• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
No Result
View All Result
İklim Haber

Hane Enerji Faturalarındaki Artış Enerji Yoksulluğunu Artırıyor!

by Haber Merkezi
8 Haziran 2026
in Ekonomi
Reading Time: 8 mins read
A A
enerji yoksulluğu
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

ENYOKDER, Türkiye’de çekirdek bir hanenin asgari yaşam standartlarını koruyabilmesi için tüketmesi gereken aylık elektrik miktarının yükseldiğine ve asgari ücretle geçinen bir hanenin, gelirinin yaklaşık %2,5’ini yalnızca asgari elektrik tüketimi için ayırdığına dikkat çekti. Dernek, Türkiye’de “enerji yoksulluğunun” tanımlanması ve bu kapsama giren hane halkı için yapısal bir çerçeve oluşturulmasının, çözümlerin hayata geçirilmesinin her zamankinden daha acil ve öncelikli olduğunu ifade etti.

En son 4 Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe giren elektrik ve doğalgaz tarife güncellemeleri ve artışları, dar ve orta gelirli kırılgan, dezavantajlı hanelerin enerji harcamasını önemli ölçüde artırdı.

Enerji Yoksulluğu ile Mücadele Derneği (ENYOKDER), yeterli enerjiye ulaşımın doğal bir insani hak olduğundan hareketle, artık Türkiye’de de “enerji yoksulluğunun” tanımlanması ve bu kapsama giren hane halkı için yapısal bir çerçeve oluşturulmasının, çözümlerin hayata geçirilmesinin her zamankinden daha acil ve öncelikli olduğunu değerlendiriyor. Yanı sıra sorunun tespitinin ötesinde Avrupa Birliği (AB) üyelerinin uygulamalarından elde edilen tecrübeyi Türkiye’nin koşullarına uyarlayan sürdürülebilir, uygulanabilir yapısal politika önerilerini kamuoyunun ve karar alıcıların dikkatine sunmayı amaçlıyor.

ENYOKDER yaptığı açıklamada, Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) hesaplamalarını kaynak gösterdi. EMO’ya göre, çekirdek bir hanenin asgari yaşam standartlarını koruyabilmesi için tüketmesi gereken aylık elektrik miktarı yaklaşık: 230 kilovat-saat (kWh) düzeyinde. Bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken aylık tutar, 4 Nisan 2026 tarife güncellemesinin ardından 595,80 TL’den 744,70 TL’ye yükseldi.

Hanelerde asgari konfor koşullarında yeterli ısınma ve sıcak suyun da sağlanmasının büyük önem arz ettiğinin altını çizen ENYOKDER, açıklamasında şu noktalara dikkat çekti: “Doğalgazda, 4 Nisan 2026’dan sonra her ilin hesaplanan aylık ortalama tüketim değeri üzerinde tüketim yapılır ise %70 daha fazla fatura ödeniyor. Oysa her ildeki konut yapısı (gecekondu, apartman, toplu konut, köy evleri, yalıtım yönetmeliği öncesi vb. olanlar), farklı iklim yapısı (mikro-iklim bölgeleri, yüzölçümü ve coğrafik farklılığı büyük olan bazı şehirlerde 3-5 derecelik ısı farklılıkları vb.), hane m2 ve büyüklüğü (eski büyük evler vb.), hane gelir seviyesi (emekli, asgari ücretli, işsiz, dezavantajlı, memur, esnaf vb.), konut yalıtım ve pencere çatı yapısı (TÜİK’e göre Ülkemizde yaklaşık %33 yalıtımsız, uygun olmayan hane sayısı var), tüketim ve kullanım alışkanlığı (hasta, çocuk, yaşlı, çalışan, çalışmayan, sürekli evde yaşayan hane halkının durumu vb.) kullanılan yakıt çeşitliliği ve kullanılan ısıtma sistem farklılıkları (merkezi, bireysel, doğalgaz, ısı pompası, elektrikli ısıtma, klima, soba vb.) çok farklı. Bu nedenle, aslında eski, büyük, yalıtımsız, gelir seviyesi düşük haneler cezalandırılmış, enerji yoksulluğuna, derin yoksulluğa daha fazla itilmiş oluyor.”

Asgari Ücretli Bir Hane, Gelirinin %2,5’ini Asgari Elektrik Tüketimine Ayırıyor

Yapılan açıklamada, 2026 yılı net asgari ücretin 28.075,50 TL düzeyinde olduğu hatırlatılarak, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) Nisan 2026 verilerine işaret edildi. Buna göre, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının aylık 112.661 TL, açlık sınırının ise 34.587 TL olarak hesaplandığı aktarıldı. Ve asgari ücretle yaşayan bir hanenin, gelirinin yaklaşık %2,5’ini yalnızca asgari elektrik tüketimi için ayırdığı; ayrıca ısınma, sıcak su ve pişirme için doğalgaz gibi farklı yakıt kullanan haneler için, hane gelirine göre enerjiye harcanan oranın %10-%25’i geçtiği belirtildi.

Türkiye’de enerji yoksulluğunun henüz resmi bir tanıma kavuşturulmadığının vurgulandığı açıklamada, AB’nin 13 Eylül 2023 tarihli ve 2023/1791 sayılı Enerji Verimliliği Yönergesi, enerji yoksulluğunu şu şekilde tanımladığı aktarıldı: “Bir hanenin temel enerji hizmetlerine -yeterli ısıtma, soğutma, sıcak su, aydınlatma ve temel ev aletlerinin çalıştırılması için gerekli enerjiye- makul bir maliyetle erişememesi durumudur. Bu durum; düşük hane geliri, yüksek enerji harcaması ve binaların veya cihazların düşük verimliliğinin birleşmesinden kaynaklanmaktadır.”

SKA-7: Erişilebilir ve Temiz Enerji

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) işaret edilen açıklamada, SKA-7’nin 2030 yılına kadar herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, yeterli ve temiz enerji hizmetlerine erişimi öngördüğü, yanı sıra Avrupa Sosyal Haklar Sütunu’nun 20. ilkesinin de enerjiyi, açıkça temel hizmet kategorisinde tanımladığı paylaşıldı. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinin devletin “sosyal bir hukuk devleti” niteliğini, 5. maddesinin ise temel görevleri arasında “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” hükmünü tanımladığı belirtildi. Açıklamada, bu hükümlerin, enerji yoksulluğunun tanımlanmasını ve etkin biçimde ele alınmasını anayasal bir öncelik haline getirdiği ifade edildi. Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 57. maddesine işaret edilen açıklamada, devletin konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almasını bir görev olarak tanımladığı hatırlatıldı.

“Türkiye’de Kırılgan Haneler Sağlık Yoksulluğu Tuzağına İtiliyor”

Bununla birlikte modern şehircilik perspektifinde bir konutun sadece “dört duvardan” ibaret olmadığı; ısınma, aydınlatma, sıcak su ve yemek pişirme, konfor, iç hava kalitesi gibi temel hizmetlerin bütünsel bir paketi olduğu ifade edilerek, “BM “Yaşamaya Elverişli Konut kriterleri, bu hizmetlere erişimin kısıtlanmasını temel hak ihlali olarak kabul eder. Avrupa Birliği’nde 10 üye ülkede, enerji faturalarını ödeyemeyen kırılgan gruplar sürekli olarak, diğer aboneler ise kış aylarında enerji (abonelik) kesintisini yasaklayan yasal korumalara sahipken; Türkiye’de enerji tüketicileri, 2 ila 200 iş günü arasında değişebilen bildirim sürelerinin sonunda tamamen savunmasız bırakılmaktadır. Bu durum, dar gelirli, kırılgan haneleri sadece karanlığa/soğuğa değil, aynı zamanda temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda kaldıkları bir yakıt yoksulluğu, sağlık yoksulluğu tuzağına da itmektedir “denildi.

“Bir hanenin enerji harcamasının ulusal ortalamanın yarısından az olması, o hanenin enerji ihtiyacı olmadığı anlamına değil, enerji kullanımından tamamen vazgeçtiği anlamına gelir” ifadesine yer verilen açıklamada, “Bu görünmeyen enerji yoksulları, asgari gelir standartlarının hayati-asgari insani harcamalarından da feragat etmektedir. Düşük faturalar, çoğu zaman verimliliğin-tasarrufun değil, maalesef derinleşen yoksulluğun bir kanıtıdır” denildi.

ENYOKDER, Türkiye’de enerji yoksulluğu kavramının çerçevesinin oluşturulması ve gerekli mevzuat çalışması için yapısal bir çalışma gerekliliğine dikkat çekerek, şu önerileri sıraladı:

  1. Resmi Tanımın Yapılması

Türkiye’nin kendi koşullarına uygun bir “enerji yoksulluğu” tanımının yapılması, sonraki tüm politika adımları ve çözüm hedefleri için zemin oluşturacaktır. Önerilen tanım iki katmanlı bir yapı içerebilir: kavramsal tanım ile hak sahipliğinin objektif-ölçülebilir-şeffaf kriterleri. Avrupa Birliği’nin ortak çerçevesi referans alınarak, Türkiye’nin iklim çeşitliliği, farklı yakıt-enerji kullanımı, hanelerin farklılığı ve geniş savunmasız-kırılgan-yoksul hane halkları dikkate alınmalıdır.

  1. Enerji Yoksulu Hane Halkının Objektif Kriterlerle Belirlenmesi

Hak sahipliği, sübjektif beyana göre değil, kamu kurumlarının veri tabanlarından doğrulanabilir kriterlere dayanan bir sistem kurulması ile mümkündür. Bu kriterler arasında hane geliri ve büyüklüğü, iklim bölgesi, zorunlu tıbbi cihaz kullanımı, engellilik durumu, minimun aydınlatma, ısınma/soğutma, elektrikli cihaz kullanımı, konut yoğunluğu-konut fiziki özelliği ve 65 yaş üstü emekli haneler vb. bulunabilir. AB’nin Portekiz, İtalya ve Fransa örneklerinde uygulanan otomatik tanıma modelleri, vatandaşın başvuru yapmasına gerek bırakmadan hak sahiplerine doğrudan ulaşmaktadır.

  1. Bütünsel Bir Destek Yapısı

AB’de uygulanan başarılı modellerin ortak özelliği, üç ayak üzerinde durmalarıdır. Bu ayaklar; tüketim desteği (kısa vadeli ve geçici ihtiyaç karşılama), bina ve cihaz yatırımları (kalıcı tasarruf ve yaşam kalitesi sağlama) ve davranışsal destek (enerji okuryazarlığı, farkındalığı) olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülen Elektrik Tüketim Desteği ve Doğal Gaz Tüketim Desteği programları ise; bu yapısal ve bütünsel desteğin sadece kısmi olarak tüketim desteğine ihtiyacı olan hanelerin bir ayağını karşılamaya çalışmaktadır.

  1. Çok Paydaşlı Bir Politika Süreci

AB’de başarılı politika uygulamalarının ortak özelliği, ilgili tüm tarafların katıldığı yapılar tarafından şekillendirilmiş olmalarıdır. Türkiye için önerilen çerçevede; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketleri, belediye ve yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üniversite araştırma merkezleri ve tüketici temsilcileri ortak bir komisyonda bir araya gelmelidir.

  1. Hedeflenmiş Bir Destek Sisteminin Geliştirilmesi

AB üye devletlerinin son on yıldaki tecrübesi, hedeflenmiş destek sistemlerinin genel tarife düzenlemelerine göre kaynak verimliliği açısından önemli kazanımlar sağladığını göstermektedir. AB Sosyal İklim Fonu, Litvanya Konut Enerji Dönüşümü, Yunanistan Sosyal Konut Tarifesi, İspanya Bono Social, Portekiz Tarifa Social, Fransa Enerji Çeki ve İtalya Bonus Sociale programları vb. bu yaklaşımın başarılı örnekleridir. Bu modeller; kamu kaynağıyla daha geniş bir koruma kapsamına ulaşmayı, dar gelirli, enerji yoksulu hanelere yoğunlaştırılmış bir destek sağlamayı mümkün kılmaktadır.

AB örneklerinin teknik tecrūbesini ve Türkiye’nin anayasal sosyal devlet ilkesini birlikte değerlendirerek, ilgili tüm tarafları yapıcı ve yapısal, sürdürülebilir bir politika diyaloğuna, çözüm hedefine davet eden ENYOKDER, sürece şu şekilde katkıda bulunabileceğini duyurdu:

-Karşılaştırmalı politika analizi yapma kapasitesini kamu kurumlarıyla, yerel yönetimlerle paylaşmaya çalışacaktır,

– AB üye devletlerinin uygulamalarına ilişkin birikimini teknik çözüm komisyon çalışmalarına sunmaya çalışacaktır,

-Çok Paydaşlı Enerji Yoksulluğu Çözümleri Komisyonu’nun kurulması için kamu, sivil toplum, akademi, yerel yönetim ve ilgili sektör temsilcileriyle koordinasyona destek olacaktır,

-Korunması ve desteklenmesi gereken enerji yoksullarının tespiti, enerji yoksulluk haritasının çıkartılması ve çözümleri için teknik öneri ve veri analizi sağlayacaktır.

Enerji yoksulluğu ile mücadelenin partiler üstü bir sosyal politika ve çözüm alanı olduğunu vurgulayan ENYOKDER; bu alanın mevzuat, teknik, sosyal, finansal, kamusal ve hukuki boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınmasının Türkiye için çok önemli olacağını değerlendirdiğini ifade etti.

Tags: enerji yoksulluğuEnerji Yoksulluğu ile Mücadele DerneğiENYOKDER

Bu kategorideki haberleri gerçek zamanlı doğrudan tarayıcınızda almak için şimdi abone olun.

Abonelikten ayrılın

İlginizi Çekebilir

bonn
Ekonomi

Bonn İklim Müzakerelerinde Hangi Konular Görüşülecek?

8 Haziran 2026
Elektrifikasyon Enerji Dönüşümünün Omurgası Olabilir
Ekonomi

Elektrifikasyon Enerji Dönüşümünün Omurgası Olabilir

3 Haziran 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.