Uzmanlar, İsrail’in İran’ın petrol altyapısına yönelik bombardımanının uzun vadeli ciddi çevresel sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulundu. Genişleyen savaşın yol açtığı çevresel felaketleri takip etmek ise her geçen gün zorlaşıyor.
Tahran’ın kuzeydoğusundaki Şahran petrol deposu ve güneyindeki Şehr-e yakıt deposu, İsrail savaş uçakları tarafından bombalanmalarından iki gün sonra, Pazartesi günü de yanmaya devam etti.
Saldırıların hemen ardından İran Çevre Kurumu ve İran Kızılay Derneği, Tahran sakinlerine evde kalmaları uyarısında bulundu. Şehir çevresindeki beş fosil yakıt tesisine düzenlenen hava saldırılarıyla yayılan toksik kimyasalların asit yağmurlarına yol açabileceği, cilde ve akciğerlere zarar verebileceği uyarısını yaptı.
Pazartesi günü Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus şunları söyledi: “İran’daki petrol tesislerine verilen hasar gıda, su ve havayı kirletme riski taşıyor; bu tehlikeler, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan kişiler üzerinde ciddi sağlık etkileri yaratabilir.”
İran Sağlık Bakan Yardımcısı Ali Caferiyan, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada; Tahran çevresindeki toprak ve su kaynaklarının, hafta sonundaki patlamaların nedeniyle şimdiden kirlenmeye başladığını söyledi.
Reading Üniversitesi’nden araştırma görevlisi Dr. Akshay Deoras’a göre, bombardımanlardan sonraki saatlerde Tahran geneline yağan siyah yağmur; patlamalardan kaynaklanan kurum ve ince partikül maddelerin, hâlihazırda bölge genelinde hareket eden bir fırtınanın getirdiği yağmurla karışması sonucu oluştu.
Deoras, “Petrol depolarına düzenlenen hava saldırıları; kurum, duman, petrol parçacıkları, kükürt bileşikleri ve muhtemelen binalardan kaynaklanan ağır metaller ile inorganik maddelerin açığa çıkmasına neden oldu. Öte yandan, yılın bu zamanlarında genellikle İran ve Batı Asya genelinde etkili olan alçak basınçlı bir hava sistemi ise yağış için elverişli koşulları yarattı” derken şöyle devam etti:
“Atmosfer kimyası açısından, petrol yangınları yağmur suyunda çözünmeleri durumunda asit oluşturabilecek kükürt ve azot bileşikleri üretir. “İnsan sağlığına yönelik riskler, dumanın ve partiküllerin solunmasından veya bunlara temas edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun ani etkileri arasında baş ağrısı, göz ve cilt tahrişi ile nefes darlığı yer alabilir; bu etkiler özellikle astım ve akciğer hastalığı olanlar, yaşlılar, küçük çocuklar ve engelli bireyler için geçerlidir.”
Tahranlılar Pazar günü nefes darlığının yanı sıra baş ağrısı, gözlerde ve boğazda yanma şikayeti ile hastanelere başvurdu. Ancak University College London’da inorganik kimya profesörü olan Prof. Andrea Sella’ya göre, şehrin geneline yayılan siyah bulutun bu akut etkileri sadece başlangıç olabilir.
Sella, “Patlamalar yerel halkı, savaşlara eşlik ettiği iyi bilinen bir sorun olan her türlü istenmeyen ve toksik kimyasal türüne maruz bırakacak” dedi ve ham petrolün, metaller de dahil olmak üzere “ayrım gözetmeksizin yayılacak” bir dizi element içerdiğini belirtti:
“DNA ile etkileşime girdiği bilinen ve kanserle ilişkilendirilen önemli miktarda gerçek bir kimyasal kokteyl ortaya çıkacak. Kanser gibi etkilerin görülüp görülmeyeceği, her bir bireyin bu maddelere ne kadar süreyle ve ne kadar ciddi boyutta maruz kaldığına güçlü bir şekilde bağlı olacak.”
Conflict and Environment Observatory (CEOBS) direktörü Doug Weir, kuruluşunun Basra Körfezi çevresindeki çatışmalardan kaynaklanan çevresel zararları takip etme çabalarının giderek zorlaştığını söyledi.
Weir, “Şu an İran’da ve bölgede çevre açısından sorun teşkil eden yüzlerce olaydan haberdarız; ancak devam eden çatışmalar, internet kısıtlamaları ve uydu görüntülerine erişimdeki gecikmeler, gerçeğe ulaşmamızı zorlaştırıyor. Savaşın çevresel ayak izini ve insanlar ile ekosistemler üzerindeki potansiyel etkilerini bir araya getirmek devasa bir görev olacak; üstelik bu görev, savaşın devam ettiği her geçen gün daha da karmaşık bir hal alıyor.Askeri alanların hedef alındığı ilk birkaç günün ardından, artık sivil ve çift amaçlı tesislere doğru bir genişleme görüyoruz; bu da askeri eylemlerle bağlantılı çevresel ve halk sağlığı risklerinin kapsamının genişlemesini beraberinde getiriyor” dedi.


