;
Politika

Doğudaki STK’ların Sitemine Batıdaki STK’lardan Cevap: “Buradaki Çevre Sorunlarına Erişim Sorunu Var”

STK

Doğu Anadolu Bölgesi’nde çevrenin korunmasına dönük mücadele yürüten STK’ların “Buradaki tahribatlara da mücadelemize de batı kamuoyunda ilgi gösterilmiyor” şeklindeki eleştirilerini batıda faaliyet gösteren STK temsilcileri ve çevre aktivistlerine sorduk. Eleştirilerin haklı olduğuna dikkat çeken konuşmacılar bölge için bir ihmalin olduğunu söyledi ve buna sebep olarak bölgeden yeterince haber alınamamasını, güvenlik gerekçeleri, kurumlar arasındaki iletişimsizlik gibi gerekçeleri sıraladı.

YAZI: Şenol BALİ

Türkiye’nin genelinde yaşanan çevresel tahribatlar ve bu tahribatlar karşısında yürütülen mücadele sürekli bir tartışılma konusu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ekoloji üzerine faaliyet yürüten STK ve aktivistler, ülkenin batısında faaliyet yürüten çevre örgütlerinin, kamuoyunun ve medyanın bölgedeki çevresel gelişmelere yeterince ilgi göstermediğini söylemiş, bunun çevre mücadelesini gerilettiğini ve çevrecilerin sesinin gür çıkmamasına yol açtığını belirtmişti. İklim Haber’e konuşan bölgedeki aktivistler , ayrımcılığın hukuki ve siyasi olarak da süre geldiğini ifade etmişti. Aktivistler, söz konusu tutumların çevreye karşı olması gereken evrensel bakışın yitirilmesinden duydukları kaygıyı dile getirmişti.

İklim Haber olarak bu sefer batı kentlerinde ekoloji üzerine çalışan, eleştiri ve sitemlerin muhatabı olarak gösterilen STK temsilcileri ve aktivistlere mikrofon uzattık. Konuşmacılar, dile getirilen eleştirilerin haklılık payının olduğunu ve doğudaki çevresel gelişmelerin “ihmal” edildiğini dile getirdi. Basının bölgedeki tahribatlara yer vermemesi, bölgede ekoloji ile ilgili bilgi veren platform ve çalışma yapan STK sayısının az olmasından dolayı bölge ile ilgili bir “Haber alma” sorunundan söz eden konuşmacılar, çevreye dönük devam eden adil olamama durumunun kendilerini de rahatsız ettiğini belirttiler. Konuşmacılar, genel olarak bölgeler arasında çevre mücadelesi veren STK’ların karşılıklı iletişim halinde adım atılması gerektiğini ifade ederek ekoloji mücadelesinin birleştirilmesine ve sesin böylece daha gür çıkacağına dikkat çekti.

Ayşe BaykalBaykal: “Tekil Kazanımlar Etki Yapmaz, Ekoloji Mücadelesi Birleştirilmeli”

Halkevleri Kent ve Ekoloji Çalışma Grubu üyesi Ayşe Baykal, ekoloji mücadelesinin Türkiye’deki halkların eşitlik mücadelesinden bağımsız olmadığını belirtti. “Hep söylüyoruz; sınıf mücadelesinin içinde yaşamı ve ekolojik sistemi koruma mücadelesi eşitlik, özgürlük, kadın, kent hakkı, yaşam hakkı mücadelesinden ayrı tutulamaz. Şimdiye kadar batıda devam eden sürekli bir mücadele içinde olmamız ya da çeşitli sebeplerden dolayı samimi olarak söylüyorum ki bu coğrafyaya uzak kaldık. Ancak bizler zaten kentlerde de hep beraberiz” sözlerini kullanan Baykal, doğanın sınırsız bir kaynak olarak görülmesi yanılgısının ülkenin her tarafında olduğunu ancak bölgede bunun 10 misli daha fazla olduğunu ifade etti.

“Doğu Anadolu Bölgesi, yaz aylarında orman yangınları, bahar aylarında sellerle anılıyor. Ya da bu bölgelerde bilinçli olarak ormanlar yakılıyor ya da ağaçlar kesilip satılıyor. Maalesef bu coğrafyanın, yağmacı rant politikalarının uygulanabilmesi için yapılan yasal düzenlemelerle, OHAL ve başkanlık sisteminin verdiği yetkilerle adeta bir şantiye sahasına dönüştürüldüğünü gördük. İnşaat, enerji ve madencilik odaklı sermaye birikim modeli bölgeyi ekolojik yıkımın eşiğine getirdi” ifadelerine yer veren Baykal, bölgedeki tahribatlara karşı yapılan çalışmaların yeterli olmadığını şu sözlerle açıkladı:

“Yaptıklarımızın yeterli olmadığını, tekil kazanımlarımızın çok etki yapmayacağını biliyoruz. Sorunun daha büyük olduğunu, yerelde mücadelelerin gerekli ama yeterli olmadığını biliyoruz. Farklı sömürü biçimleri arasında ve farklı toplumsal mücadeleler arasında ortaklıklar kuran birleştirici bir ekoloji politikasının, örgütlerinin ve hareketinin gerekliliğini fazlasıyla hissediyoruz. Türkiye’de ekoloji mücadelelerini birleştirme çabası olan her girişimin içinde gücümüz, bilgimiz oranında ilerletici pozisyonlar almaya hazır olduğumuzu bildiririm. Yerel direnişlerin içinden esas bölge halkına güç verici oluşumlar sağlamak için mücadele etmeye hazırız. Ekoloji ve yaşam mücadelesini güçlendirmek, politik yaklaşımımızı geliştirmek ve örgütlü mücadeleyi sağlayabilmek temel amacımız olmalı. Bölgenin görünür hale getirebilmek için hep birlikte mücadele etmeliyiz.”

Alpay: “Doğudaki Çevresel Gelişmelere Erişim Sorunu Var”

Çevre aktivisti Reha Alpay ise batı kamuoyunda doğudaki gelişmeler hakkında bir erişim sorununun ve ihmalin olduğunu düşünürken şunları ifade etti: “Herkes kendine yakın olanı daha çok görüyor. Bir diğer sebep de Doğu’da farklı bir uygulamanın olması. Konu çevre de olsa güvenlik görevlilerin tavrı çok farklı olabiliyor. Bu sebeplerden dolayı daha çok batıdaki tahribatlara yoğunlaşılıyor. Bölgedeki sorunlara karşı bir ilgisizlik var ancak bunu genelleştirmek çok doğru olmaz. Bir de buradaki meseleler basında yeterince yer almıyor. Belki işlense Batıdaki kamuoyu daha gür bir ses çıkarabilir. Bölgedeki gelişmelere dönük bir erişim sorunu var. Bölgede barış sorunu biraz daha merkezde olduğu için çevre sorunları ikinci plana itilebiliyor.”

Düriye KarakapKarakap: “Eleştiriler Haklı Ama Bölgedeki Tahribatları Gündeme Taşıyacak STK’lar Batıdakiler gibi Organize Çalışmıyor”

“Bölgeden gelen ekolojik sorunlara bölgeler arası eşit yaklaşılmıyor şeklindeki eleştirileri haklı buluyorum” diyerek konuşmaya başlayan çevre aktivisti Düriye Karakap, şu şekilde devam etti: “Bu biraz şuna benziyor: İstanbul’da kar yağarsa haber olur, altı ay kar yağışının olduğu yerde kar yağması haber olmaz. Genel politikaların bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Siteme karşılık vererek bölgeye geldik. Buradakilerden haberimizin olmadığını gördük. Doğudaki çevre mücadelesinin veya tahribatların görünür olmaması durumunun ülkenin doğusu ile batısı arasındaki farklılıklarla paralel olduğunu düşünüyorum. Doğu biraz üvey evlat gibi. Siyasi havadan bağımsız değil. Kazdağlarına gösterilen ilginin Van’a , Hakkari’ye ve İliç’e de gösterilmesini umuyorum.”

Karakap, bölgede faaliyet yürüten STK’ların organize çalışmamasını tahribatlara ilgi gösterilmemesinin sebeplerinden biri olarak sunuyor: “Batıdakiler kadar organize çalışmıyor bölgedeki STK’lar. Bu konuda bölgedeki dinamiklere bir eleştirimiz olsun. Halka duyuran sonuçta STK’lar. Eğer doğuda yaşananlardan haberimiz olmazsa ilgi de gösteremeyiz.”

Metin SavaşçıSavaşçı: “Kazdağları’na da Hakkari’ye de Dokunma Demek Lazım”

Son olarak konuşan çevre aktivisti Metin Savaşçı ise ülkenin genelinde çevre sorunlarının aynı olduğunuğunu aktardı. İzmir’de çevre mücadelesi veren Savaşçı, doğuda çevre üzerine çalışan STK’lar ve vatandaşlar için tedbirlerin çok daha fazla alındığını kaydetti: “Her yerde çevrenin korunmasına dönük mücadele edilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye’deki her bölgede çevreye dair sorunlar aynı. Ben İzmir’de yaşıyorum, oradaki ormanların veya sulak alanların yok edilmesinde hep aynı gerekçeler sunuluyor. Doğudaki ile batıdaki arasında hiç fark yok. Ama doğuda kolluk kuvvetlerinin tedbirleri daha fazla. Biz İzmir’de bir soruna dikkat çekmek için basın açıklaması yaptığımızda veya pankart açtığımızda hiçbir sorunla karşılaşmayabiliyoruz ama doğuda bunlar maalesef oluyor” sözlerine yer veren Savaşçı , herkesin “Kazdağları’na da Hakkari’ye de dokunma” demesi gerektiğine vurgu yaptı.

Savaşçı, bölgedeki STK’ların çevresel tahribatları hukuki sürece taşıma konusunda eksik kaldığı belirtirken şöyle devam etti: “Batıdaki STK’ların doğudaki çevresel sorunlara dair bir mesafeleri var. Bölgedeki kamuoyunda da bir korkma durumu söz konusu. İhlaller yargıya da taşınamıyor. Biz bunu yapıyor ve başarıyoruz da. Gündem olmamasının sebeplerine  bölgedeki STK’ların hukuki yolları kullanmamasını ekleyebiliriz bu açıdan. Elbette medyanın burada etkisi söz konusu. Ana akım medya için yapılan haberler kurum tarafından yayımlanmıyor. Diğer haber ağlarında da yeterince yer almaması buna bir başka neden olarak sıralanabilir.”