İliç’deki maden katliamının yıldönümünde Edremit’te düzenlenen panelde, mevcut madencilik politikalarının tüm Türkiye’yi tehdit ettiği belirtilirken, olası sonuçlara dikkat çekildi.
Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden faciasının yıldönümünde Edremit’te “Kazdağları ve Madra Çöpler Olmasın” başlıklı panel düzenlendi. Edremit Erzincanlılar Derneği ile Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından organize edilen etkinlik, Altınoluk Ayhan Şahenk Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Moderatörlüğünü Ziraat Yüksek Mühendisi ve dernek başkanı Bülent Coşar’ın üstlendiği panele CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Gazeteci-Yazar İbrahim Gündüz ve dernek başkanı Süheyla Doğan konuşmacı olarak katıldı.
“Ormanı Koruması Gereken Kurumlar Şirketlerin Önünü Açıyor”
Açılış konuşmasında 13 Şubat’ın hem Erzincan’ın kurtuluş yıldönümü hem de İliç’teki maden faciasının yıldönümü olduğunu hatırlatan Coşar, “Bugün burada bir kutlama için değil, kaybettiğimiz maden işçilerini anmak ve benzer felaketlerin yaşanmaması için konuşmak üzere toplandık” dedi.
İlk sözü alan Orhan Sarıbal, Türkiye’de madenciliğin 1990’lara kadar büyük ölçüde kamu eliyle yürütüldüğünü, özellikle MTA’nın planlayıcı rol üstlendiğini hatırlattı. 1990’lardan sonra yapılan yasal düzenlemeler ve liberal politikalarla birlikte sektörün özel şirketlere açıldığını belirten Sarıbal, bu sürecin sembollerinden birinin Bergama Altın Madeni olduğunu söyledi.
Devlet kurumları, siyasetçiler ve şirketler arasında “birbirini koruyan bir ortaklık düzeni” oluştuğunu savunan Sarıbal, “Ormanı koruması gereken kurumlar şirketlerin önünü açıyor. Köylü karşısında devleti değil şirketi görüyor. Buna vahşi kapitalizm diyoruz” dedi.
İliç’teki maden sürecine de değinen Sarıbal, yerel bir şirketle başlayan yapının yabancı ortaklıklarla büyüdüğünü ve süreci yöneten şirketlerden birinin Anagold Madencilik olduğunu hatırlattı. “Mesele yalnızca bir maden meselesi değil; emeğin mi yoksa paranın mı üstün olduğu bir düzen istediğimiz sorusudur” diye konuştu.
Sarıbal konuşmasında tarım politikalarına da değinerek, petrol ve tarım girdilerinden temel gıda ürünlerine kadar geniş bir ithalat kalemi oluştuğunu, bütçede faiz giderlerinin çiftçiye verilen desteğin katbekat üzerinde olduğunu söyledi. “Köylü toprağından kazanamıyor, göç ediyor. Bu planlı bir kır boşaltma politikasıdır” dedi.
“Geniş Bir Coğrafya Tehdit Altında”
İkinci konuşmacı İbrahim Gündüz, İliç faciasını ve Türkiye’de madenciliğin geldiği noktayı anlattığı “Çöpler Faciası” kitabına değinerek, yaşananların yalnızca Erzincan’la sınırlı olmadığını, Kazdağları’ndan Madra’ya, Karadeniz yaylalarına kadar geniş bir coğrafyanın tehdit altında olduğunu ifade etti.
Serçiler ve Telçiler köylerinde yapılan kesimlere dikkat çeken Gündüz, “Binlerce ağaç yerle bir edilmiş durumda” dedi. 2019’da Kirazlı-Balaban’da Kanadalı şirket Alamos Gold’un iki yılda yüzbinlerce ağacı kestiğini hatırlattı.
Altın madenciliğinin diğer madencilik türlerinden farklı olduğunu vurgulayan Gündüz, “Siyanürlü altın madenciliği bir madencilik faaliyeti değil, açık hava kimya fabrikasıdır. Derhal kapatılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Madra Dağı’nda on binlerce dönümlük ruhsat alanları bulunduğunu belirten Gündüz, kapasite artışlarıyla birlikte dağların yüzlerce metre derinliğe kadar oyulmak istendiğini söyledi.
“Çanakkale’nin %79’u Ruhsatlı”
Son konuşmacı Süheyla Doğan ise metalik madenciliğin Türkiye’deki gelişimine ve Çanakkale-Balıkesir hattındaki ruhsat durumuna ilişkin teknik bilgiler paylaştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın çok uluslu şirketleri bölgeye davet ettiğini, MTA verilerinin şirketlerle paylaşıldığını savunan Doğan, yerli ve yabancı çok sayıda şirketin bölgede faaliyet yürüttüğünü söyledi.
Kazdağları ve Biga Yarımadası’nda alanların büyük bölümünün ruhsatlandırıldığını belirten Doğan, “Bölgenin yaklaşık %79’u metalik maden ruhsatlarıyla kaplanmış durumda” dedi. Son ihalelerde Çanakkale ve Balıkesir’de çok sayıda yeni sahanın ruhsatlandırıldığını aktaran Doğan, Edremit’in üst kesimlerinde ve milli park sınırlarına yakın bölgelerde de ruhsat alanları bulunduğunu ifade etti.




