• Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim
İklim Haber
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar
No Result
View All Result
İklim Haber

Prof. Dr. Türkeş: Yangın Riskinde Sadece Aşırı Sıcaklara Bakmak Eksik Kalır

by Haber Merkezi
27 Temmuz 2026
in Bilim
Reading Time: 5 mins read
A A
yangın
Facebook'ta paylaşLinkedin'de paylaşWhatsapp'ta paylaş

Büyük orman yangını oluşumu açısından hava koşullarının son günlerde görece daha az tehlikeli olduğunu aktaran Prof. Dr. Türkeş, ancak yılın en sıcak günlerinin ve büyük orman yangınlarının çoğunun 15-20 Temmuz ila 15-20 Ağustos döneminde kaydedildiğini de hatırlatıyor.

Türkiye’de hava sıcaklıkları ilk kez 25 Temmuz 2025’te Şırnak ilinin Silopi ilçesinde 50 dereceyi aşmış ve 50.5 derece ile yeni bir yüksek hava sıcaklığı rekoru kırılmıştı.

2026 yılı yaz mevsiminin şu ana kadar, bölgesel atmosfer dolaşımı ve hava koşulları açısından 2025 yaz mevsiminden oldukça farklı yaşadığımızı belirten Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’nin genel olarak kuzeybatısı, kuzeyi ve kuzeydoğusu başta gelmek üzere hâlâ önemli bir bölümünde yüksek atmosfer olukları ve sağanak çizgileri ile bağlantılı -görece serin ve konvektif kararsızlık yağışları üreten- yağışlı hava tiplerinin etkili olmayı sürdürdüğünü belirtiyor. “Bu durum kuşkusuz, kentsel ısı adası etkisinin ve sıcak hava dalgalarının halk sağlığı, ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerinde daha az kentte ve daha dar bir bölgede görece daha az olumsuz etki yapmasına neden olmaktadır. Büyük orman yangını oluşumu açısından da hava koşulları son günlerde görece daha az tehlikeliydi” diyen iklim bilimci ancak yılın en sıcak günlerinin ve büyük orman yangınlarının çoğunun 15-20 Temmuz ila 15-20 Ağustos döneminde kaydedildiğini de hatırlatıyor.

Peki bu hava koşulları neler? Türkeş, yaz aylarında büyük bir orman yangını haberi duyulduğunda çoğu zaman aynı cümlenin işitildiğini söylüyor: “Aşırı sıcaklar yangına neden oldu.” Türkeş’e göre bu ifade gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü anlatıyor: “Çünkü büyük orman yangınları, tek bir hava olayının değil, doğanın aynı anda devreye soktuğu birçok etkenin ve çeşitli insan etkilerinin ortak ürünüdür.”

Bunu bir yapboza benzeten bilim insanı şöyle devam ediyor: “Yapbozun parçalarından biri eksik olduğunda resim tamamlanmaz. Orman yangınlarında da durum benzerdir. Sıcak hava tek başına yeterli değildir. Kuraklık, düşük nem, kuvvetli rüzgârlar ve ormanda biriken kuru bitki örtüsü de aynı anda devreye girdiğinde yangın için adeta ‘kusursuz fırtına’ oluşur.”

Türkiye’nin Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri, Akdeniz iklimi görülen yangına elverişli yani yangın riski yüksek olan en hassas bölgeler olarak sıralanıyor. “Bu iklim tipinin en belirgin özelliği, kışların yağışlı, yazların ise sıcak/çok sıcak ve kurak geçmesidir” diyen Prof. Dr. Türkeş’e göre, binlerce yıldır bu iklime uyum sağlayan bitki toplulukları, yazın belirli ölçüde kuraklığa dayanabiliyor. Son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle yaz mevsimi daha erken başlıyor, daha uzun sürüyor ve daha sıcak yaşanıyor. İşte bu değişim, yangın riskini artıran ilk adımı oluşturuyor.

Kuraklık: Görünmeyen Tehlike

Prof. Dr. Türkeş, birçok kişinin kuraklığı yalnızca “yağmur yağmaması” olarak düşündüğünü, oysa kuraklığın bundan çok daha fazlası olduğunu belirtiyor: “Toprak giderek nemini kaybeder, dere ve göletlerin suyu azalır, yeraltı suları azalır, kuyular çekilir, bitkiler yeterince su alamaz ve orman adım adım kurur. Dışarıdan bakıldığında ağaçlar hâlâ yeşil görünebilir. Ancak içlerindeki su miktarı azalmıştır. Bu durum, tıpkı günlerce güneşte bekleyen bir süngerin kurumasına benzer. Sünger ilk bakışta aynı görünür, fakat artık içindeki suyu kaybetmiştir. Ormandaki bitkiler de benzer biçimde suyunu kaybederek hatta görece kuruyarak yangına karşı daha etkilenebilir olur.”

Sıcak Hava Dalgaları Ormanı Adeta Kurutur

Kuraklığın ardından birkaç gün ya da bir hafta süren sıcak hava dalgalarının riski artırdığına dikkat çeken Türkeş, “Gündüz sıcaklıklarının uzun süre mevsim normallerinin çok üzerine çıkması yalnızca insanları bunaltmaz; bitkilerin de çok daha fazla su kaybetmesine neden olur. Bu süreçte toprak daha da kurur, yapraklar gevrekleşir, ince dallar kolay kırılır ve orman zeminindeki kuru bitkiler hızla yanabilecek bir yakıta dönüşür” diyor.

Havadaki Nem Neden Bu Kadar Önemlidir?

Yangın açısından sıcaklık kadar önemli bir başka unsurun da bağıl nem olduğunu aktaran iklim bilimci bağıl nemin, havada bulunan su buharı miktarının yani sahip olduğu sıcaklığa bağlı olarak doymaya ne kadar yakın olup olmadığının bir göstergesi olduğunu belirtirken, nemin yüksek olduğunda bitkilerin daha yavaş kuruduğunu hatırlatıyor: “Ancak nem çok düştüğünde yapraklar ve ince dallar hızla su kaybeder. Kamp ateşi yakarken yaş odunun zor, kuru odunun ise kolay tutuştuğunu biliriz. Ormanlarda da aynı kural geçerlidir. Bu nedenle sıcak, kuru, kuvvetli rüzgarlı ve düşük nemli günler yangın açısından en tehlikeli dönemleri oluşturur.”

Rüzgâr: Yangının En Güçlü Yardımcısı

Bir yangının büyümesinde rüzgârın rolüne de değinen Prof. Dr. Türkeş sözlerine şöyle devam ediyor: “Çoğu zaman sıcak havadan bile daha belirleyicidir. Yaz aylarında Türkiye’nin genel olarak batı ve kuzeybatısında etkili olan poyraz (yaz poyrazı), kuzeydoğudan esen görece serin görünümlü ama çoğu zaman havayı kurutucu bir rüzgârdır. Bu rüzgâr hem bitkilerin daha fazla su kaybetmesine yol açar hem de alevleri yeni alanlara taşır. Bazı günlerde ise fön rüzgârları devreye girer. Örneğin Toros Dağlarını aşan hava, Akdeniz kıyılarına doğru alçalırken sıkışır, adyabatik olarak ısınır ve kurur. Sonuçta ortaya adeta dev bir saç kurutma makinesini andıran sıcak ve kuru bir hava akımı çıkar. Bu nedenle özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında fön etkisinin görüldüğü günlerde yangın riski olağanüstü yükselir.”

Ormanın Yakıtı Nedir?

Tüm bunlarla beraber ormanın yakıt yüküne dikkat çeken iklim bilimci, “Yakıt yükü denildiğinde akla benzin ya da mazot gelmemeli. Ormanın yakıtı; kuru otlar, çalılar, dökülmüş yapraklar, ince dallar ve ölü bitki örtüsüdür. İlkbaharda bol yağış alan yıllarda bitkiler hızla büyür. Yazın ise bu bitkilerin büyük bölümü kurur. Böylece orman zemininde büyük miktarda yanıcı madde birikir. Bilim insanları buna yakıt yükü adını verir. Yakıt ne kadar fazlaysa, yangının şiddeti ve yayılma hızı da o kadar artar” diyor.

Yangın Tehlikesi denkleminin bahsi geçen parçalara dayandığını belirten Prof. Dr. Türkeş, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Uzun süren kuraklık yaşanmış olsun. Ardından sıcak hava dalgası gelsin. Havadaki nem çok düşsün. Poyraz ya da fön gibi kurutucu rüzgârlar esmeye başlasın. Orman zemininde de bol miktarda kuru ot ve yaprak bulunsun. İşte bu durumda küçücük bir kıvılcım bile yeterlidir. Bir sigara izmariti, söndürülmeyen mangal ateşi, elektrik hattındaki bir arıza ya da yıldırım düşmesi, birkaç dakika içinde kilometrelerce alana yayılabilen büyük bir yangını başlatabilir.”

İklim Haber'i Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Tags: aşırı sıcaklariklim değişikliğinemorman yangınırüzgar

İlginizi Çekebilir

denizanası
Bilim

Denizlerimiz Isınıyor: Zehirli Pusula Denizanası Nüfusu 2 Yılda %70 Arttı

24 Temmuz 2026
COP31
Bilim

SKD Türkiye’den “COP31 İklim Terminolojisi Rehberi”

24 Temmuz 2026
İklim Haber

  • Türkiye’de İklim Değişlikliği Algısı
  • Bir Buçuk Derece
  • Kömür Masalları
  • Hakkımızda
  • Künye
  • İletişim

No Result
View All Result
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bilim
  • Afetler
  • Analiz
  • Climate News
  • Raporlar

Bu web sitesi çerez kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerezlerin kullanılmasına izin vermiş oluyorsunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.