COP31 Başkanı Murat Kurum, elektrifikasyona dair küresel bir tartışma başlatmak istediklerini söylerken, “Bugün nihai enerji tüketiminin yaklaşık %20’si elektrikle karşılanıyor. Bu oranı mümkün olduğunca arttırmayı hedeflemeliyiz. Hem elektrik üretimini karbonsuzlaştırmak hem de elektrifikasyonu aslında hayatın her alanına yaymak gerekiyor” dedi.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Danimarka’nın ev sahipliğinde gerçekleşen, küresel iklim kriziyle mücadele, emisyon azaltım hedefleri ve COP31 zirvesi öncesi yol haritasının değerlendirildiği Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı’na katıldı. Danimarka İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanı Lars Aagaard moderatörlüğünde gerçekleşen toplantının açılışında konuşan Bakan Kurum, elektrifikasyonun önemine dikkat çekti. Bakan Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak küresel bir tartışma başlatmak istiyoruz. Antalya’da buna ilişkin bir adım atmak istiyoruz. Bugün nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 20’si elektrikle karşılanıyor. Bu oranı mümkün olduğunca arttırmayı hedeflemeliyiz. Hem elektrik üretimini karbonsuzlaştırmak hem de elektrifikasyonu aslında hayatın her alanına yaymak gerekiyor” dedi. COP31 Eylem Gündemi’nin öncelikli konuları arasında temiz enerji, temiz pişirme, dirençli şehirler ve sanayinin karbonsuzlaştırılması olduğunun altını çizen Bakan Kurum, bu konuda Uluslararası Enerji Ajansı, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı ve Küresel Yenilenebilirler İttifakı gibi kuruluşlarla çalışmaya devam ettiklerini söyledi.
Elektrifikasyon, gaz, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlarla çalışan sistemlerin, elektrikle çalışan muadilleriyle değiştirilmesi anlamına geliyor. Sera gazı emisyonlarını azaltmak ve enerji verimliliğini artırmak gibi alanlarda ve temel bir strateji olarak öne çıkıyor.
Fosil Yakıtların Ötesi Ağı (Beyond Fossil Fuels) Kampanyacısı Duygu Kutluay COP31 Başkanlığı’nın elektrifikasyona verdiği önemi memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılmasının hayati önem taşıdığının kabul edilmesinin cesaret verici olduğunu aktarıd. “Elektrifikasyon ve karbonsuzlaştırma birbirinden ayrı düşünülemez: Elektrifikasyon ancak temiz elektriğin fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması halinde gerçek iklim faydaları sunabilir” diyen Kutluay şöyle devam etti: “COP31’de, şebekeler ve yenilenebilir enerjiye ilişkin mevcut taahhütlerin hayata geçirilmesinin yanı sıra, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılmasına da aynı aciliyetle yaklaşılmasını umuyoruz. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi, elektrifikasyonun gerçekten temiz, dayanıklı ve adil bir enerji sistemini desteklemesi açısından kritik önem taşıyor.”
”300 Milyar Dolarlık Taahhüt ile İgili İlerlemeyi Ölçmek İstiyoruz”
COP31 Başkanı Kurum açıklamasına tüm paydaşlara çağrıda bulunarak şöyle devam etti: “Sürecin tarafların öncülüğünde ilerleyen yapısına saygı göstererek, müzakereler dışında da verimli diyaloglar yürütebileceğimiz alanların bulunmasının kritik olduğuna inanıyoruz. Küresel İklim Eylem Gündemi’nin yeni modeli kapsamında, pratik çözümler üzerinde iş birliği yapılabilecek forumlar olacaktır. Tüm paydaşlarımıza Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin finansmanını güvence altına alma çağrısında bulunuyoruz. Ulusal yol haritalarının, kolektif eylemin ve Paris mekanizmasının temel yapı taşları olduğunu düşünüyoruz. En büyük etkinin yaratılabilmesi için bu yol haritalarının BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi sınırlarında kalması ve Ulusal Katkı Beyanları (NDC) olarak sunulması; bunlara İki Yıllık Şeffaflık Raporları’nın (BTR) eşlik etmesi gerektiğine inanıyoruz. Ulusal Uyum Planları’nı çok önemsiyoruz. Yol haritalarının sistemi güçlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Bakan Kurum, COP31’de önemli başlıklardan birinin iklim finansmanı olacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Her şeyden önce, gelişmekte olan dünyaya yönelik iklim finansmanını ölçeklendirmek için atabileceğimiz pratik adımlara bakıyoruz. Bunu; Küresel Uygulama Hızlandırıcısı, ilave bir mekanizma ve Bakü’den Belém’e Yol Haritası’nın tavsiyelerini hayata geçirmek üzere tüm aktörlerle birlikte çalışarak yapacağız. COP31’in, uluslararası özel sektör aktörlerinin iklim finansmanını harekete geçirmek için iş birliği yapabileceği bir yer olmasını istiyoruz. Donörleri, 300 milyar dolarlık Bakü Finansman Hedefi kapsamındaki taahhütleri konusunda sorumlu tutacağız. COP31 sonunda 300 milyarlık taahhütten ne gerçekleşmiş bunu görmek, ölçmek istiyoruz. Bunu uygulama mekanizmasıyla gelişmekte olan ülkelere destek olarak verip, oradaki iklim değişikliğine uyumu arttıracak adımlar atmak istiyoruz. İmtiyazlı ve hibe temelli kamu finansmanı; özellikle ekonomisi gelişmekte olan ülkelerin uyum sağlayabilmesi, direnç inşa edebilmesi ve kayıp-zarara yanıt verebilmesi için elzem olacaktır. Erişilebilirliği artırmak için finans kuruluşlarıyla çalışmayı sürdüreceğiz. Bu amaçla, BM iklim fonlarından sağlanan kaynağı 2030’a kadar üç katına çıkarmaya çalışacağız.”


