fbpx
Bilim Politika

“İklim ve Doğa Krizine Yönelik Acil Eylem Pandemiyi Bekleyemez”

223 sağlık dergisinde eş-zamanlı olarak yayımlanan benzeri görülmemiş bir başyazı, dünya liderlerini toplumları dönüştürmek, iklim değişikliğini sınırlandırmak, biyolojik çeşitliliği eski haline geri getirmek ve sağlığı korumak için acil olarak harekete geçmeye çağırıyor.

Dünyanın dört bir yanında tıp, hemşirelik ve halk sağlığı ile ilgili yayın yapan dergiler, dünya liderlerini toplumları dönüştürmek, iklim değişikliğini sınırlandırmak, biyolojik çeşitliliği eski haline geri getirmek ve sağlığı korumak için acil olarak harekete geçmeye çağıran bir başyazı yayımladı. Başyazı, The Lancet, The Lancet, East African Medical Journal, Chinese Science Bulletin, New England Journal of Medicine, International Nursing Review, National Medical Journal of India, The British Medical Journal, Revista de Saúde Pública (Brezilya) ve Medical Journal of Australia dahil olmak üzere 220’den fazla önemli dergide aynı anda yayımlanıyor. Aynı başyazıyı yayımlamak için daha önce bu kadar çok derginin bir araya geldiği hiç görülmedi.

Başyazı, Kasım ayında Birleşik Krallık’ın Glasgow kentinde düzenlenecek (COP26) iklim konferansından önce gerçekleşen son uluslararası toplantılardan biri olan BM Genel Kurulu öncesinde yayımlanıyor. Bu, tüm ülkeleri Paris Anlaşması’nın hedeflerini yerine getirmek üzere geliştirilmiş ve iddialı iklim planları sunmaya çağırmak için çok önemli bir an. COVID-19 ve önemli çevre konferanslarının damgasını vurduğu bir yılda, başyazı, küresel halk sağlığı için gelecekte en büyük tehdidin, dünya liderlerinin küresel sıcaklık artışını 1,5°C’nin altında tutmak ve doğayı eski haline geri getirmek için yeterli önlemleri bir türlü alamaması olduğu konusunda uyarıyor.

Mevcut Vaatler Yeterli Değil

Sağlık uzmanları ve sağlık dergileri, iklim değişikliğinin ve doğanın yok edilmesinin sağlık üzerindeki ciddi ve büyüyen etkileri konusunda uyarılarını yıllardır devam ettiriyor. Sıcaklıklara bağlı ölüm oranı, yıkıcı hava olaylarının sağlık üzerindeki etkileri ve insan sağlığı için hayati önem taşıyan ekosistemlerin yaygın olarak bozulması, değişen iklim nedeniyle daha fazla gördüğümüz etkilerden sadece birkaçı. Bu etkiler, çocuklar ve yaşlılar, etnik azınlıklar, yoksul topluluklar ve altta yatan hastalıklara sahip olanlar da dahil olmak üzere en savunmasız olanları orantısız bir şekilde etkiliyor.

Başyazı, emisyonları azaltmak ve doğayı korumak için belirlenen son hedeflerin memnuniyetle karşılandığını belirtirken, bunların yine de yeterli olmadığı ve henüz güvenilir kısa ve uzun vadeli planlarla eşleştirilmediği konusunda uyarıyor. Hükümetleri, ulaşım sistemlerinin, şehirlerin, gıda üretimi ve dağıtımının, finansal yatırımlar için pazarların ve sağlık sistemlerinin yeniden tasarlanmasını sağlamak gibi adımlar atarak toplumları ve ekonomileri dönüştürmek için gerekli müdahalelerde bulunmaya çağırıyor. Bu tür yatırımlar, yüksek nitelikli işler, daha az hava kirliliği, daha fazla fiziksel aktivite ve daha iyi konutlar ve daha iyi beslenme gibi büyük olumlu faydalar sağlayacak. Sadece hava kalitesinin iyileştirilmesinin sağlık üzerindeki olumlu etkileri bile küresel emisyon azaltım maliyetlerini kolayca dengeleyebilecek. Bu önlemler, kötüleşmesi halinde dünya halklarını Covid-19 salgınına karşı daha savunmasız hale getirebilecek genel sağlık durumunun sosyal ve ekonomik belirleyicilerini de iyileştirecektir.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “İklim değişikliğinin yarattığı riskler, herhangi bir hastalığın risklerini gölgeleyebilir. COVID-19 salgını sona erecek, ancak iklim krizi için bir aşı yok. IPCC raporu, ortalama sıcaklıkta bir derecenin onda biri kadar görülen her artışın sağlığımızı ve geleceğimizi tehlikeye attığını gösteriyor. Benzer şekilde, emisyonları ve ısınmayı sınırlandırmak için yapılan her eylem bizi daha sağlıklı ve güvenli bir geleceğe yaklaştırıyor.”

Küresel İşbirliği Zengin Ülkelerin Taşın Altına Elini Koymasına Bağlı

Başyazı, yeterli küresel eylemin ancak yüksek gelirli ülkelerin dünyanın geri kalanını desteklemek ve kendi tüketimlerini azaltmak için çok daha fazlasını yapmaları halinde sağlanabileceğini savunuyor. Gelişmiş ülkeler iklim finansmanını artırmayı taahhüt etmeli. Bu taahhüt, yılda 100 milyar dolar sağlama konusunda halihazırda verilmiş taahhütlerini yerine getirmeyi ve sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmak da dahil olmak üzere azaltma ve uyuma aynı anda odaklanmayı kapsamalı. Başyazıda, bu paranın kredi olarak değil, hibe şeklinde sağlanması gerektiği ve çok düşük gelirli birçok ülkenin kendi ayakları üzerinde durma kapasitesini kısıtlayan büyük borçların da affedilmesi gerektiği savunuluyor. Ayrıca çevre krizinin sonuçlarının neden olduğu kaçınılmaz kayıp ve hasarı telafi etmek için ilave finansmanın tahsis edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Isınmadaki en küçük bir artış gezegenimizi daha güvensiz hale getirirken son IPCC raporu, net sıfır seragazı emisyonuna ulaşana kadar gezegenin ısınmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu etkileri tüm dünyada görmeye başladık ve çevre krizinin, soruna en az katkıda bulunan ülkeler ve topluluklar üzerinde orantısız bir etkisi olduğu da zaten biliniyor. Hiçbir şeyin değişmeden devam ettiği referans senaryo, gezegen için felaket anlamına geliyor. Hükümetler, bu fırsatı değerlendirmeli ve sağlığımız için, dünya çapındaki her insan ve gelecek nesiller için iddialı iklim hedefleri ortaya koymalı.

Etiketler

Haber Merkezi

İklim Haber - Haber Merkezi

Bir yorum yazın

Yorum yazmak için tıklayınız.