Yeni yayımlanan iki rapor, iklim değişikliğinin ve temiz enerjiye geçiş sürecinin, para politikasının işleyişini köklü biçimde değiştirebileceğini ortaya koyuyor. Raporlar ayrıca bu sürecin enflasyonist bir baskı yaratacağı uyarısında da bulunarak, merkez bankalarının iklim risklerine karşı sorumlu davranması gerektiğinin altını çiziyor.
İklim değişikliği enflasyonu ve ekonomik büyümeyi giderek daha fazla etkilerken, bu da onu merkez bankaları ve para politikası yapıcıları için büyüyen bir endişe haline getiriyor. İklim değişikliği ve çevresel risklerin finansal sistem üzerindeki etkilerini ele almak amacıyla merkez bankalarının ve finansal denetim kurumlarının uluslararası bir işbirliği ağı olan Finansal Sistemin Yeşillendirilmesi Ağı’nın (Network for Greening the Financial System – NGFS) görüşüne göre, erken ve düzenli iklim eylemleri uzun vadeli ekonomik ve finansal riskleri azaltabilecek. Buna karşılık, iklim eylemlerinin geciktirilmesi gelecekte gerekli uyum süreçlerini daha maliyetli ve daha yıkıcı hale getirebilecek.
NGFS tarafından yayımlanan yakın tarihli iki rapor, iklim değişikliği ve yeşil ekonomiye geçiş sürecinin para politikası üzerinde etkileri olabileceğini ve artan iklim risklerinin fiyatları yükseltebileceğini ortaya koyuyor.
Rapor hakkında konuşan NGFS Başkanı Sabine Mauderer, “İklim değişikliği ve net sıfıra geçiş süreci, enflasyonu, ekonomik üretimi ve para politikasını giderek daha fazla etkiliyor” dedi. NGFS Para Politikası Çalışma Grubu Başkanı ve Birleşik Krallık Merkez Bankası Bank of England Uluslararası Direktörlüğü İcra Direktörü James Talbot ise bu iki raporun merkez bankacılarına söz konusu değişimlerle başa çıkmada yardımcı olabileceğini söyledi. Talbot, “İklim değişikliği ve net sıfır emisyona geçiş, merkez bankalarının temel görev alanları açısından doğrudan önem taşıyan şekillerde makroekonomiyi yeniden şekillendiriyor” dedi.
İklim Politikaları Gecikirse Maliyeti Daha da Yüksek Olacak
Bu raporlar, iklim değişikliğinin fiziksel etkilerinin ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinin ekonomi üzerinde dramatik etkiler yaratabileceğini ve potansiyel olarak daha yüksek enflasyona yol açabileceğini ortaya koyan giderek büyüyen bir araştırma literatürünü destekliyor.
NGFS’nin iklim değişikliği ve para politikası stratejisine ilişkin raporlarından biri, merkez bankaları için bir yol haritası sunuyor. Bu çalışma, ağın iklim değişikliğinin makroekonomik etkilerine ilişkin daha önce yaptığı araştırmaları derinleştiriyor. Nitekim iklim değişikliğinin fiziksel etkileri emtia fiyatlarını etkileyebilecek ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilecek. Bu durum da ekonomik kayıpları daha da artırarak enflasyona katkıda bulunabilecek.
NGFS’ye göre, net sıfır emisyonlu bir ekonomiye geçiş kısa vadede ekonomik üretimi azaltabilecek ve enflasyonda yükselişe neden olabilecek. Özellikle yeşil teknolojilere geçişin, çalışanlar ve etkilenen sektörler için devlet destekleriyle desteklenmemesi durumunda bu etkiler daha belirgin bir hâl alabilecek.
Bununla birlikte NGFS, uzun vadede iklim politikalarının uygulanmaması halinde ekonomik etkilerin çok daha ağır olacağını vurguluyor. Raporda, “İklimle bağlantılı şoklar daha sık ve daha şiddetli hale geldikçe, para politikası yapıcılarının bu etkileri görmezden gelmesi veya geçici kabul etmesi daha zor olacaktır” ifadesine yer veriliyor.
Merkez Bankalarına Büyük Görevler Düşecek
NGFS’ye göre merkez bankalarının en uygun para politikası tepkisini belirleyebilmesi için, iklim değişikliğinin arz ve talep üzerindeki etkilerinin zaman içinde nasıl gelişebileceğini değerlendirmesi gerekiyor.
Merkez bankacıları ayrıca, farklı para politikaları gerektirdiğinden, iklim kaynaklı şokların yalnızca fiyatlar üzerinde geçici etkiler yaratıp yaratmadığını ya da daha geniş çaplı ve kalıcı enflasyonist baskılara yol açıp açmadığını da dikkate almak zorunda.
Örneğin, yeşil dönüşüm sürecinden kaynaklanan geçici bir fiyat şoku karşısında para politikasında herhangi bir değişiklik yapılmaması uygun olabilirken, enflasyon üzerinde daha kalıcı etkiler oluşması durumunda para politikasının sıkılaştırılması gerekebiliyor. Ayrıca iklim şoklarının büyüklüğü, süresi, meydana geldiği bölge ve öngörülebilirliği gibi faktörler de enflasyon üzerindeki etkilerin derecesini değiştirebiliyor.
NGFS Başkanı Sabine Mauderer, merkez bankalarının iklim politikası belirlemediğini vurgularken, bu kurumların iklim değişikliğinin etkilerini kendi görev alanları çerçevesinde anlamalarının ve bunlara yanıt vermelerinin önemli olduğunu belirtti.
Merkez bankacıları ve iklim savunucuları arasındaki temel tartışmalardan birini de, iklim değişikliği risklerini azaltmanın merkez bankalarının görev alanına girip girmediği ya da bunun esasen hükümetlerin sorumluluğunda olup olmadığı oluşturuyor. NGFS, iklim politikalarını oluşturma sorumluluğunun ve bu konuda kullanılacak araçların hükümetlere ait olduğunu, ancak bu politikaların ekonomi üzerindeki olası etkilerine yanıt vermenin merkez bankalarının görevi olduğunu belirtiyor.


