Akbelen çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına karşı yapılan bilirkişi keşfindeki protestolar gerekçe gösterilerek açılan davanın karar duruşmasında Esra Işık’a 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Işık, “Hiçbir baskı bizi yıldıramıyor. Köylüleri yıldıramıyor. Bizler şirketlere ve onları koruyanlara boyun eğmedik, eğmiyoruz ve eğmeyeceğiz” diye konuştu.
Muğla Milas’ta yaşam alanlarını ve Akbelen Ormanları’nı savunduğu için yargılanan Esra Işık’a 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verdi.
Akbelen çevresindeki 679 parselin acele kamulaştırılmasına karşı yapılan bilirkişi keşfindeki protestolar gerekçe gösterilerek açılan davanın karar duruşması, Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İkizköy Mahalle Muhtarı Nejla Işık’ın kızı olan Esra Işık’ın duruşmasına ailesi ve avukatlarının yanı sıra köylüler ile çevre örgütleri de katılarak destek verdi.
Bölgede 2019 yılından bu yana LİMAK Holding’in maden faaliyetlerine karşı doğayı ve yaşam alanlarını savunan Esra Işık, “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılandığı dava sürecinde 42 gün cezaevinde kalmıştı. Işık, Danıştay 6. Dairesi’nin acele kamulaştırma kararlarına yönelik yürütmeyi durdurmasının ardından adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.
Duruşmada kararını açıklayan hakim, Işık’a “hakaret” suçundan adli para cezası, “direnme” suçundan ise 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Hükmün açıklanmasını geriye bırakan mahkemenin bu kararına karşı Işık’ın avukatları aracılığıyla istinaf mahkemesine başvuracağı bildirildi.
Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Esra Işık, verilen cezanın yalnızca kendisi için değil, toprağını ve yaşam alanlarını savunan tüm yurttaşlar için emsal niteliği taşıdığını belirterek, şunları söyledi:
“Biz bu memleketin gerçek sahipleriyiz. Bu toprağı işleyen kim? Biziz. Bu memleketi var eden kim? Biziz. Bizim emekçi ellerimiz. Biz onurumuzu savunduk ve bunun hiçbir zaman suç olmadığını biliyoruz.”
Mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini söyleyen Işık, “Hiçbir baskı bizi yıldıramıyor. Köylüleri yıldıramıyor. Bizler şirketlere ve onları koruyanlara boyun eğmedik, eğmiyoruz ve eğmeyeceğiz” diye konuştu.
Duruşmayı takip edenler arasında yer alan Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu ise, “Akbelen’deki direniş örnek bir direniştir. Holdinglerin ve tekellerin uyguladığı politikalar, insanları kendi tarlasında köleye dönüştüren, geçmişini gasbederek hafızasızlaştıran bir pratiktir. Esra da o köyün çocuğu olarak buna itiraz ediyor ve onurlu bir mücadele yürütüyor. Yargı, holdingleri üzmemek ve neşelendirmek adına bir seferberlik halinde. Esra’ya ister idam ister müebbet versinler, Akbelen halkı eğilmez. O holding oradan kazınıp gidecek, Akbelenliler ise orada nesiller boyu yaşamaya devam edecek.” dedi.
Uluslararası Af Örgütü Avrupa Direktör Yardımcısı Esther Major de, Işık’a yönelik karara tepki gösterdi. Kararı hem Esra Işık’a hem de yaşam alanlarını korumaya çalışan tüm aktivistlere yönelik “ağır bir darbe” olarak nitelendiren Major, çevresel insan hakları savunucularının kriminalize edilmesinin derin bir hayal kırıklığı yarattığını belirtti.
Sadece topluluğunu ve yaşadığı çevreyi savunan bir aktivistin mahkum edilmesinin akla mantığa aykırı olduğunu vurgulayan Major, Türkiye yetkililerine ceza adaleti sistemini muhalefeti bastırmak için kötüye kullanmaya son verme ve protesto hakkını koruma çağrısında bulundu.


