;
Bilim

2024 Sıcaklık Rekoru ile Başladı

Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi, geçtiğimiz ay dünyanın şimdiye kadar kaydedilmiş en sıcak Ocak ayını yaşadığını ve iklim değişikliğinin tetiklediği olağanüstü sıcaklıkların devam ettiğini açıkladı.

Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin (C3S) 1950’ye kadar uzanan kayıtlarına göre geçtiğimiz ay, 2020’de meydana gelen bir önceki en sıcak Ocak ayını geride bıraktı.

Yeni Ocak ayı rekoru, 1850 yılına kadar uzanan küresel kayıtlarda gezegenin en sıcak yılı olarak gösterilen 2023’ün ardından geldi. Bu yeni rekorda insan kaynaklı iklim değişikliği ve Doğu Pasifik Okyanusu’ndaki yüzey sularını ısıtan El Niño hava olayı gibi faktörler rol oynuyor.

2023 Haziran’dan bu yana her ay, önceki yılların aynı ayıyla karşılaştırıldığında kaydedilen tarihin en sıcak ayları oldu.

C3S Direktör Yardımcısı Samantha Burgess, “Yalnızca en sıcak Ocak ayını yaşamadık, aynı zamanda sanayi öncesine göre 1,5°C üzerinde geçen 12 aylık bir dönemi de deneyimlemiş olduk” derken, küresel seragazı emisyonlarında hızlı azalmaların yaşanmasının, küresel sıcaklıkların artmasını durdurmanın tek yolu olduğunu söyledi.

ABD’li bilim insanları, 2024’ün üçte bir ihtimalle geçen seneden daha sıcak olacağını ve yüzde 99 olasılıkla en sıcak beş yıl içerisinde yer alacağını belirtti.

La Nina, El Nino-Güney Döngüsü diye bilinen hava olayının üç aşamasından biri olarak tanımlanıyor. Bu döngüde, El Nino adlı sıcak aşama, daha soğuk La Nina aşaması ve nötr aşama bulunuyor.

El Nino geçtiğimiz ay zayıflamaya başladı. Bilim insanları bu yılın sonlarına doğru La Nina’ya geçilme ihtimali olduğunu söyledi. La Nina, okyanus yüzeyinde sıcaklıkların büyük ölçüde soğumasına yol açıyor.

Dünya, 12 aylık dönemde 1,5°C’yi aşmasına rağmen, onlarca yıllık ortalama küresel sıcaklığı ifade eden Paris Anlaşması hedefini henüz ihlal etmedi. Birçok bilim insanı artık bu hedefe ulaşmanın gerçekçi olmadığını söylüyor. Buna karşın 1,5°C hedefin aşılması durumunda yaşanacak ölümcül sıcaklar, yükselen denizler ve kuraklığı önlemek adına hükümetlerin üzerinde karbon emisyonlarını azaltmaları için baskı kurmakta Paris Anlaşması’nın önemi devam ediyor.