;
Politika

ABD Yönetimi Fosil Yakıt Çağını Uzatma Peşinde

fosil yakıt

Trump yönetiminin İran savaşı ve daha fazla sondaj hamlesi, fosil yakıt çağının “tehlikeli oynaklığını” ortaya seriyor. Uzmanlara göre başkanın, fosil yakıtlar üzerine girdiği “bahis” şu ana kadar pek de iyi gitmiyor ve yenilenebilir enerjiden vazgeçmek ABD’yi 20. yüzyılın enerji sistemlerine kilitliyor.

ABD ve İsrail’in İran ve Güney Lübnan’ı bombalaması insani ve çevresel bir bedel yarattı. Savaşın daha fazla tırmanması ise bu kayıpları daha da artırmakla kalmayacak, gezegeni ısıtan emisyonları yükseltebilecek ve içme suyu kaynaklarını tahrip edebilecek.

Dünya petrolünün normalde beşte birinin taşındığı Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından ablukaya alınması, enerji maliyetlerinin sıçramasıyla küresel ekonomileri tehdit etti. Savaşın geçen ay başlamasından bu yana tüketiciler dünya genelinde fosil yakıt şirketlerine 100 milyar dolardan fazla ek ödeme yaptı. ABD’de ise benzin fiyatlarının ulusal ortalaması galon başına neredeyse 4 dolara yükseldi.

Dış İlişkiler Konseyi’nde enerji ve çevre uzmanı olan Alice Hill, “Başkanın fosil yakıtlar üzerine yaptığı bu bahis oldukça büyük ve şu an itibarıyla pek iyi gitmiyor” diyerek ekledi:

“Bu durum, yeşil dönüşümün ülkenin uzun vadeli güvenliği açısından ne kadar büyük faydalar sağlayacağını çok açık biçimde hatırlatıyor. Güneş ve rüzgar gibi temiz enerjiye yatırım yapan ülkeler daha avantajlı olacak ve bu süreci daha sağlam atlatacak. Ancak Başkan Trump bu yaklaşımı reddetti ve bu da bizi daha kırılgan hale getiriyor.”

Bilim insanları, giderek aşırı ısınan bir gezegenin yıkıcı sonuçlarından kaçınmak için dünyanın fosil yakıtlardan acilen uzaklaşması gerektiği konusunda defalarca uyardı. Karbon emisyonları hâlâ ciddi etkilerden kaçınmak için yeterince hızlı düşmese de, rüzgar ve güneş enerjisinin maliyetlerinin hızla azalması ülkeleri yenilenebilir enerjiye rekor düzeyde yatırım yapmaya yöneltti.

Çevrecilere “Terörist” Dedi

Ancak Trump bunun yerine fosil yakıt çağını uzatmaya çalıştı. Geçtiğimiz cuma günü çevre konusunda endişe duyanları küçümsemek için kışkırtıcı bir dil kullandı ve çevreciler için “terörist” ifadesini kullandı. Trump daha önce de iklim krizini bir “aldatmaca” ve “sahtekârlık” olarak nitelemiş, ABD’nin daha fazla petrol ve gaz çıkarması gerektiğini savunmuştu. Bununla da kalmayıp Venezuela ve şimdi de İran gibi petrol zengini ülkelerden gelen kaynaklara el koyulmasını talep etti. Pazar günü Financial Times’a verdiği demeçte ise, “Dürüst olmak gerekirse en sevdiğim şey İran’daki petrolü almak ama ABD’deki bazı aptal insanlar ‘bunu neden yapıyorsun?’ diyor. Ama onlar aptal insanlar” dedi.

İran savaşının fosil yakıt odaklı niteliği, Trump’ın İran petrolünün %90’ının işlendiği, 5 mil uzunluğundaki stratejik Harg Adası’nı hedef alma tehdidiyle daha da belirgin hale geldi. Hill, “Başkan, Hürmüz Boğazı’nın yarattığı darboğazı gevşetebilecek rüzgar ve güneş enerjisi varken bizi 20. yüzyılın enerji sistemlerine kilitliyor” dedi.

Her Türlü Temiz Enerji Projesi Engelleniyor

Fosil yakıtlara süregelen bağımlılığın yarattığı çok yönlü tehlikeler, son dönemde hem İran’da hem de ABD’de açıkça görüldü. İran’daki petrol depolarına yönelik füze saldırıları, zehirli siyah dumanların yerleşim yerlerini kaplamasına yol açtı ve onlarca yıl sürebilecek çevresel zarara neden oldu. ABD’de ise bu ay Batı eyaletlerinde yaşanan rekor sıcak hava dalgasının, bilim insanlarına göre insan kaynaklı iklim krizi olmasaydı “neredeyse imkânsız” olduğu ortaya kondu. Yine bu ay meydana gelen bir petrol sızıntısının Meksika Körfezi boyunca 600 kilometrelik bir alana yayıldığı da görüldü.

Mart ayında ayrıca Houston’da büyük bir petrol ve gaz endüstrisi konferansı düzenlendi. ABD Enerji Bakanı Chris Wright burada üreticilere daha fazla sondaj yapmaları çağrısında bulundu. Konferans sürerken, yalnızca bir saat uzaklıktaki Teksas’taki bir petrol rafinerisi patladı. Büyük bir siyah duman bulutu oluştu ve yakınlardaki sakinlere evlerinden çıkmamaları talimatı verildi.

Buna rağmen Trump yönetimi, temiz enerji projelerini federal kara ve sulardan yasaklayarak ve teşviklerini kaldırarak aktif biçimde engellemeye çalıştı. Geçen hafta yönetim, Fransız şirketi TotalEnergies’e yeni bir açık deniz rüzgar çiftliği kurma planından vazgeçmesi için vergi mükelleflerinin parasıyla 1 milyar dolar ödeme gibi olağanüstü bir karar aldı.

Ayrıca Meksika Körfezi’nde daha fazla petrol ve gaz sondajını kolaylaştırmak için nadir deniz türlerine yönelik korumaları kaldırmak da planlar arasında yer alıyor. Savunma Bakanlığı, ulusal güvenlik gerekçesiyle bir muafiyet talep etti. Bu durum, yalnızca Meksika Körfezi’nde bulunan ve sayısı yaklaşık 50’ye düşmüş Rice balinası gibi türlere yönelik korumaların kaldırılması anlamına gelebilecek.