• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
  • COP31 Haberleri
No Result
View All Result
İklim Haber

COP17 Başlıyor: Ülkeler Doğayı Koruma Sözlerini Yerine Getirmedi

by Haber Merkezi
16 Ekim 2026
in Politika
Reading Time: 6 mins read
A A
COP17
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

Doğaya ayrılan finansman açığının Erivan’daki COP17 gündeminin ilk sıralarında yer alması bekleniyor. Günümüzde kamu kaynaklarından her yıl ayrılan 2,6 trilyon dolar, toprakları fakirleştiren, su kaynaklarını kirleten ve ekosistemleri tahrip eden uygulamalara aktarılıyor.

Ülkelerin gezegenin doğasının en az %30’unu bu on yılın sonuna kadar koruma ve muhafaza etme konusunda Montreal’de uzlaştığı tarihten bu yana geçen dört yılın ardından, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne taraf ülkeler önümüzdeki hafta Erivan, Ermenistan’da iki yılda bir düzenlenen toplantıları için 19-30 Ekim tarihleri arasında araya geliyor. Zirve yetersiz ve parçalı bir ilerleme zemininde gerçekleşiyor.

Campaign for Nature’nin 30×30 Küresel Değerlendirmesi’ne (30×30 Global Assessment) göre hükümetlerin mevcut taahhütleri, korunan kara ve iç su alanlarının oranını günümüzdeki %20 seviyesinden on yılın sonuna kadar %27’ye çıkarabilir. Üstelik 50 ülke, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nde (GBF) belirlenen %30 hedefine şimdiden ulaşmış durumda.

Ancak denizlerdeki tablo çok daha karamsar. Together for the Ocean tarafından hazırlanan bir başka rapor, GBF hedeflerine ulaşma yolunun tam ortasında, dünya okyanuslarının yalnızca %10’unun koruma altında olduğunu ve mevcut taahhütlerin bu oranı 2030 yılına kadar ancak %12 civarına çıkarabileceğini gösteriyor.

WWF’in iki yılda bir yayımlanan Yaşayan Gezegen Raporu (Living Planet Report), yaban hayatı için de benzer şekilde çelişkili bir tablo ortaya koydu. Olumlu tarafta, dünyanın en simgesel hayvanlarından bazılarının popülasyonları toparlanıyor: Kaplan nüfusu 2010’dan bu yana %70’in üzerinde artarken, mavi yüzgeçli orkinos popülasyonun da da kademeli bir toparlanma görülüyor.

Buna rağmen biyoçeşitlilik göstergeleri, küresel ölçekte büyük bir düşüşe işaret ediyor. İzlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğünde 52 yıllık süreçte %73’lük bir azalma söz konusu. Raporda, bunun yalnızca koruma tedbirleriyle geri döndürülemeyecek düzeyde bir çöküş olduğu belirtiliyor.

Başlıca etkenler arasında habitat kaybı, tahribat ile aşırı kullanım, iklim değişikliği, kirlilik ve istilacı türler gibi sorunlar yer alıyor. Ancak tüm bu etkenler; gıda, enerji ve finans sistemlerindeki daha geniş çaplı sistemik başarısızlıklardan kaynaklanıyor.

Doğaya ayrılan finansman açığının Erivan’daki COP17 gündeminin ilk sıralarında yer alması bekleniyor. Günümüzde kamu kaynaklarından her yıl ayrılan 2,6 trilyon dolar, küresel GSYH’nin yaklaşık %2,5’u, toprakları fakirleştiren, su kaynaklarını kirleten ve ekosistemleri tahrip eden uygulamalara aktarılıyor. BM Çevre Programı’na (UNEP) göre, tarımsal desteklerin yaklaşık %87’si sentetik gübre kullanımına ve tek tip ürün (monokültür) yetiştiriciliğine yönlendiriliyor.

Teşvik Reformu Hayata Geçmeli

GBF 18. Hedefi kapsamında 196 ülke, doğaya zarar veren bu teşvikleri 2030 yılına kadar yıllık en az 500 milyar dolar azaltma taahhüdünde bulundu ancak şu ana kadar ülkelerin yalnızca %5’i bu konuda kapsamlı ulusal hedefler belirledi.

Business for Nature ve Finance for Biodiversity Foundation tarafından organize edilen bir mektupta, yönetimi altında 4,7 trilyon dolarlık varlık bulunan 130’dan fazla şirket ve finans kuruluşu, hükümetlere COP17’de teşvik reformunu hayata geçirmeleri yönünde çağrıda bulunuyor.

İmzacılar arasında BNP Paribas Asset Management, Danone ve Orsted yer alıyor. Bu kurumlar, mevcut finansal teşviklerin yüksek çevresel etkiye sahip ürünleri yapay bir şekilde ucuzlatarak piyasaları bozduğunu; bunun da daha sürdürülebilir yöntemler benimseyen şirketlerin üzerinde bir maliyet yüküne neden olduğunu belirtiyor.

Mektupta kamu harcamalarının; üreticiler, yerel topluluklar ve yerli halklar iş birliğiyle yeniden düzenlenmesinin sürdürülebilir ve dirençli üretimin bir standart haline gelmesini ve tüm şirketler için en rekabetçi tercih olmasını sağlayacağı belirtiliyor.

Business for Nature İcra Kurulu Başkanı (CEO) Eva Zabey yaptığı bir röportajda, teşvik reformunun küresel tedarik zincirlerini risklerden arındırmak ve özel sektör yatırımlarının önünü açmak için kullanılabilecek en güçlü ekonomik araçlardan biri olduğunu, çünkü hükümetlerin yeni bir kaynak bulmasını gerektirmediğini belirtti: “Mesele, hükümetlerin kaynakları nasıl tahsis ettikleri konusunda akılcı davranmaları… Mesele, bu parayı dayanıklılık inşa etmek ve buna yatırım yapmak için yeniden kullanmak.”

Teşvik reformu aynı zamanda yeni finansal mekanizmalar oluşturmak yerine mevcut olanları kullanmak anlamına geldiği için çok daha hızlı bir şekilde ölçeklendirilebilir.

Ormanların korunması ve sürdürülebilir yönetimine finansman sağlayan aktörleri bir araya getiren Dünya Ekonomik Forumu Orman Geleceği İttifakı Direktörü Gill Einhorn da tam olarak bu hususa vurgu yapıyor. “Halihazırdaki finansal araçlarda ufak ayarlamalar yaparak doğayı koruma ve ihya çalışmaları için daha önce görülmemiş ölçekte bir finansmanı harekete geçirebiliriz” diyen Einhorn, pilot projelerin ölçeklenmesini bekleyecek vakit olmadığını ve bu nedenle “mevcut mekanizmalardan yararlanmanın asıl çözüm olduğunu” sözlerine ekliyor.

Cali Fonu’nda Toplanan Miktar Yalnızca 6 Bin Dolar

Einhorn, Brezilya merkezli sürdürülebilir orman yönetimi şirketi BTG Pactual Timberland Investment Group’u örnek gösteriyor. FSC sertifikalı ahşap üretimine finansman sağlamak amacıyla daha önce bir fon oluşturan şirket, yakın zamanda benzer bir fon daha başlattı. Bu yeni fonun %50’si yine sertifikalı ahşaba ayrılırken, diğer %50’lik kısmı Latin Amerika’daki yaklaşık 660 bin dönümlük bozulmuş arazinin korunmasını, iyileştirilmesini ve yeniden ağaçlandırılmasını hedefliyor.

Ermenistan’da mercek altına alınacak bir diğer finansal araç ise Cali Fonu. İki yıl önceki COP16 zirvesine ev sahipliği yapan Kolombiya şehrinin adını taşıyan bu mekanizma dijital dizilim verilerinden (DSI) ticari gelir elde eden şirketlerin, ürünlerinin bağımlı olduğu doğal ekosistemlere ve yerel topluluklara kaynak aktarmasını sağlamak üzere 2025 yılında faaliyete geçirildi.

Fonda milyarlarca dolarlık bir sermaye birikimi sağlanacağı umuluyordu ancak farkındalık genel olarak yetersiz kaldığı için mevcut miktar yalnızca 6 bin dolarda kaldı.

“Fonun tam olarak neyi temsil ettiği konusunda kafa karışıklığı yaşandı” diyen The Nature Conservancy (TNC) Birleşik Krallık Politika ve Dış İlişkiler Sorumlusu Thomas Pickford, şirketlerin bu gönüllü fonun kapsamı ve kimlerin katkıda bulunması gerektiği hususunda belirsizlik yaşadığına dikkat çekiyor.

Şirketleri geri adım atmaya iten bir diğer etkenin de şeffaflık konusundaki endişeler olduğunu açıklayan Pickford, süreci şöyle özetliyor: “COP16’da fonun %50’sinin yerel topluluklara ve yerli halklara aktarılması, kalan kısmının ise biyoçeşitlilik zenginliğine göre ülkeler arasında dağıtılması kararlaştırılmıştı. Ancak şirketlerin, hükümetlerin bu parayı tam olarak nasıl harcayacağına dair güvenceye ihtiyacı var. Paranın nereye gittiğinden kendileri sorumlu ve fonların kötüye kullanılmasından ya da bu fonların herhangi bir zarara yol açmasından ötürü yükümlü tutulmak istemiyorlar.”

Pickford, COP17’nin detayları netleştirmesini ve böylece sistemin “anlaşılır, öngörülebilir ve uygulanması pratik” hale gelmesini umut ediyor.

Ermenistan’da iki hafta sürecek görüşmelerin bir Erivan Yol Haritası üretmesi ve GBF’nin uygulanacağı önümüzdeki dört yıla rehberlik etmesi yönünde de bir umut var.

Pickford sürecin başarıyla sonuçlanacağı konusunda iyimser: “Çözümler de ortada, finansman da ortada. Doğru politikalar, doğru piyasa çerçeveleri ve doğru teşviklerle hedeflere doğru ilerlemeyi gerçekten hızlandırabiliriz.”

İklim Haber'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Tags: biyoçeşitlilik korumaBiyolojik Çeşitlilik SözleşmesiCOP17ErivanKunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi

İlginizi Çekebilir

COP31
Politika

AOSIS Baş İklim Müzakerecisi: “COP31’in Başarısı 1,5 Derece Hedefinin Korunmasına Bağlı”

16 Ekim 2026
COP31
Politika

Prof. Dr. Kiraz: “COP31’de Sağlık Sistemlerine Dair Somut İklim Hedefleri Şart”

16 Ekim 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
  • COP31 Haberleri

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.