BM’nin yeni raporu, hızlı kentleşme ve inşaat sektörü nedeniyle artan küresel kum talebinin sürdürülebilir arzı aştığını, bu durumun ekosistemleri ve geçim kaynaklarını riske attığını belirtti.
BM Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan rapor; inşaat ve çeşitli diğer amaçlar için yılda yaklaşık 50 milyar ton kum kullanıldığını ve mevcut gidişat doğrultusunda kum talebinin 2060 yılına kadar iki katına çıkmasının beklendiğini ortaya koydu. Bu artış hızı, stokların kendini yenileme kapasitesinden çok daha yüksek bir seviyede seyrediyor.
Kum, dünyada sudan sonra en çok sömürülen doğal kaynak ancak kullanımı büyük ölçüde denetimsiz. BM Çevre Programı (UNEP), kumun yüz binlerce yıl süren jeolojik süreçlerle yenilenme hızından çok daha çabuk tüketildiğini belirtti.
UNEP’in açıklamasına göre, sürdürülemez kum çıkarımı, balıklar, kaplumbağalar, kuşlar ve yengeçler için kritik öneme sahip yaşam alanlarına ev sahipliği yapan bölgelerde çevresel bozulmaya neden oluyor.
Rapor, artan talep ve karasal kum kaynaklarının tükenmesinin, rotayı deniz dibi tarama faaliyetlerine kırdığını, tarama şirketlerinin yarısının ise Deniz Koruma Alanları içerisinde faaliyet gösterdiğini ortaya koydu.
UNEP raporu, kumun doğal ekosistemlerden koparıldığını; suyun filtrelenmesi ve kıyı şeritlerinin erozyondan korunması için kullanılmak yerine çıkarılıp beton, asfalt ve cama dönüştürülerek “ölü kuma” dönüştürüldüğünü belirtti.
UNEP Cenevre Küresel Kaynak Bilgi Veritabanı Direktörü Pascal Peduzzi şu ifadeleri kullandı: “Kum; deniz seviyesinin yükselmesine, fırtına dalgalarına ve kıyı akiferlerinin tuzlanmasına karşı ilk savunma hattımızdır; ki bunların tamamı iklim değişikliğiyle daha da şiddetlenen tehlikelerdir.”
UNEP, küçük Karayip ada devletlerinde kum madenciliğinin habitat kaybına, kirliliğe ve deniz kaplumbağaları gibi türlerin zarar görmesine yol açtığını aktarıyor. Ayrıca, kıyı erozyonunu hızlandırıp balık stoklarını azaltarak yerel ekonomileri de tehdit edebiliyor.
Rapor ayrıca Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’yı kapsayan bölgelerde, değerli mineraller içeren ve bazen “kara kum” olarak da adlandırılan manyetik kumu madenciliğine yönelik artan ilgiye dikkat çekiyor.


