçlendirmeli, ticaret engellerini kaldırmalı ve kaliteli yeşil ürünlerin serbest dolaşımını sağlamalıyız.”
İngiliz kraliyet ailesinden Galler Prensi William da, cesaret, işbirliği ve gezegenin geleceğine sarsılmaz bir bağlılık ile iklim kriziyle mücadele çağrısı yaptı: “Bu gelecek bize değil, çocuklarımıza ve torunlarımıza ait. Bugün burada bulunan hepimiz, Dünya’nın kritik dönüm noktalarına tehlikeli bir şekilde yaklaştığımızı, bu eşiklerin ötesinde bağımlı olduğumuz doğal sistemlerin çözülmeye başlayabileceğini anlıyoruz.”
Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, BM Genel Sekreteri ve Brezilya Devlet Başkanı Lula gibi iklim inkarcılara seslendi ancak isim de verdi: “Bunlar, iklim kriziyle ilgili bilimsel kanıtları görmezden gelmeyi veya reddetmeyi tercih eden seslerin yükseldiği zamanlardır. ABD Başkanı son BM Genel Kurulu’nda iklim krizi diye bir şeyin olmadığını söyledi ve bu bir yalan.”
“İklim Bilimi İnkâr Edilemez”
İklim finansmanı konusunda yavaş hareket edildiğini aktaran Barbados Başbakanı Mia Mottley, “Hepimiz başımızı öne eğmeliyiz, çünkü birkaç yıl önce Şarm El-Şeyh’te kayıp ve zarar fonunu kurmuş olmamıza rağmen, sermaye tabanı hâlâ 800 milyon doların altında. Jamaika Melissa Kasırgası nedeniyle 7 milyar ABD dolarını aşan bir zararla boğuşuyor. Küba’dan, Haiti’den veya Bahamalar’dan bahsetmiyorum bile” dedi.
Dünyayı değiştiren insanların eyleme geçenler olduğunu hatırlatan Mottley, “Herkesin aynı anda harekete geçmesine mi ihtiyacımız var? İdeal olanı bu olurdu. Ama eğer öyle değilse, isteklilerden oluşan bir koalisyon kurmalı ve herkese neyin fayda sağlayacağını göstermeliyiz” diye konuştu.
Afrika kıtasının güneyinde yer alan Esvatini’nin Başbakanı Russell Dlamini de iklim değişikliği karşısında varoluşsal bir mücadele verdiklerine dikkat çekerek, “İş birliği şart. Aslında, iş birliğinin ötesine geçmeli ve bilimsel olarak belirlenmiş emisyon azaltım hedefleriyle uyumlu olmalıyız. Afrika için bu mücadele çevre politikasıyla ilgili değil. Hayatta kalma ve adaletle ilgili. Afrika, küresel seragazı emisyonlarının %4’ünden daha azına katkıda bulunuyor. Yine de en ağır sonuçları biz yaşıyoruz” dedi.
İrlanda Başbakanı Mıcheal Martin ise zirveye az sayıda liderin katılmasının altını çizdi: “Siyasi liderliğin hiç bu kadar hayati önem taşımadığı bir dönemde, Belem’de daha az sayıdayız. Durumu olduğu gibi anlatmaya hazır daha az lider var. İklim değişikliği tartışılmaz. Bilim inkâr edilemez. Sıcaklıklar artıyor ve zaman daralıyor. Vatandaşlarımıza bu konudaki gerçeği anlatmaya hazır değilsek, hem onları hem de bu gezegeni en derin şekilde hayal kırıklığına uğratmış oluruz.”


