;
Politika

BM Okyanus Konferansı’ndan 2030’a Kadar Ulusal Deniz Alanlarının %30’unun Korunması Kararı Çıktı

BM Okyanus Konferansı, okyanusun korkunç durumunu ele almak için daha fazla hedef ve küresel taahhüt çağrısı ile sona erdi. 

Lizbon, Portekiz’de bir hafta süren BM Okyanus Konferansı’nın sonunda okyanusları kurtarmak için devlet başkanları ve hükümetler tarafından yeni deklarasyon imzalandı.

Dünya liderleri, son deklerasyonlarında daha önceki “kolektif hatadan” ders çıkararak okyanusun karşı karşıya kaldığı alarm niteliğindeki çağrının duyulduğundan emin oldular.

Kapanışta, Birleşmiş Milletler Hukuk İşleri Genel Sekreteri Miguel de Serpa Soares, konferansın ev sahipleri Portekiz ve Kenya’ya başarılarından dolayı teşekkür etti.

Serpa Soares, “Konferans kritik sorunları tekrardan ele alıp yeni fikirler üretmemizi sağladı. Ayrıca kalan çalışmaları ve okyanusumuzun geri kazanılması için bu çalışmayı büyütme ihtiyacını da netleştirdi. Akıntıyı tersine çevirmenin zamanı geldi” dedi.

24 devlet başkanı ve 2 bin sivil toplum temsilcisi dahil olmak üzere katılımcı sayısı 6 bini aştı. Konferansta bu acil ve gerçek krizlere başa çıkmak için yollar arandı.

Şimdiye kadar “Okyanusla ilgili hedeflere ulaşmakta toplu bir başarısızlık” olduğunu kabul eden liderler, hedefleri mümkün olan en kısa sürede tam olarak gerçekleştirmek için acil eylemde bulunma ve her düzeyde işbirliği yapma taahhütlerini yenilediler.

Okynusların karşı karşıya kaldığı zorluklar arasında, artan deniz seviyesi, kıyı erozyonu, deniz kirliliği, denizlerin daha asidik ve daha sıcak oluşu, aşırı balıkçılık ve deniz biyoçeşitliliğin yok oluşu var.

Lizbon’da bir araya gelen üst düzey politikacılar, iklim değişikliğinin “zamanımızın en büyük zorluklarından biri” olduğunu ve “okyanusun ve ekosistemlerinin sağlığını, üretkenliğini, sürdürülebilir kullanımını ve dayanıklılığını iyileştirmek için kararlı ve acilen hareket etme” gereğinin altını çizerken, bilime dayalı ve yenilikçi eylemlerin ve uluslararası işbirliklerinin gerekli olduğunu da kabul ettiler.

Dönüştürücü değişim çağrısında bulunan liderler, ekosistem bozulması ve türlerin yok olması da dahil olmak üzere, ısınan bir gezegenin okyanus üzerindeki kümülatif etkilerini ele alma gereğini vurguladılar.

Taahhütleri Tekrardan Doğrulamak

Taraflar okyanusların sağlığını, verimliliğini, dayanıklılığını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamak için 2015 Paris Anlaşması’nı ve geçen Kasım ayında gerçekleşen Glasgow İklim Protokolü’nü uygulamanın önemini vurguladılar.

Lizbon deklarasyonunda şöyle denildi: “Okyanusların dayanıklılığı ve ekolojik bütünlüğü için, ekosistemlerinin ve biyoçeşitliliğin gerilemesini durdurmayı ve tersine çevirmeyi kendimize görev edindik. 2020 sonrası küresel biyoçeşitlilik kapsamı için iddialı, dengeli, pratik, etkili, sağlam ve dönüştürücü bir yapı kurma çağrısında bulunuyoruz.”

Dirençli ve sağlıklı denizel çevre, milyarlarca gıda ve enerji üretme potansiyeline sahip ve iklimin ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli temellerinden biri.

Konferansta 150’den fazla üye devlet, 2030’a kadar Deniz Koruma Alanları içindeki küresel okyanusun en az yüzde 30’unu korumak için gönüllü taahhütlerde bulundu.

Serpa Soares kapanış seronomisi esnasında, “Ülkelerin sunmuş olduğu yeni taahhütlerden çok etkilendim. Taahhütlerin hızla uygulanması gerekiyor” dedi.

Bu taahhütlerden bazıları şunlar:

1-2030 yılına kadar ulusal deniz alanlarının %30’unun korunması
2-2040’a dek karbon nötr olunması.

3-Plastik kirliliğinin azalması.

4-Yenilenebilir enerji kullanımının artırılması

5-Okyanus asidifikasyonu, iklim direnci ve izleme projeleri ve araştırmalarının fonlanması.

Gönüllü Taahhütler:

1- Gezegenimizi Koruma Mücadelesi (The Protecting Our Planet Challenge) 2030 yılına kadar deniz koruma alanlarının oluşturulmasını, genişletilmesini ve yönetimini desteklemek için en az 1 milyar doları yatırım yapacak.

2-Avrupa Yatırım Bankası, iklim dayanıklılığı arttırmak, su ve katı atık denetimini iyileştirmek amacıyla Karayipler Bölgesine ve Clean Ocean Girişimi’ne 150 milyon euro ek yatırımda bulunacak.

3-Kenya halihazırda ulusal bir mavi ekonomi stratejik planı oluşturmaya çalışıyor. Bu plan çoklu paydaşları da dahil ediyor. Kenya aynı zamanda da plastik çöplerle başa çıkmak için kendi ulusal planını oluşturuyor.

4-Hindistan ise kendisini Kıyı Temizliği Kampanyasına adayarak tek kullanımlık plastikleri yasaklıyor.