Küresel şirketlerin, zenginlerin ve devletlerin faaliyetleri insan kaynaklı iklim krizinde başrolde. Eğer ortada bir “sıfırlama” varsa da bunu kendi elleriyle, fosil yakıt kullanarak, doğanın sınırlı kaynaklarını sorumsuzca tüketerek yapıyorlar. Bilimsel verilerle kanıtlanan gerçekse tam önümüzde duruyor: İnsan kaynaklı iklim krizi ve sonuçları. İnsanlar iklim krizini daha ne kadar reddedebilir?
Haziran 2020’de dünya COVID 19 pandemisiyle mücadele ediyordu. O günlerde Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) buluşması kapsamındaki bir çevrimiçi toplantıya dönemin Galler Prensi Charles da katıldı. Sonradan İngiltere Kralı olan Charles’ın açıkladığı ve WEF’in de desteklediği bir projeye göre, büyük sıkıntılar yaratan pandemi dünya için bir şans olabilirdi. “Büyük sıfırlama” isimli projenin amaçları da büyüktü: Pandemi, daha adil bir ekonomi, insan kaynaklı iklim krizine önlem alınması ve şirketlerin sadece kârı değil doğayı ve toplumu da düşünmesi için de fırsattı.
Ancak süreç beklendiği gibi gelişmedi. Proje komplo teorisyenlerinin at koşturduğu bir alana dönüştü. Siyasi figürler ve sosyal medya fenomenleri olmadık hikâyeler üretti.
İklim inkârcısı gruplar da bu hikâyeyi kullanmaktan geri durmadı. Onlara göre, insan kaynaklı iklim krizi yoktu. Aksine gizli bir ajanda vardı. Küresel elitler, zenginler kendi çıkarları için iklim krizini ortaya atıyor, sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji girişimlerini çıkarları için kullanıyordu. İklim krizi için alınacak önlemlerle bireylerin özgürlükleri kısıtlanacak, beslenme ve seyahat özgürlükleri sınırlanacaktı. Amaç insanları korkutmak ve böylece “büyük sıfırlama” yaparak küresel bir diktatörlük kurmaktı. İnsan kaynaklı iklim krizi kullanılarak zenginler tarafından dünya “1984” atmosferine sokulacaktı.
Tüm bunlar gerçeklerle, bilimle alakası olmayan inkârcı yalanlar. Evet küresel şirketlerin, zenginlerin ve devletlerin faaliyetleri insan kaynaklı iklim krizinde başrolde. Eğer ortada bir “sıfırlama” varsa da bunu şirketler kendi elleriyle, fosil yakıt kullanarak, doğanın sınırlı kaynaklarını sorumsuzca tüketerek yapıyor. Bilimsel verilerle kanıtlanan gerçekse tam önümüzde duruyor: İnsan kaynaklı iklim krizi ve sonuçları. İnsanlar iklim krizini daha ne kadar reddedebilir?


