fbpx
Bilim Ekonomi

Enerji Endüstrisinin Karbon Emisyonları 2011’den Bu Yana En Hızlı Oranda Arttı

BP’nin raporu, küresel sıcaklıklardaki dalgalanmaların fosil yakıt kullanımını artırdığını ortaya koyuyor.

Küresel enerji endüstrisinden kaynaklanan karbon emisyonları, geçtiğimiz yıl, aşırı hava olaylarının ve beklenmeyen değişimlerin fosil yakıtlar için ekstra talebi canlandırması ile neredeyse 10 yıl sonra hızlı bir şekilde yükseldi.

BP’nin yıllık küresel enerji raporu, iklim kriziyle mücadele çabalarına rağmen, sıcaklık dalgalanmalarının ilk kez dünyanın fosil yakıt kullanımını artırdığını ortaya koydu.

Kaydedilen sıcaklık değişimleri, normalden çok daha sıcak ya da daha soğuk olan günler 30 yıldan fazla bir süredir dünyanın gaz tüketiminde en büyük sıçramanın yaşanmasına neden oldu.

Raporda ayrıca, kömür kullanımının, 10 yıllık sürecin başındaki dönemde gösterdiği düşüşten sonra art arda ikinci defa yükselişe geçtiği belirtiliyor.

Karbon emisyonları 2018’de %2 artarak 2011’den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı artış gösterdi.

BP’nin başekonomisti Spencer Dale, aşırı hava olaylarının sayısındaki artışın ve enerjiye olan talebin artmasının bir kısır döngü olabileceğini söyledi. Dale, “Eğer atmosferdeki artan karbon seviyesi ile 2018’de gözlemlenen hava tipleri arasında bir bağlantı varsa, bu durum endişe verici kısır döngü olasılığını artırabilir: “Daha aşırı hava koşullarına neden olan artan karbon seviyeleri, haneler ve işletmeler etkilerini dengelemek istediklerinde, enerji talebindeki (ve karbon emisyonlarındaki) artışı tetikleyebilir” dedi.

Dale, raporun, toplumun iklim değişikliği ile ilgili büyüyen talebi ile ilerlemenin gerçek hızı arasındaki “artan uyumsuzluğu” da ortaya koyduğunu ekledi.

Küresel iklim değişikliğine ilişkin kamuoyu endişesi, son aylarda, genç eylemci Greta Thunberg’in önderlik ettiği iklim boykotu gibi hareketleri ve Extinction Rebellion’ın Londra’daki hayatı durduran eylemleri gibi faktörlerin etkisiyle hızla arttı.

Anket şirketi YouGov’un geçtiğimiz hafta yayımladığı veriler, Britanyalıların çevreyi Brexit ve sağlıktan sonra üçüncü en büyük endişe kaynağı olarak gösterdiklerini tespit etti.

Dale, “Toplumun iklim değişikliği ve harekete geçme ihtiyacı konusunda giderek daha fazla endişe duyduğu bir zamanda, enerji talebi ve emisyonlar hızlı şekilde artıyor” dedi.

Dünyadaki enerji talebindeki artışın üçte ikisi Çin, Hindistan ve ABD’deki sanayi talebinin yanı sıra “hava durumunun etkisine” de bağlıydı.

Bu, 1950’lerden bu yana ortalama günlerden daha sıcak veya daha soğuk olan en yüksek gün sayısının kaydedildiği ABD’de “büyük ölçüde” bir enerji iştahı yarattı.

Dale, “Sıcak günlerde insanlar klimasını, soğuk günlerde ise ısıtıcılarını çalıştırıyorlar. Bunun büyük bir etkisi var” dedi.

Fosil yakıt kullanımının yüksek kaldığı ABD, Çin ve Rusya’da, özellikle sıcak ve soğuk günlerin toplam sayısı olağandışı bir şekilde yüksekti.

ABD kayagazı merkezleri, artan enerji talebini, herhangi bir ülkede petrol ve gaz üretiminde şimdiye kadarki en büyük yıllık artış ile karşılamaya yardımcı oldu.

BP’nin CEO’su Bob Dudley, “Karbon emisyonları artmaya devam ederse, net sıfır karbon emisyonları için yapılacak ayarlamalar daha zorlu ve maliyetli hale gelecek” dedi ve ekledi: “Bu, yenilenebilir enerjiler için bir yarış değil, birçok cephede karbon emisyonlarını azaltan bir yarış.”

Raporda, yenilenebilirlerin inanılmaz büyümesi olmadan geçen yıl %14,5 oranında artan emisyonların daha yüksek olabileceği kabul edilirken, yeşil enerjiye ve elektrikli araçlara güven konusunda da uyarıda bulunuluyor.

Dale, elektrik elde etmek için yakılan kömürün dengelenmesi için yenilenebilir enerji sektöründeki büyümenin, son üç yılda elde edilen oranın iki katından daha fazla artması gerektiğini de ekledi.