Bilim insanları, iklim değişikliği ile ilgili kaygıların, çevreye ve hayvanlara verilen zararların ve toplumsal sorunların, daha radikal protesto biçimlerini giderek artırabileceği uyarısında bulunuyorlar.
Dünya genelinde yüz binlerce insan, çevresel değişimlere, hayvanlara ve doğaya verilen zararlara ve iklim konusunda eylemsizliğe karşı protestolara ve zaman zaman daha radikal eylem biçimlerine katılmaya başlıyor.
Avustralya’da bulunan Flinders Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, aktivistler ve hatta Dünya’yı koruma ve iklim kaynaklı felaketlerin daha da büyümesini önleme yönündeki ortak ahlaki sorumluluk duygusuyla hareket eden sıradan vatandaşlar arasında öfkenin artmasıyla birlikte, radikal protestoların daha yaygın hâle gelebileceğini öne sürüyor.
Radikal iklim eylemleri kapsamında, olası ekonomik sonuçlara rağmen aktivistlerin Avrupa’da değerli sanat eserlerine boya fırlatması, mezbahalara girerek hayvanları “kurtarmaya” çalışması ve Avustralya’da madencilik karşıtı sokak gösterileri düzenlemesi gibi birçok örnek görüldü.
Eylemlerin Artması Muhtemel
Uluslararası hakemli bir akademik dergi olan Environment and Behavior’da yayımlanan makalenin yazarlarından Dr. Lucy Bird şöyle diyor:
“Bir çevre ya da hayvan refahı davasını yalnızca bize sağladığı faydalar yüzünden değil, korunmaya değer kutsal ya da özünde değerli bir şey olarak görmek, insanların ahlaki bağlılık duygusunu güçlendiriyor. Bu bağlılık da, özellikle, başkalarının da aynı değerleri paylaştığına inanıldığında, insanları hem günlük aktivizme hem de daha radikal eylemlere yöneltiyor.”
Araştırmaya göre, iklim eylemsizliğine yönelik muhalefet, dünyanın farklı yerlerinde gerçekleştirilen kolektif eylemler tarafından doğrulandıkça, insanların ahlaki inançları da güçleniyor. Lucy Bird, bu durum hakkında şunları söylüyor:
“İnsanlar çevre ve hayvan hakları davalarına desteklerini, sosyal medya paylaşımları yapmak ve dilekçe imzalamak yerine, sivil itaatsizlik ve doğrudan eylemlere katılmaya kadar çok çeşitli yollarla gösteriyorlar. Emisyonların azaltılması ve hayvanlar ile çevreye verilen zararların giderilmesi konusunda uluslararası düzeyde kararlı adımlar atılmadığı sürece, bu tür eylemlerin devam etmesi ve hatta artması muhtemel.”
Ahlaki ve Adalet Duyguları İfade Edilebilmeli
Araştırmacılar, aktivistlerin iklim değişikliğiyle bağlantılı muson yağmurları, seller, orman yangınları ve şiddetli kuraklıklar nedeniyle milyonlarca insanın yaşamını yitirdiğine ya da evsiz kaldığına dikkat çektiklerini belirtiyor.
Yine Flinders Universtiy’den bir bilim insanı olan Emma Thomas da, bir grup perspektifinin oluşmasının çok çeşitli etkenlere bağlı olduğuna dikkat çekiyor.
İnsanların, şiddet içeren aşırılığa başvurmadan protesto edebilmeleri ve ahlaki adalet duygularını ifade edebilmeleri gerektiğini belirten Thomas, ortak bir anlatı etrafında şekillenen kolektif eylemlerle ilişkili davranışların, bireyin sosyal adalet anlayışına ve kimlik duygusuna bağlı olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla da Thomas, “İnsanların bir davaya ya da ahlaki bir inanca olan bağlılıklarını ve bunun hangi koşullarda radikal eyleme dönüştüğünü anlamamız gerekiyor” diyor.


