Birleşik Krallık, gelişmekte olan ülkeler için iklim yardımı programlarını kesmeye başladı. Mevcut kesintilerin yanı sıra küresel çapta biyoçeşitliliği ve okyanusları korumaya yönelik yüz milyonlarca sterlin değerindeki programların büyük ölçüde azaltılması muhtemel görünüyor.
Birleşik Krallık’ın gelişmekte olan ülkelerde doğayı ve iklimi korumaya yönelik programları, bakanların verdikleri sözlere rağmen ağır bütçe kesintilerine maruz kalıyor. Guardian’ın edindiği bilgilere göre, söz konusu kesintiler, hükümetin iklim finansmanı konusundaki uluslararası yükümlülüklerini yerine getirdiği yönündeki iddialarıyla çelişiyor ve uzmanların “şeffaflıktan uzak” diye eleştirdiği bir sistemin arkasına gizleniyor.
Hâlihazırda Afrika ve Asya’daki hayati ekosistemlerde doğayı korumayı amaçlayan bazı programlar fiilen rafa kaldırılmış, diğer bazı projelerin de kapsamı daraltılarak, etkileri zayıflatılmış durumda.
Öte yandan Sir David Attenborough’nun Blue Planet belgesel serisinde deniz çevresinin içinde bulunduğu zor durumu gözler önüne sermesinin ardından kamuoyunda oluşan güçlü tepki üzerine kurulan 500 milyon sterlinlik Blue Planet Fonu’nun geleceği de belirsizliğe girmiş durumda.
Yoksul bölgelerdeki hayati ekosistemlerde doğayı korumayı amaçlayan 100 milyon sterlinlik Biyoçeşitliliği Yüksek Ekosistemler Fonu’nun kesintiye uğraması ve kısmen kapatılması söz konusu. Fonla başlangıçta Afrika, Güney Amerika ve Asya’da altı bölge hedeflenmişken, bu sayı ikiye düşürüldü. Yanı sıra İklim ve Okyanus Uyum ve Sürdürülebilir Geçiş ve İklim Geçişlerini Hazırlama ve Hızlandırma projelerinde de ciddi kesintiler yapılıyor. Başarılı şekilde yürütülmesine rağmen 500 milyon sterlinlik Blue Planet Fonu’nun geleceği belirsizliğe itilmiş durumda. Diğer bazı programların kapsamı da daraltıldı. Örneğin, yıllarca sürmesi beklenen projelere yalnızca bir yıllık finansman sağlanmasına izin verildi.
İklim Finansmanına Dair Şeffaf Veri Elde Edilemiyor
Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında yapılan veri talepleri, uluslararası iklim finansmanından sorumlu bakanlıklarda harcamaların keskin biçimde azaltıldığını ortaya koydu. Bu programların yüz milyonlarca sterlin değerinde olması gerekiyordu, ancak büyük ölçüde azaltılmaları, bazı durumlarda bütçelerinin yarıdan fazlasının kesilmesi muhtemel görünüyor. Kesintilerin tam boyutunu ölçmek zor, çünkü hükümetin uluslararası iklim finansmanı harcamalarını muhasebeleştiren şeffaf bir sistemi bulunmuyor.
Halbuki Mart 2026 sonunda bitecek beş yıllık dönem için hükümetin, gelişmekte olan ülkelerin seragazı emisyonlarını azaltmalarına ve iklim krizinin etkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla iklim finansmanı kapsamında 11,6 milyar sterlin harcaması gerekiyordu. Bu taahhüdün 3 milyar sterlinlik kısmı doğa korumaya ayrılmıştı.
Guardian daha önce, hükümetin bir sonraki uluslararası iklim finansmanı harcama dönemini beşte birden fazla azaltarak önümüzdeki beş yıl için toplam 9 milyar sterline düşürmeyi planladığını ortaya koymuştu. Uzmanlar ise bunun, Birleşik Krallık’ın da dahil olduğu gelişmiş ülkelerin 2035’e kadar küresel finansmanı yıllık 300 milyar dolara üç katına çıkarma yönündeki uluslararası taahhüdüyle uyumsuz olduğunu belirtti.
Fosil Yakıt Şirketleri ve Lüks Seyahat Vergilendirilmeli Çağrısı
Öte yandan aralarında 85 sivil toplum kuruluşunun bulunduğu bir grup, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’a müdahale etmesi ve iklim finansmanını artırması çağrısında bulunan bir mektup yazdı. Mektupta finansmanın, fosil yakıt üreticilerine vergi getirilerek artırılması öneriliyor.
Mektuba imza atanlar, hükümetin petrol ve gaz şirketlerini vergilendirerek, fosil yakıt sübvansiyonlarını yeniden yönlendirerek ve karbon emisyonlarının orantısız derecede büyük bir kısmından sorumlu olan en zengin kesimden, örneğin sık uçan yolcu vergileri ve özel jetlere getirilecek vergiler yoluyla yılda on milyarlarca sterlin gelir elde edebileceğini de ekliyorlar.
Mektubu organize eden ve Climate Action Network UK’in icra direktörü olan Catherine Pettengell ise şunları söyledi:
“Kamuoyu yoklamaları, Birleşik Krallık halkının fahiş fosil yakıt kârlarının ve lüks seyahatin, iklimimize verdikleri zararı karşılamak üzere vergilendirilmesi gerektiğini düşündüğünü gösteriyor. Bunu yaparsak hükümet, hem yurt içinde hem de yurt dışında iklim eylemini finanse etmek için yılda on milyarlarca sterlin toplayabilir. Ancak en zenginler ve en büyük kirleticiler hâlâ sorumluluktan kaçıyor, kâr elde etmeye devam ederlerken, iklim krizine en az katkıda bulunan insanlar ise en ağır bedelleri ödüyor. Bunun değişmesi gerekiyor.”


