Avrupa aşırı sıcak hava dalgalarının ve orman yangınlarının pençesinde bir yaz geçirirken, Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Frank Elderson, iklim krizinin finansal istikrar için giderek büyüyen bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu. Elderson ayrıca ekosistem hizmetlerinin çöküşü nedeniyle oluşan risklerin değerlendirilmesi için daha fazla çaba harcanması gerektiğini söyledi.
Avrupa Merkez Bankası’nın (European Central Bank – ECB) üst düzey yöneticilerinden biri, iklim acil durumu ile doğanın bozulmasının küresel ekonomi açısından giderek büyüyen ve son derece ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. ECB Yönetim Kurulu üyesi Frank Elderson, Euro Bölgesi’nin son kredi mercii konumundaki merkez bankasının, insan faaliyetlerini destekleyen doğa temelli süreçler ve varlıklar olarak tanımlanan “ekosistem hizmetlerinin” tahribatıyla bağlantılı finansal riskleri izleme çalışmalarını yoğunlaştırdığını belirtti. Elderson, “Bu hizmetler istikrarlı değil, aksine hızla geriliyor. Bu nedenle iklim ve doğa krizlerinden söz ediyoruz” dedi.
Fransa ve İspanya genelinde, rekor sıcaklıkların etkisiyle orman yangınları şiddetlenirken, araziler, işletmeler ve evler alevlere teslim oldu. Yaşanan bu acil durum, doğrudan insani kayıpların yanı sıra ağır ekonomik maliyetler de doğuracak.
Ekosistem hizmetlerinin çöküşünden kaynaklanan risklerin değerlendirilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini ifade eden Elderson, doğaya olan bağımlılığın haritalandırılmasının, tek bir aşırı hava olayının etkilerini analiz etmekten çok daha karmaşık bir süreç olduğun söyledi.
Ekosistem hizmetleri, genel olarak doğal bir yapıdan ya da süreçten elde edilen her türlü fayda olarak tanımlanıyor. Örneğin su, bir hammadde olarak kullanılabiliyor, hidroelektrik yoluyla enerji kaynağı olabilir ya da ulaşım amacıyla değerlendirilebiliyor. Ayrıca gıda üretimi açısından kritik öneme sahip deniz canlıları için bir yaşam alanı oluşturan su, rekreasyonel faaliyetlerin de temelini sağlıyor.
Ekosistem Kaybının Finansa Yansıması Mercek Altında
Doğa kaynaklı risklerin, kredi riski, ekonomik büyüme, enflasyon ve uzun vadede finansal istikrarsızlık üzerindeki etkileri aracılığıyla önemli ekonomik ve finansal riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Elderson, şunları söyledi:
“Daha önce verdiğim röportajlarda şunu söyledim: Eğer doğayı yok ederseniz, ekonomilerimizin dayandığı temeli de yok etmiş olursunuz. Bu sözler insanların dikkatini çekti. Bu, çiçek sevgisi ya da ağaçlara sarılma türünden romantik bir çevrecilik meselesi değil. Bu, ekonominin özüdür. Bu, finansal istikrarın ve fiyat istikrarının özüdür.”
Avrupa’nın en büyük bankalarının denetiminden sorumlu kurum olarak ECB, ekosistem hizmetlerinde giderek artan tahribatın finansal sistemi hangi risklere maruz bırakabileceğini değerlendirmek amacıyla kapsamlı bir çalışma programı başlattı. ECB bu yılın ilerleyen dönemlerinde, “ekosistem bozulma senaryolarının” Euro Bölgesi bankaları açısından kredi kaybı dinamiklerine nasıl dönüşebileceğini inceleyen bir analiz yayımlamayı planlıyor.
Avrupa’da Bankacılık Sektörü İkna Olmuş Durumda
Hollandalı bir hukukçu ve merkez bankacısı olan Frank Elderson, 2017 yılında dönemin İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney ve Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau ile birlikte önemli bir adım attı. İkili, finans sisteminin yeşil dönüşümünü desteklemek amacıyla kurulan, Finansal Sistemin Yeşillendirilmesi Ağı’nın (Network for Greening the Financial System – NGFS) oluşturulmasında kilit rol oynadı. Elderson ayrıca, iklim risklerinin yönetimini geliştirmeyi amaçlayan ve 114 küresel merkez bankası ile finansal denetim kurumunu bir araya getiren bu grubun ilk başkanlığını yürüttü.
Finans sektöründeki yeşil dönüşüm gündemi, ABD Başkanı Donald Trump döneminde çeşitli tepkilerle karşılaştı. Bunun temel nedenlerinden biri, bazı şirketlerin fosil yakıtlara dayalı ekonomiyle bağlarını sürdürmeye çalışması oldu. Nitekim Trump yönetimi geçen yıl ABD’yi NGFS’den çekti. Böylece Avrupa, dünyanın en büyük ekonomisinin katılımı olmaksızın iklimle bağlantılı finansal riskler konusunda öncü rol üstlenmek durumunda kaldı.
Elderson ise bankacılık sektörünün iklim ve doğa kaynaklı risklerin ele alınması gerektiği konusunda ikna olmuş durumda olduğunu belirterek, “Avrupa’da, bunun önemli olmadığını dürüstçe söyleyebilecek bir banka bulmanın çok zor olduğunu düşünüyorum. Bence o dönem artık geride kaldı” ifadelerini kullandı.


