Yeni bir çalışma, kömür, petrol ve gaz sektörlerinde yapay zekâ kaynaklı verimlilik artışlarının, yenilenebilir enerji alanındaki uygulamaların önlediğinden daha fazla emisyona yol açabileceğini ortaya koyuyor. Çalışmaya göre yapay zeka her yıl 1,8 gigatona kadar varabilecek ek karbon emisyonuna yol açabilecek.
Yapay zekâ bir yandan verimliliği artırırken, bu artış, yenilenebilir enerjiden sağladığı emisyon azaltımından daha fazla fosil yakıt kaynaklı sera gazı emisyonuna yol açıyor.
Bilim insanları, yapay zekânın temiz elektrik üretimini artırma konusundaki teknik potansiyelini ve aynı zamanda kömür, petrol ve gaz üretimine nasıl katkı sağlayabileceğine ilişkin öngörüleri modelledi. 64 farklı senaryoyu inceleyen araştırmacılar, net yıllık karbon emisyonlarının 0,47 ila 1,8 gigaton arasında artabileceğini belirledi. Bu miktar, enerji sektörünün yıllık emisyonlarının yaklaşık %1 ila %5’ine karşılık geliyor.
Çalışma, yapay zekânın elektrik ve enerji sektörünün tamamı üzerindeki iklim etkisini nicel olarak ortaya koyan ilk araştırma olma özelliğini taşıyor. Daha önceki araştırmalar, yenilenebilir enerji tesislerindeki üretim kesintilerini azaltmak ve elektrik şebekelerini daha verimli yönetmek gibi yapay zekânın dolaylı iklim faydalarını incelemişti. Ancak bu çalışmalar, yapay zekânın petrol kuyularındaki sondajı ve gaz çıkarımını daha verimli hâle getirerek ortaya çıkarabileceği ilave emisyonları göz ardı ediyordu.
Araştırmanın taslağına görüş veren Almanya’nın Berlin kentinde bir üniversite olan Hertie School’da bilgisayar bilimi ve kamu politikası alanında doçent Lynn Kaack şöyle dedi:
“Şimdiye kadar yapılan çalışmaların çoğu, veri merkezlerinin enerji kullanımını yapay zekânın sağladığı emisyon tasarruflarıyla karşılaştırdı. Yapay zekânın kendisinin emisyonlarda artışa neden olabileceği boyutunu ise tamamen göz ardı etti.”
Yenilenebilir Enerjideki Verimlilik Fosil Yakıtların En Az 4 Katı Olmalı
Araştırmacılar, net emisyonların yalnızca yapay zekânın fosil yakıt sektöründeki verimliliği artırmadığı senaryolarda azaldığını ortaya koydu. Temiz ve fosil yakıt kaynaklı enerji tesislerinin yapay zekâyı benzer oranlarda benimsemesi durumunda ise farklı bir sonuç çıktı. Buna göre, emisyonların en azından dengelenebilmesi için yenilenebilir enerji sektöründeki verimlilik artışının fosil yakıt sektöründekinin en az dört katı olması gerektiği sonucuna ulaşıldı.
Çalışmanın ortak yazarlarından ve daha önce Microsoft’ta çalışan, daha sonra şirketten ayrılarak, yapay zekâ ve diğer gelişmiş dijital teknolojilerin fosil yakıt üretimini artırarak dolaylı biçimde ortaya çıkardığı sera gazı emisyonlarına dikkat çeken Enabled Emissions adlı kampanya grubunun kurucuları arasında yer alan Holly Alpine, araştırma ekibinin yapay zekânın fosil yakıtlar ve yenilenebilir enerji kaynakları tarafından aynı oranda benimsenmeye başlayacağı yönünde ihtiyatlı bir varsayım kullandığını belirterek şunları söyledi:
“Fosil yakıt sektöründeki yapay zekâ uygulamaları bugün zaten büyük ölçekte hayata geçiriliyor. Yenilenebilir enerji alanındaki uygulamalar ise hâlâ büyük ölçüde pilot proje veya akademik araştırma aşamasında. Dolayısıyla bunlar daha spekülatif ve izin süreçleri ile şebekeye bağlantı gibi uygulamanın önündeki engellerin aşılmasına daha fazla bağımlı.”
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), yapay zekânın teknik olarak çıkarılabilir petrol ve gaz rezervlerini %5 oranında artırabileceğini ve derin denizlerde gerçekleştirilen açık deniz petrol ve gaz projelerinin maliyetini %10 oranında azaltabileceğini tahmin ediyor.
Petrol ve gaz şirketlerinin yöneticileri ise, yapay zekânın bulmalarını sağladığı ilave yakıt kaynaklarından büyük bir heyecan duyuyor. Hatta yapay zekânın sektörde ortaya çıkmaya başlayan etkisini “bir sonraki hidrolik kırılma patlaması” olarak nitelendirenler bile oldu.
Suudi Arabistan’ın devlet petrol şirketi Saudi Aramco, geçen yıl yapay zekâyı “her şeyin içine” entegre ettiğini açıkladı. Şirket, bunun üretkenliği ve açılan petrol kuyularının sayısını artırdığını belirtti. Bu yazın başlarında da, Norveç merkezli enerji şirketi Equinor, Norveç kıta sahanlığındaki 27 yeni keşfi, yeni sismik teknolojiler ve yapay zekâ sayesinde gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu keşifler arasında Lofn ve Langermann petrol sahaları da bulunuyor. Equinor, bu sahaların 2025 yılında işlettiği en büyük keşif olduğunu belirtti.
Yapay Zekanın Fosil Yakıt Kullanımı Hâlâ Göz Ardı Ediliyor
İklim bilimciler ve enerji uzmanları, giderek büyüyen ve daha fazla enerji tüketen yapay zekâ veri merkezlerinin hızla inşa edilmesinden endişe duyuyor. Bu veri merkezleri genellikle fosil gazın yakılmasıyla üretilen elektrikle çalışıyor. Araştırmacılar, hesaplamalarına veri merkezlerinin enerji talebini dâhil etmedi. Buna rağmen, yapay zekânın fosil yakıt sektöründe sağladığı verimlilik artışlarının yol açtığı emisyonların, veri merkezleri için mevcut tahmin edilen emisyonların en az üç katına ulaşabileceğini ortaya koydu.
Bu yeni çalışmaya katılmayan bağımsız iklim analisti Ketan Joshi, yapay zekâ sektörünün “temel olarak fosil yakıtlara aç” olduğunu ve etkilerin, veri merkezlerinin fosil yakıt kullanımını artırmasının çok ötesine geçtiğini söyleyerek ekledi:
“İklim hareketinin bazı kesimlerinde bile, denetimsiz bir teknoloji sektörünün, doğası gereği fosil yakıt kullanımını artıracağı gerçeğinin hâlâ inkâr edildiğini görüyoruz. Şirketlerden yenilenebilir enerji projelerine birkaç küçük miktarlarda para aktarmalarını istemek, sektörün güvenli bir şekilde faaliyet göstermesini sağlamak için yeterli değil.”


