Medyascope ve İklim Haber iş birliği ile hazırlanan COP31 Yolu’nun yeni bölümünde değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim zirvesinin devletler arası görüşmelerin ötesine geçerek özel sektör, sivil toplum, akademi ve finans dünyasının buluştuğu bir platforma dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Cop31 Yolu’nun yeni bölümünde Dr. Barış Doğru’nun konuğu Prof. Dr. Levent Kurnaz oldu. COP31’e az süre kala iklim zirvelerinin etkisini ele alan Kurnaz, devletler arasındaki mevcut müzakere sisteminin iklim krizine çözüm üretmekte yetersiz kaldığını söyledi. Kurnaz, COP31’in ise devletler arası görüşmelerin ötesine geçerek özel sektör, sivil toplum, akademi ve finans dünyasının buluştuğu bir platforma dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
“İklim Değişikliğini Durdurmanın Bir Yolu Yok”
Kurnaz, COP süreçlerine yönelik yaklaşımında 2009 Kopenhag ve COP29 Bakü zirvelerinin kırılma noktaları olduğunu belirtti. Gelişmiş ülkeler ile diğer ülkeler arasındaki sorumluluk tartışmasının aşılamadığını söyleyen Kurnaz şöyle devam etti: “Bir taraf, adım atılacaksa aynı anda hepimiz atarız dedi. Öbür taraf, ‘Hayır, önce siz atarsanız biz de atarız’ dedi. 2009’da bu iş koptu ve koptu. Bunun sonunda Bakü’de, 29’da bu tartışmanın iyi bir şekilde sonuçlanmayacağına karar verildi. Yani bu kelimelere dökülmese de anlaşamayacakları konusunda anlaştılar. Dolayısıyla bu şu anlama geliyor: İklim değişikliği denen şeyi durdurmanın bir yolu yok. Bundan sonra biz kendimizi nasıl koruyacağız? Herkes kendi kuyruğunun peşine düşsün.”
Türkiye’nin iklim diplomasisindeki konumunu da değerlendiren Kurnaz, Türkiye’nin uzun yıllardır gelişmiş ülke statüsünden çıkma meselesine odaklandığını belirterek, “2001’den buraya kadar 25 senedir tek politikamız bu. Şimdi bu bizi şöyle kötü bir yerde bırakıyor, dünyada tek politikası bu olan başka hiçbir ülke yok. Ülkeler gruplanıyorlar. Bir tek politikası değişmeyen Türkiye var. Biz kendimiz ayrı, bağımsız bir politika yürütüyoruz dünyadaki bütün ülkelerden” dedi.
COP31 için farklı bir model öneren Levent Kurnaz, zirvenin yalnızca hükümetler arasındaki müzakerelere indirgenmemesi gerektiğini söyledi: “Bizim esasında bu COP’lara artık devletler arası görüşmeler olarak bakmayı bırakıp herkesin bir araya gelip konuştuğu, öğrendiği, fikir yürüttüğü yerler olarak bakmamız gerekiyor. Sivil toplumun olması lazım, akademisyenlerin olması lazım, finansın olması lazım, iş dünyasının olması lazım. Çinlisi gelsin, Amerikalısı gelsin, Afrikalısı gelsin, Avrupalısı gelsin. Oturup bu konuları konuşalım. Öyle toplantılar yapalım. Çünkü COP’lara devam ettiğimiz müddetçe devletler hiçbir şey yapamayacaklar. Çünkü o yol tıkalı artık.”


