Yeni bir araştırma, Avrupa sularında kaydedilen rekor yükseklikteki deniz yüzeyi sıcaklıklarının iklim değişikliğinden kaynaklandığını gösterdi. Bu yaz, İrlanda’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir bölgede deniz sıcak dalgaları yaşandı ve bazı bölgelerde deniz yüzeyi sıcaklıkları normalin 6 derece üzerinde kaydedildi.
Bu yaz sıcak hava dalgaları Avrupa’yı kavurdu. Birçok ülke rekor sıcaklıklar yaşarken, orman yangınları da yıktı geçti. Yeni bir araştırma ise bu yüksek sıcaklıkların denizlerdeki izdüşümünü inceledi ve iklim değişikliği ile ilişkisini netlikle ortaya koydu.
World Weather Attribution’ın (Dünya Hava Olayları İlişkilendirme Girişimi, WWA) yeni araştırması, Avrupa sularında kaydedilen rekor yükseklikteki deniz yüzeyi sıcaklıklarının iklim değişikliğinden kaynaklandığını gösterdi. Bu yaz, İrlanda’dan Akdeniz’e kadar uzanan bir bölgede deniz sıcak dalgaları yaşandı ve bazı bölgelerde deniz yüzeyi sıcaklıkları normalin 6 derece üzerinde kaydedildi.
İsviçre, İsveç, Amerika Birleşik Devletleri, İrlanda ve Birleşik Krallık’tan bilim insanları; iklim değişikliğinin bu durum üzerinde etkili olup olmadığını değerlendirmek üzere işbirliği yaptı ve Kelt bölgelerinden Akdeniz’e kadar dört farklı kıyı bölgesini analiz etti. Tüm bölgelerde, küresel ısınmanın ortalama hızını aşan artış eğilimleri tespit edildi. Akdeniz’de ise bu artışın, küresel ortalamanın iki katı olduğu görüldü. Bu gözlemleri, iklim modellemeleri ile birleştiren bilim insanları, bu ısınma eğiliminin büyük kısmının iklim değişikliğinden kaynaklandığını ortaya koydu.
Bu anomalilerin ciddi ekolojik sonuçlar doğurduğunu gösteren emareler var. Örneğin Birleşik Krallık’ta balıkçılar, ahtapot popülasyonlarında ani artışlar bildiriyor. Başka türlerin ise daha serin sulara doğru kuzeye kayması sonucunda besin zincirlerinin, kıyı balıkçılığının ve su ürünleri yetiştiriciliğinin etkilendiği raporlanıyor. Olumsuz etkiler, karaya da sıçrayabilir: Deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesi, kıyı bölgelerinde nemi artırarak aşırı sıcaklara bağlı riskleri yükseltiyor.
İncelenen bölgelerin çoğunda gözleme dayalı veriler, ısınmanın 1,4 derecelik küresel ortalamanın üzerinde olduğunu gösteriyor. Tahminlere göre, en yüksek deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki artış daha kuzeyde 1,2 derece civarındayken, Akdeniz’de yaklaşık 3 dereceye ulaşıyor.
Gözlemlerdeki eğilimi iklim modelleriyle birleştiren bilim insanları, iklim değişikliğinin Akdeniz’de yaklaşık 2 derece, Biskay Körfezi ve İber Yarımadası merkezli bölgede 1,4 derece ve Kelt bölgesinde 1,3 derecelik ısınmaya doğrudan neden olduğunu tespit etti.
2026 yılında, Biskay Körfezi/İber Yarımadası kıyı bölgesinin %90’ı ve Batı Akdeniz’in %80’i, deniz sıcak dalgası koşulları deneyimledi. Oysa insan kaynaklı iklim değişikliğinin olmadığı bir senaryoda, bu oranların yaklaşık %40 olması beklenirdi. Doğu Akdeniz’de ise mevcut %70’lik oran %9’a düşerdi. Kelt bölgesinde ise %80 olan oranın %30 olması beklenirdi.
Okyanuslardaki aşırı ısınma, mercanlar, süngerler ve makroalgler gibi habitat oluşturan türlerin kitlesel ölümlerine neden olabilir ve bu da ekosistem genelinde zincirleme etkiler yaratabilir. Deniz sıcak dalgaları ayrıca deniz kuşları ve deniz memelileri dahil olmak üzere üst düzey avcıların besin kaynaklarını bozabilir ve bu da nüfuslarında ciddi düşüşlere yol açabilir. Gelecekte öngörülen ısınma, birçok deniz türünün uyum sağlayabileceği sınırları aşacak. Hızlı ısınma morina, mezgit, uskumru, deniz tarağı ve ıstakoz gibi önemli balıkçılık kaynaklarının çökmesine neden olabilir.
Deniz sıcak dalgaları aynı zamanda kıyı kentlerinde gece sıcaklıklarını ve atmosferik nemi artırarak karada yaşanan sıcaklık stresini doğrudan şiddetlendiriyor. Sıcak su ise sezonun ilerleyen dönemlerinde yıkıcı fırtınaları tetikleyebilecek aşırı atmosferik nemi besliyor.
Araştırmanın sonuçlarını yorumlayan Imperial College London Çevre Politikası Merkezi İklim Bilimi Profesörü Dr. Friederike Otto, denizlerin, küresel ısınmanın ortalama hızını aşan bir hızla ısındığını belirterek şöyle devam etti: “Bu durum hem kara hem de deniz yaşamı üzerinde doğrudan sonuçlar doğuruyor. Kaçınılmaz bir gereklilik olan fosil yakıtlardan uzaklaşmayı geciktirerek, birçok okyanus ekosistemini yok oluşa sürüklüyoruz.”
Yalnızca yeni duruma uyum sağlamaya çalışmanın yeterli olmayacağını aktaran Otto, “Ekosistemler kendi başlarına önemli olduğu gibi, aynı zamanda birçok insanın ve sektörün de denizlerin bu kadar hızlı ısınmamasına ihtiyacı var. Okyanuslarımızda ve denizlerimizde, uyum kapasitesinin oldukça katı sınırları var. Fosil yakıtlardan uzaklaşmayı ne kadar geciktirirsek, bedeli de o kadar yüksek olacak. Fakat bu bedeli ödeyenler, zenginler olmayacak” dedi.


