;
Politika

ABD İklim Krizinden Etkilenenlere Tazminat Ödemek İstemiyor

ABD hükümeti iklim krizinden etkilenen ülkeler adına asla sorumlu tutulmayacağı yönünde güvence sağlama konusunda ısrar ediyor. 

2015’te imzalanan Paris Anlaşması kapsamında gelişmiş ülkeler, iklim krizi karşısındaki hassas ülkelerin ‘kayıp ve zararlarına’ karşı sorumluluk üstleneceği ve tazminat ödeyeceği konusunda anlaşmıştı.

Climate Home News’in (CHN) haberine göre Madrid’deki COP25 kapsamında, ABD tarafından Avrupa Birliği’ne (AB) verilen bir teklif, UNFCCC sözleşmesi kapsamındaki kayıp ve zararlara karşı olan sorumluluğunun muafiyetini uzatmayı içeriyor.

ABD’nin teklifi ayrıca, Paris Anlaşması’na taraf olmayanlar da dahil olmak üzere bütün ülkelerin, kayıp ve zarar müzakerelerini yürütecek icra komitesine hizmet edebileceğini öne sürüyor. Beyaz Saray, Paris Anlaşması’ndan çekilmek için yasal süreçleri başlatmış olsa da UNFCCC üyesi olmaya devam edecek.

Bu teklif, ABD’nin kayıp ve zarar mekanizmasının yönetiminde söz sahibi olmasına izin verdiği gibi müzakereler üzerinde de etkisini sürdürebilecek.

Küresel seragazı emisyonlarının üçte birinden sorumlu ABD, herhangi bir sorumluluk ve tazminat talebini birçok kez önlemeye çalıştı.

Yoksul ülkelerin COP25 süresince herhangi bir tazminat talebinde bulunduğuna dair bir gösterge yok. Ancak gelişmekte olan ülkeler bu durumun, zengin ülkelerin savunmasız ülkelere iklim krizinin sonuçlarına yardımcı olmak adına finansman sağlamayı reddetmelerini kolaylaştıracağından korkuyor.

Gelişmekte olan ülke diplomatlarından birinin CHN’ye verdiği röportajda, COP25 müzakerelerinde sorumluluk ve tazminattan feragat edilmesinin, savunmasız ülkelerin ortak bir korkusu olduğunu söyledi.

Aşırı hava olayları ve yükselen deniz seviyeleri gibi iklim krizinin sonuçlarından etkilenen ülkelere kimin ödeme yapacağı, COP25 müzakerelerinde en başta tartışılan konulardan biri.

Kayıp ve zararları uluslararası ölçekte ele alan Varşova Uluslararası Kayıp ve Zarar Mekanizması (WIM) yeniden değerlendirilecek ve ülkelerin, bu mekanizmanın nasıl yönetileceği ve finanse edileceği konusunda anlaşması gerekiyor. Özellikle ABD gibi zengin ülkeler uzun bir süredir bu konuda ayak sürüyor.