Engelliler Haftası ve Dünya İklim Günü dolayısıyla bir açıklama yayımlayan ENKAD, iklim krizinin gündelik hayatımızda yaşamlarımızı doğrudan etkileyen bir insan hakları krizi haline geldiğini belirterek engelli bireylerin ve özellikle engelli kadınların afetler ve iklim krizinin etkileri karşısında çok daha yüksek risklerle karşı karşıya kaldıklarını vurguladı.
Engelli kadınların insan haklarına eşit erişimini güçlendirmek amacıyla çalışan hak temelli bir sivil toplum örgütü olan Engelli Kadın Derneği (ENKAD), 10–16 Mayıs haftasının Engelliler Haftası olarak anıldığını hatırlatarak, 15 Dünya İklim Günü nedeniyle de bir açıklama yayımladı.
Açıklamada; iki önemli günün kesişiminin, iklim krizinin engelli bireyler üzerindeki etkilerini yeniden düşünmekaçısından önemli bir fırsat sunduğu belirtildi ve iklim krizinin gündelik hayatımızda yaşamlarımızı doğrudan etkileyen bir insan hakları krizi haline geldiği vurgulandı. Engelli bireylerin ve özellikle engelli kadınların afetler ve iklim krizinin etkileri karşısında çok daha yüksek risklerle karşı karşıya kaldıklarının altı çizildi.
Açıklamada, engelli bireylerin dünya nüfusunun %16’sından fazlasını oluşturmalarına karşın ulusal iklim eylem planlarında, afet risk azaltma sistemlerinde ve uluslararası iklim finansmanında büyük ölçüde göz ardı edildikleri ifade edildi. Bu durumu değiştirmek için acil ve sistematik değişim çağrısında bulunan ENKAD, iklim krizinin engelli bireyler üzerindeki orantısız etkilerini değerlendirdi.
Erişilebilir olmayan afet yönetimi sistemleri, tahliye planlarının engelli bireyleri kapsamaması, bilgiye erişim eksiklikleri ve sağlık ve bakım hizmetlerindeki kesintilerin engelli bireyleri afetler sırasında daha dezavantajlı hale getirdiği ifade edildi. Erken uyarı sistemlerinin çoğunun işitsel ya da görsel ihtiyaçları dikkate almadan tasarlandığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun birçok engelli bireyin zamanında bilgiye erişememesine neden olduğu dile getirildi. Aynı şekilde, acil durum barınaklarının büyük bölümü fiziksel erişilebilirlik standartlarına uygun olmadığına dikkat çekilerek iklim krizinin yol açtığı aşırı hava koşullarının, kronik hastalığı olan veya sürekli bakım gerektiren engellibireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğu belirtildi. İklim krizine bağlı olarak derinleşen yoksulluk, işsizlik, göç, yerinden edilme ve bakım yüküne işaret edilerek bu koşulların engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit katılımını daha dazorlaştırdığı aktarıldı.
Talepler Sıralandı
Açıklamada Türkiye’de yaşanan 6 Şubat depremlerine de değinildi. Son yıllarda yaşanan afetlerin, kapsayıcı olmayan afet ve iklim politikalarının engelli bireyler açısından ciddi hak ihlallerine yol açtığı ifade edildi. Yanı sıra afet koşullarına ilaveten, iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar ve UV ışınlarının albinizmli bireylerin cilt kanseri riskini artırdığı, öte yandan güneş kremi ve diğer koruyucu ürünlere erişimde yaşanan ekonomik ve bürokratik engellerin bu riski daha da derinleştirdiği ifade edildi.
Açıklamada, engelli kadınların daha büyük risk altında olduklarına dikkat çekilerek araştırmalara ve saha deneyimlerine işaret edildi. Engelli kadınların afet ve iklim krizleri sırasında tahliye süreçlerinde çoğu zaman en son dikkate alınan gruplardan biri olduğu; insani yardım, barınma ve temel hizmetlere erişimde ciddi engellerle karşılaştıkları; afet sonrasında ise şiddet, ihmal ve sömürü riskine çok daha fazla maruz bırakıldıkları aktarıldı.
İklim adaletinin ancak engelli bireylerin deneyimlerini ve ihtiyaçlarını merkeze alan politikalarla mümkün olabileceğini vurgulayan ENKAD, şu talepleri sıraladı:
- Engelli bireyler, iklim krizinin yalnızca sonuçlarından etkilenen ve korunması gereken “kırılgan veya edilgen” bir grup olarak değil, iklim adaleti mücadelesinin eşit haklara sahip özneleri olarak görülmeli.
- İklim politikalarının oluşturulmasından yerel mücadelelere kadar tüm süreçlerde engelli bireylerin erişilebilir, eşit ve anlamlı katılımını sağlayacak fırsatlar yaratılmalı; bilgiye, kaynaklara, karar alma mekanizmalarına ve savunuculuk alanlarına eşit erişimleri güvence altına alınmalı.
- Afet risk azaltma ve iklim uyum politikaları herkes için erişilebilir hale
- Acil durum müdahale ekiplerine, engelli bireylerle hak temelli ve kapsayıcı biçimde çalışabilmeleri için düzenli eğitimler verilmeli
- Engelli bireylere afet öncesinde ve afet sırasında nasıl hareket edeceklerine ilişkin erişilebilir formatlarda ve ihtiyaçlarına uygun eğitim ve bilgilendirme sağlanmalı.
- Erken uyarı sistemleri kapsayıcı biçimde tasarlanmalı.
- Acil durum barınakları erişilebilir biçimde kurulmalı.
- İklim eylemine ayrılan fon ve bütçeler, engelli bireylerin ihtiyaçlarını ve erişilebilirlik gereksinimlerini gözeten kapsayıcı bir yaklaşımla planlanmalı.
- Çoklu ayrımcılığa maruz kalan engelli bireyler için özel önlemler geliştirilmeli.
- Afet risk yönetimi süreçlerinde, engelli bireylerin yaşadığı bölgeler ve ihtiyaç duyabilecekleri destekler hak temelli bir yaklaşımla devlet kurumları tarafından haritalandırılmalı. Bu süreçlerde bireysel verilerin korunması temel bir ilke olarak gözetilmeli; veri toplama, paylaşma ve kullanım mekanizmaları KVKK’ya uygun, güvenli ve bireylerin mahremiyet haklarını koruyacak biçimde yapılandırılmalı ve yürütülmeli.
- İklim krizinin engelli bireyler üzerindeki etkilerini görünür kılabilmek için veri sistemleri engellilik kapsayıcılığı açısından güçlendirilmeli ve düzenli izleme çalışmaları yürütülmeli.
Sorumluluk çağrısında bulunan ENKAD açıklamasını “Kimseyi geride bırakmamak söylemi ancak engelli bireylerinhaklarının iklim politikalarının merkezine yerleştirilmesiyle anlam kazanacaktır” denildi ve kapsayıcı olmayan birgeçişin, adil bir geçiş olamayacağının altı çizildi. Açıklama, “engelli bireylerin haklarının korunuyor olmasının etkili bir iklim direncinin temel unsurlarından biri olarak görülmesi gerektiği” vurgusu ile sona erdirdi.


