;
Politika

Akbelen için Olumlu Gelişme: Mahkemelerden Yürütmeye Durdurma Kararı

İkizköylülerin ve yaşam savunucularının sürdürdüğü direniş ile birlikte, Muğla 1. ve 3. İdare Mahkemeleri, açılan iki davada da yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Akbelen Ormanı’nın açık kömür madeni için kesilmesine karşı Temmuz ayından beri nöbet tutan İkizköylüler ve yaşam savunucuları için sevindirici haber geldi. Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde süren Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal davası ve Muğla 1. İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davasında karar çıktı. Her iki davada da mahkemeler “yürütmenin durdurulması” yönünde karar aldı.

İkizköy Çevre Komitesi ve KARDOK Derneği tarafından yapılan açıklamada Limak-İçtaş ortaklığındaki YK Enerji’nin İkizköylülerin yaşam kaynağı olan Akbelen Ormanı’nı kömür ocağına dönüştürmeye ve çıkartılacak kömürün santrala taşınması için bir konveyör bant inşasına kalkıştığından bahsedildi. Açıklamaya şu şekilde devam edildi: “Bir yandan da her iki termik santralda devam eden rehabilitasyon çalışmaları ile santralların ömrünü bir 25 yıl daha uzatmaya çalışıyorlar. Bu bölgeyi daha da yaşanmaz hale getirecek bu projeler Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)’den muaf tutuldu. Köylülerimiz Mehmet OĞULTÜRK, Halil İbrahim DEMİR ve Celal ÇOBAN Muğla Valiliğine başvurarak ÇED süreci işletilmesini istediler. Valilik, santral ve madenlerin ÇED Yönetmeliği’nden önceki tarihte işletmeye alınmasından ötürü ÇED’den muaf olduklarını bildirdi. Bu muafiyetin iptali için Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde dava açtık. Bu davanın görüldüğü sırada, Akbelen Ormanı için kesim kararı çıktığı bilgisine ulaştık. Birkaç aylık yoğun uğraşlar üzerine, kesime yol açacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 28.11.2020 tarihli yazısıyla maden açık işletme izni verildiğini öğrendik. Bu iznin iptali için de Muğla 1. İdare Mahkemesi’nde köyümüzün derneği KARDOK olarak dava açtık.”

Dün akşam tebliğ edilen kararlarla her iki dosyadan da yürütmeyi durdurma kararı verildiğini  öğrendiklerini belirten komite ve dernek, Milas Kaymakamı ve Muğla Valisi olmak üzere tüm yetkilileri mahkeme kararlarının uygulanması için hareket etmeye çağırdı: “Yeniköy ve Kemerköy termik santrallarındaki rehabilitasyonu, kapasite arttırımı ile ve kömür madenlerindeki genişletme projelerine ilişkin tüm işlemlerin derhal durdurulmasını, Akbelen Ormanı’nı korumalarını ve müdahale edilen doğal ortamların eski haline getirilmesini bekliyoruz. Ayrıca yaşanan orman yangınlarından sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve Orman Genel Müdürlüğü’ne, Akbelen Ormanı dahil olmak üzere orman ekosistemlerini daraltan ya da yok eden tüm tahsis izinlerini ve kesim programlarını iptal etmeye çağrısında bulunuyoruz.”

Direnişin Uzun Mazisi

İkizköy Direnişi yeni değil. Muğla’da 40 yıldır süren bir kömürlü termik santral direnişi var. Önce Yatağan, sonra Yeniköy ve Kemerköy termik santralının yıkıcı etkileri altında, yerel halk tarım yapmaya ve hayatlarını idame etmeye çalışıyorlar.

İkizköy’de ise iki sene önce Kemerköy Termik Santral sahasının yakınındaki araziler kömür çıkarmak üzere kamulaştırılmış, ardından İkizköylüler orada yaşayan komşularının başına gelenlere şahit olmuştu. Toprakları düşük fiyatla kamulaştırılan köylülerin aileleri dağılmış, topraklarını ve yaşam kaynaklarını kaybetmişlerdi.

40 yıldır zehir soluduklarını, susuz kaldıklarını ve hastalandıklarını söyleyen İkizköylüler 740 dönümlük Akbelen Ormanı’nı birer birer köyleri yutan termik santrallara vermek istemiyor. Çünkü termik santralla köylerini ayıran tek şey bu 740 dönümlük orman.

Uzmanlar, ormanın kesilmesi halinde bölgede yağmur tutulmayacağını ve yağmur yağmayacağını belirtiyor ve ovadaki tarım alanlarının kuraklıkla kavrulacağını ve oradaki köylüye yaşama şansı bırakmayacağını ifade ediyorlar.

28 Temmuz’da Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan yangınlar, iklim krizinin en çok etkilediği Akdeniz Havzasında yer alan Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’ni teslim almış, yaklaşık 83 bin 800 hektar alan yanmıştı. Muğla’nın Ören ilçesindeki yangınlar 4 Ağustos’ta Kemerköy Termik Santralı’na dayanmış, santralın patlama endişesiyle kimse uyuyamamış, Milas tahliye edilmiş ve zehirli gaz uyarıları yapılmıştı.

Yangının yaşandığı yerden yalnızca 10km uzakta bulunan Akbelen Ormanı, tüm bu yaşananlara rağmen maden sahası olarak genişletilmek üzere kesilmeye başlanmıştı. Santralın işletmecisi Limak Holding, kesimleri durdurmadığı gibi jandarmayla yaşam savunucularına gece müdahale ederek eylem alanından çıkartmaya çalışmıştı.

IPCC Yeni Raporu: Yangının Çıkmasına Uygun Hava Koşulları Artacak

IPCC’nin bu hafta içinde yayımladığı yeni rapor, dünyanın sanayileşme öncesi döneme göre 1,2 derecelik sıcaklık artışını doğruladı ve iklim krizinin kesin olarak insan kaynaklı olduğunu belirtti. Türkiye’de IPCC’nin bir parçası olduğu için bunu kabul etmiş durumda. Raporun bölgesel değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz bölgesinde ortalama sıcaklıklar, aşırı sıcaklıklar, hidrolojik ve ekolojik kuraklık artıyor, ortalama yağışlar azalıyor. Kıyı bölgelerde daha fazla sel ve erozyon olması bekleniyor. Ayrıca rapor Akdeniz bölgesindeki ormanlık alanlarda, yangının çıkmasına uygun hava koşullarının artacağını da hesaplıyor.

Rapor, günümüzde iklim değişikliğinin ciddi etkilerini hissetmeyen hiçbir bölgenin kalmadığını, sıcaklık artışlarının felaket sınırına beklenenden hızlı yaklaştığını ve gezegen için kritik eşik olan 1,5 derece ısınmaya önümüzdeki 20 yıl içinde ulaşacağımızı ifade ediyor. Rapor çıktıları bir kez daha insanlığın geleceğinin CO2 ve diğer seragazı emisyonlarını hızla kesmesine bağlı olduğu konusunda uyarıyor.

Rapor, başta fosil yakıtların kullanımı kaynaklı emisyonların hemen kontrol altına alınmadığı takdirde gezegen için kasvetli bir resim çiziyor. Öte yandan, rapor, “iddialı emisyon azaltımlarının insan kaynaklı iklim değişikliği üzerinde ani ve sürekli etkileri olduğu” için, gelecekteki iklimin büyük oranda hala günümüz nesillerinin elinde olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.