UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, COP31’in iş dünyası için taahhütleri somut uygulamaya dönüştüren bir eşik olması gerektiğini söylerken, “İş dünyası; bilim temelli hedefler, güvenilir geçiş planları, sürdürülebilir finansman, inovasyon ve çok paydaşlı işbirlikleriyle bu sürecin etkin bir uygulayıcısı ve hızlandırıcısıdır” dedi.
UN Global Compact Türkiye’nin 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda, 6 Mart 2026 tarihinde Güliz Öztürk, UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı seçilmişti. Öztürk; başkanlık görevini son iki dönemdir yönetim kurulu başkanlığını yürüten UN Global Compact Türkiye Kurucu Başkanı Ahmet Dördüncü’den devralmıştı.
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, 6 Mayıs’ta, İstanbul’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek küresel ve yerel ölçekte iş dünyasının sürdürülebilirlik ajandasını verilerle ele aldı. Yanı sıra UN Global Compact Türkiye’nin stratejik yol haritasını da aktardı.
Buluşmada artan jeopolitik gerilimler, ekonomik belirsizlikler ve hızlanan çevresel krizler ile birlikte zor bir dönemden geçildiğinin altını çizen Öztürk, “Bu tablo içinde sürdürülebilirlik gündemi zaman zaman geri plana alınmış gibi görünebiliyor. Ancak gerçek tam tersi. Sürdürülebilirlik ‘iyi zamanların konusu’ değil. Bugün sürdürülebilirlik; risk yönetiminin, operasyonel dayanıklılığın ve uzun vadeli değer yaratmanın merkezinde yer alıyor. Artık sürdürülebilirlik bir tercih değil, iş dünyasının varlığını sürdürebilmesinin temel koşullarından biri. Sürdürülebilirlik ‘dünya için iyi’ olmanın yanında ‘iş için de iyi’ olan. Tedarik zincirlerinin kırıldığı, enerji maliyetlerinin dalgalandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dünyada; sürdürülebilirlik şirketler için yön veren bir çerçeve sunuyor” dedi
“İlerleme Yavaş, SKA’lar Hâlâ Ulaşılabilir”
Savaşlar, iklim krizleri ve azalan küresel işbirliğinin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA’lar) yönelik ilerlemeyi yavaşlattığını, bununla birlikte SKA’ların teknik ve finansal olarak hâlâ ulaşılabilir durumda olduğunu dile getiren Öztürk, birçok ülkenin anlamlı ilerleme kaydettiğini söyledi.
Somut kazanımlara değinen Öztürk, “Milyonlarca daha fazla çocuğun eğitime erişmesi, hastalıkların önlenmesiyle hayatların kurtulması ve enerjiye erişimin genişlemesi gibi somut kazanımlar elde edildi. Yenilenebilir enerji bugün en hızlı büyüyen enerji kaynağı ve elektrik üretiminde kömürü geride bırakma noktasına geliyor. Aynı zamanda küresel ölçekte elektrik erişimi önemli ölçüde artmış durumda. Kadınların iş dünyasındaki temsili artıyor. Şirketler tarafında sürdürülebilirlik raporlaması ve politika taahhütleri giderek yaygınlaşıyor. Bugün dünya nüfusunun neredeyse tamamı mobil internet kapsama alanında ve inovasyon yatırımları artıyor” şeklinde konuştu.
Bu nedenle dönüşümün mümkün olduğunu belirten Öztürk, “Doğru araçlar, doğru işbirlikleri ve doğru liderlikle ilerleme kaydedilebiliyor. Ancak SKA’larda ilerleme hâlâ oldukça sınırlı. Bugün hedeflerin yalnızca yaklaşık %18’inde istenen doğrultuda ilerleme sağlanabiliyor. Hedeflerin önemli bir kısmında ise ilerleme ya durmuş durumda ya da geriye gidiş söz konusu” dedi.
“Dünya Genelinde 20 binden Fazla Şirket Üyemiz Var”
Türkiye ağı olarak UN Global Compact’in 64 ülkedeki ağlarından biri olduklarını dile getiren Öztürk, “Dünya genelinde 20 binden fazla şirket üyemiz var. Türkiye’de ise 400’den fazla şirket UN Global Compact’e katılmış durumda. UN Global Compact’e katılan şirketlerin küresel seviyede %56’sı, Türkiye’de %43’ü KOBİ. Üyelerimiz Türkiye ekonomisinin temelini oluşturan otomotiv, çelik, tekstil, taşımacılık, gıda, finans, perakende gibi sektörlerden ve 1,6 milyondan fazla kişiyi istihdam ediyor” bilgisini verdi.
Destekleyici ve yön gösterici bir rol üstlendiklerini söyleyen Öztürk, şunları ifade etti: “İklim değişikliğiyle mücadele, biyoçeşitlilik, sosyal sürdürülebilirlik, iyi yönetişim, tedarik zinciri, sürdürülebilir finans ile sürdürülebilirlik raporlaması ve düzenlemeler alanında şirketlerin dönüşümlerini destekliyoruz ve yön gösterici bir rol üstleniyoruz. Düzenlediğimiz hızlandırma programları, deneyim paylaşım grupları, online eğitim platformumuz Akademi, etkinlikler ile şirketlerin bu alanlarda kapasite geliştirmelerini, birbirlerinden öğrenmelerini ve sürdürülebilirlik gündemine dahil olmalarını sağlıyoruz.”
“2026–2030 Global Stratejisi Üç Sacayağı Üzerine Kurulu”
UN Global Compact’in 2026–2030 Stratejisi hakkında bilgi aktaran Öztürk, “UN Global Compact’in 2030 vizyonu; iş dünyasını, sürdürülebilirlik hedeflerini dünyanın gerektirdiği ölçekte eyleme dönüştürmek üzere harekete geçirmek. 2026–2030 Global Stratejisi de üç sacayağı üzerine kurulu: Tüm değer zincirlerini kapsayan şekilde iş dünyasının bilgi ve uygulama kapasitesini güçlendirmek, ortak hareketi hızlandırmak ve sürdürülebilirliğin iş değerini görünür kılmak” dedi.
UN Global Compact İlerleme Bildirimi Raporu ile üyelerin sürdürülebilirlik yolculuklarında katettikleri ilerlemeyi yakından izlediklerini dile getiren Öztürk, “Üye şirketlerimizin üst yönetim düzeyinde eşit temsili takip ediyoruz. C-seviyesi ve eşdeğer pozisyonlarda kadın temsili %33 ile Avrupa ortalamasıyla aynı seviyede. Yönetim kurullarına bakıldığında ise üye şirketlerimizde kadın temsil oranı %24. Bu oran, 2025 Türkiye’de Yönetim Kurullarında Kadın Raporu’na göre halka açık şirketlerde %19,4’ün üzerinde. Öte yandan küresel ölçekte, MSCI 2025 verileri büyük ve orta ölçekli halka açık şirketlerde bu oranın %28,3 seviyesinde olduğunu gösteriyor” dedi.
“KOBİ’lerin Dönüşümü Hızlanmalı”
Öztürk, 2024 yılı İlerleme Bildirim Raporu verilerinin, Türkiye’deki UN Global Compact üyesi büyük şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik konusunda Avrupa’daki ve dünyanın diğer bölgelerindeki şirketlere yakın bir performans gösterdiğini ortaya koyduğunu anlattı. Bununla birlikte KOBİ’lerin dönüşümünün hızlanması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, şunları söyledi: “Şirketlerin %69’u iklim değişikliği alanında, %76’sı enerji ve kaynak kullanımı alanında, %53’ü biyoçeşitlilik alanlarında uluslararası standartlarla uyumlu ve kamuoyuna açık politika taahhütlerine sahip; %55’i iklim değişikliği, enerji ve kaynak kullanımı ve su alanlarında ve %30’u orman/biyoçeşitlilik/arazi kullanımı alanında yıllık hedef koyarak ilerlemeyi takip ediyor.”
UN Global Compact ve Accenture tarafından yapılan son CEO Araştırması’na değinen Öztürk, “CEO’ların %88’i, sürdürülebilirliğin bugün beş yıl öncesine göre daha fazla iş değeri yarattığını ifade ediyor ve %99’u, küresel belirsizliklere rağmen sürdürülebilirlik taahhütlerini sürdürmeyi ya da artırmayı planlıyor” diye konuştu.
“Programların Ortak Amacı Şirketleri Farkındalıktan Uygulamaya Taşımak”
2026 Programları hakkında da bilgi veren Öztürk, iş dünyasının farklı alanlardaki dönüşümünü destekleyen programlarını güçlendirerek sürdüreceklerini ve bu programların ortak amacının şirketleri farkındalıktan uygulamaya taşımak olduğunu belirtti.
Öztürk, söz konusu programlar hakkında şu bilgileri paylaştı: “İklim Hedefi Hızlandırma Programı ile şirketlerin emisyonlarını ölçmeleri, bilim temelli hedefler belirlemeleri ve net sıfır yol haritalarını oluşturmaları için gerekli bilgi ve araçları sunuyoruz. Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı ile şirketleri üst yönetimde kadın temsili ve eşit işe eşit ücret gibi alanlarda somut ve ölçülebilir hedefler belirlemeye teşvik ediyoruz. İş Dünyası ve İnsan Hakları Programıkapsamında ise şirketlerin insan hakları üzerindeki etkilerini belirlemeleri, risklerini yönetmeleri ve bu alanda uygulanabilir eylem planları geliştirmeleri için kapsamlı destek sağlıyoruz. Ayrımcılık Yapmama ve Eşitlik Programıile kurum kültüründe ve değer zincirlerinde daha kapsayıcı ve eşitlikçi yapılar oluşturulmasına katkı sunuyoruz. SKA İnovasyonu Programı ile de şirketlerin sürdürülebilirlik sorunlarına yenilikçi, ölçeklenebilir ve iş değeri yaratan çözümler geliştirmelerini destekliyoruz. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı: Bu yıl hayata geçireceğimiz Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı ile üyelerimizin tedarik zincirlerinde yer alan şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki bilgi, farkındalık ve uygulama kapasitelerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. MEXT işbirliğiyle düzenleyeceğimiz programın ilk fazında eğitim, öz değerlendirme ve atölye çalışmaları yer alırken ikinci fazda seçilen şirketlerle birlikte somut eylem planları geliştirilecek. Greenwashing Eğitim Programı: Avustralya ülke ağımız ile işbirliği içinde, şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki iletişimlerini daha şeffaf, doğru ve güvenilir bir şekilde yönetmelerini desteklemek amacıyla greenwashing alanında çevrimiçi bir eğitim programı sunacağız.”
Türkiye genelinde yaygınlaşma çalışmalarının sürdüğünü anlatan Öztürk, “Çalışmalarımız İstanbul’la sınırlı değil. İzmir ve Denizli’de Ege Bölgesi’ni; Bursa’da Güney Marmara bölgesini kapsayan deneyim paylaşım grupları düzenliyoruz. Ankara, Gaziantep, Tekirdağ, Aydın gibi illerde sürdürülebilirlik gündemini yaygınlaştıracak temaslar ve etkinliklerimiz oluyor. Bu bölgelerde sanayi ve ticaret odaları ile organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere iş dünyası kuruluşlarıyla işbirlikleri geliştiriyoruz” dedi.
“İş Dünyası COP31’de Önemli Rol Oynayacak”
COP31’e de değinen Öztürk, Türkiye’nin bu yıl COP31’e ev sahipliği yapmasının iklim gündemini takip eden değil, gündeme yön veren bir aktör olma fırsatı sunduğuna vurgu yaptı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Öztürk, şunları söyledi: “Bunun ilk sinyalini, COP31’in diyalog, uzlaşı ve uygulama yılı olacağını duyurarak verdik. Uygulama COP’u; verilen hedeflerin nasıl hayata geçirileceğinin tartışıldığı ve somut ilerleme için tüm paydaşların birlikte çalışacakları bir süreci tanımlıyor. COP31’in ana gündem maddeleri arasında yer alan sıfır atık, gıda güvenliği, yeşil sanayileşme, temiz enerji geçişi ve iklim değişikliğine uyum mekanizmaları gibi başlıklar önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken alanları tanımlıyor.”
COP31’den beklentileri sıralayan Öztürk, “COP31’den; yeşile geçişi finanse edecek somut adımların atılması, karbon içermeyen yatırımlar için uluslararası sermayenin mobilize edilmesi, geçiş finansmanı araçlarının yaygınlaşması ve özel sektör–kamu işbirliğinin daha da derinleşmesi bekleniyor. Bunun merkezinde ise karbon yoğun sektörlerin dönüşümünü destekleyecek güçlü politika ve finansman mekanizmalarının devreye girmesi yer alıyor. COP31, iş dünyası için taahhütleri somut uygulamaya dönüştüren bir eşik olmalıdır. İş dünyası; bilim temelli hedefler, güvenilir geçiş planları, sürdürülebilir finansman, inovasyon ve çok paydaşlı işbirlikleriyle bu sürecin etkin bir uygulayıcısı ve hızlandırıcısıdır” dedi.
Bu noktada, UN Global Compact Türkiye’nin çalışmalarına işaret eden Öztürk, şunları dile getirdi: “UN Global Compact Türkiye olarak İklim Değişikliği Başkanlığı, Yüksek Düzey İklim Şampiyonu, Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye, UN Global Compact Merkez Ofisi ve Avustralya Ülke Ağı ile düzenli temas halindeyiz. BM Türkiye ve Yüksek Düzey İklim Şampiyonu ofisi koordinasyonunda üç adet özel sektör yuvarlak masa toplantısı yapacağız. Çok paydaşlı diyaloğu teşvik etmeyi, ortaklıkları güçlendirmeyi ve COP31 sürecine hazırlık kapsamında özel sektör katkılarını ve tematik taahhütleri bilgilendirecek uygulanabilir öneriler üretmeyi amaçlıyoruz. Bu buluşmaların ilkini COP31’e Doğru: İklim Eylemi Gündeminde Özel Sektörün Rolü başlığıyla 21 Mayıs’ta yapacağız.”
Öztürk, konuşmasını şu şekilde noktaladı: “UN Global Compact Türkiye; 17 Haziran’da Belém’den Antalya’ya: Verilerle İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu başlıklı bir etkinlik ile Sabancı Üniversitesi işbirliğinde hazırlanan, sürdürülebilirlik verisi bağlamında Türkiye’de bir ilk olacak raporunun lansmanını yapacak. Bu çalışma, Türkiye’deki UN Global Compact üyesi şirketlerin sürdürülebilirlik performansını Avrupa Birliği (AB) ve dünya ile karşılaştırmalı şekilde, bu sonuçlara ilişkin analizler ve içgörüler sunacak. Etkinlikte ayrıca, rapor verilerinin ışığında COP31’e ilerlerken iş dünyasının iklim yol haritası tartışılacak.”


