;
Politika

Korunan Alanlara Dair Yeni Yönetmelik Tanımları Değiştirdi

Doğal sit alanı kategorilerinden olan “Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nın ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi.

16 Mart 2020 günlü ve 31070 sayılı Resmi Gazetede Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlandı.Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin amacı milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı ve sulak alanların tescil, onay ve ilanı ile tabiat varlığı, doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemeye ilişkin olmasına rağmen yapılan değişiklikle doğal sit alanı kategorilerinden olan “Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nın ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi.

İklim Haber'i Telegram'da Takip Edin!İklim Haber'i Linkedin'de Takip Edin!

Tıbbi ve aromatik bitki uygulamaları, hayvancılık, balıkçı barınağı, iskele, doğal kaynak suyu kullanımına yönelik uygulamalar, içme suyu amaçlı baraj ve göletler, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri, zorunlu teknik altyapı uygulamaları yönetmeliğe eklendi. Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanlarında Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında izin verilen faaliyetlere ek olarak, “entegre tesislere” ve “maden işletmesine” izin verilen alanlar haline geldi.

Yönetmelikteki bu değişikliği Ekoloji Kolektifi Derneği üyesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Ilgın Özkaya Özlüer şöyle yorumladı: “Çevre, kültür ve tabiat varlıklarıyla, doğal ve yapılı çevrenin bir bütünüdür. Kültür ve tabiat çevresinin koruma rejimlerini ayırmak, en basit anlatımıyla kategorileri uzman eliyle hukuki tanımlama çabasıdır. Bu çaba, kültür ve tabiat varlıklarının, koruma hizmetlerinde özgün bilgisini sunacak uzmanlarla ve ilgili yurttaşların katılımına açacak farklı araçları geliştirmek ve teknik süreçleri şeffaflaştıracak koruma mekanizmalarının geliştirilebilmesi için kullanılabilir. Buna karşın bu iki çevrenin koruma politikaları anlamında farklı düzeyleri olduğu ve yenileme kapasitelerinin birbirlerini beslediği kabul edilmelidir. Aksi, kültürün doğa varlıklarıyla; doğa varlıklarıyla yaşamın da kültür varlıkları ve yaşamı üzerinde etkilerini görmezden gelen bir siyaset anlayışı topyekun bir talanı beraberinde getirecektir.”