;
Ekonomi Politika

2022’de İklim Krizi ve Doğa Politikası için 6 Sıcak Konu

Analistler, emisyon azaltımından fosil yakıt sübvansiyonlarını kesmeye kadar, iklim krizine yönelik eylemlerin 2022’de güçlenmesi gerektiğini söylüyorlar.

Fosil yakıt sübvansiyonlarının aşamalı olarak kaldırılmasından, iklim değişikliği sebebiyle artan kayıp ve hasar maliyetleri hesaplanmasına kadar 2022’de daha iddialı eylemlerde bulunmak adına artan bir baskı var.

BM Çevre Programı (UNEP) İcra Direktörü Inger Andersen, Thomson Reuters Vakfı’na verdiği demeçte, “2022 tamamen BM Genel Sekreteri’nin ‘acil durum modu’ olarak adlandırdığı duruma geçmekle ilgili” dedi.

İşte uzmanların bu yıl en öncelikli konular olarak gördüğü iklim ve doğa sorunlarından bazıları:

Daha Hızlı, Daha Güçlü Emisyon Kesintileri

Sanayi öncesi döneme göre küresel ısınma artışını 1,5 derecede sınırlandırma hedefine bağlı kalmak ve iklim değişikliğinin insanlara ve gezegene vereceği zararı en aza indirmek amacıyla, bu 10 yıllık süreçte, karbon kirliliğini azaltmak için, özellikle büyük seragazı yayıcıları tarafından iki katı çaba sarf edilmeli.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) eski Başkanı Robert Watson, “Yüzyılın ortasına kadar net sıfır hedeflerine çok fazla vurgu yapıldı ve 2030’a kadar olan süre zarfında önemli ölçüde azaltıma ihtiyacımız var. Hükümetler, belirtilen Paris hedefine ulaşma hedefinde samimiyse, 2022’de taahhütlerini önemli ölçüde güçlendirmeliler” dedi.

Watson, bu güçlendirme çalışmalarında özellikle Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Japonya ve AB üye ülkeleri gibi en büyük salım yapan ülkelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Hükümetler, Kasım ayındaki COP26 BM iklim zirvesinde iklim eylem planlarını, Paris Anlaşması’nda şart koşulduğu gibi her beş yılda bir değil, bir yıl içinde yeniden güçlendirmenin yollarını bulma konusunda anlaştılar.

Fosil Yakıtın Aşamalı Olarak Sonlandırılması

COP26’da petrol, gaz ve kömür için “verimsiz” sübvansiyonların sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya vardıktan sonra, hükümetlerin yurtiçinde ve gelişmekte olan ülkelerde fosil yakıtlara olan desteğini aşamalı olarak kaldırmaları beklenecek.

Çin, Japonya ve Güney Kore de dahil olmak üzere, sınırları dışında kirletici enerji teknolojisini finanse eden kilit ülkeler, 2021’de yeni denizaşırı kömür finansmanını sona erdirme sözü verirken, bir grup bağışçı ülke tüm fosil yakıtlar için benzer bir taahhütte bulundu.

Fosil yakıt sübvansiyonları, finansman ve teknik yardım ile petrol, gaz ve kömür kullanımının enerji maliyetini yapay olarak düşük tutarak, çok ihtiyaç duyulan yenilenebilir kaynaklara geçişi engelledi.

BM çevre sorumlusu Andersen, fosil yakıta bağımlı ekonomik büyümeden geçişin bu yıl ele alınması gereken “en açık ve devasa problemlerden” biri olduğunu söyledi.

Uluslararası Para Fonu, küresel fosil yakıt sübvansiyonlarının yılda 6 trilyon dolar olduğunu tahmin ediyor.

Greenpeace International’dan Jennifer Morgan, “Öncelik, fosil yakıt çıkarlarını siyasetten tekrar etmeksizin ve herkes için uzaklaştırmak, tıpkı Big Tobacco’da olduğu gibi sosyal lisanslarını kaldırmak olmalı” dedi.

Adil Dönüşüm

Fosil yakıt kaynaklı emisyonları kesme ve daha temiz enerji kaynaklarına geçiş baskısı -gelişmekte olan ülkelerde olduğu kadar varlıklı ülkelerde de arttıkça, bunun, yaşamak için yüksek karbonlu endüstrilere bağımlı olan işçileri nasıl etkileyeceği konusunda artan bir endişe var.

Hükümetler, daha temiz ekonomilere geçişte, toplulukları bir araya getirmek adına “yeşil işler” için yeniden eğitim düzenleme ve eski kömür veya petrol merkezlerinde yeni işletmeler kurmak için finansman desteği sağlamak gibi ihtiyaçları giderek daha iyi anlıyor.

COP26’da bağış yapan hükümetler, Güney Afrika, Hindistan, Endonezya ve Filipinler gibi kömüre bağımlı gelişmekte olan ekonomilerin, özellikle en savunmasız olanlar için yeşil ve sosyal olarak bir “adil dönüşüm” başlatmasına yardımcı olmak için yeni ortaklıklara milyarlarca dolar yatırdı.

2022’de İngiltere, Kanada ve Almanya gibi hükümetlerin yanı sıra uluslararası iklim fonları tarafından desteklenen bu yeni programların nasıl şekilleneceğine büyük ilgi olacak.

COP26’nın ardından, dünya çapında 200 milyon sendika üyesini temsil eden Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu, işçiler ve topluluklarla “adil dönüşüm” planları üretmeyi amaçlayan görüşmelere derhal başlanması çağrısında bulundu.

İklim Krizinin Hızlanan Etkileri

ABD’deki ölümcül Ida Kasırgası’ndan Avrupa ve Çin’deki yıkıcı sellere ve Doğu Afrika’da açlığa neden olan kuraklığa kadar, iklim değişikliği kaynaklı afetler 2021’de on milyarlarca dolara mâl oldu ve çok sayıda insanın acı çekmesine neden oldu.

IPCC tarafından Şubat ayı sonlarında yayımlanacak kilit bir raporun, insanlara ve doğaya yönelik risklerin bilim insanlarının beklediğinden daha büyük olduğunu göstermesi bekleniyor.

BM iklim bilimi paneli, küresel politikacıları hedef alan, altıncı değerlendirme serisinin ikinci raporunda, sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin, iklim değişikliğinin sonuçlarını özellikle en yoksul insanlar için ağırlaştırdığını hatırlatacak.

Yaklaşan IPCC etki raporunu hazırlayan bilim insanları grubunun eş başkanı Debra Roberts rapor hakkında “Bizim yalnızca bu değişikliklere nasıl uyum sağladığımızı değil, gelecekte hangi uyum cevaplarının olabileceğini de anlatıyor” şeklinde konuştu.

Paris Anlaşması, daha güçlü altyapı, afetlerin erken uyarısı ve dirençli mahsuller ile dayanıklılığı güçlendirmek ve iklim değişikliği etkilerine karşı kırılganlığı azaltmak için adaptasyon konusunda küresel bir hedef belirledi.

Ancak sahadaki çabalar, özellikle en risk altındaki yerlerde, her yıl ihtiyaç duyulduğu düşünülen uyum fonlarına erişilememesi nedeniyle oldukça zayıf kalıyor.

İklim Kaybı ve Hasarı için Ödeme

Aşırı hava felaketleri daha şiddetli ve daha sık hale geldikçe, çoğu karbon emisyonundan sorumlu olan zengin ülkeler, ön saflardaki savunmasız ulusların artan maliyetlerinin karşılanmasına yardımcı olmak için daha fazla baskı altına girecek.

“Kayıp ve hasar” konusu, COP26 zirvesinde önemli bir kabul gördü ve ülkeler, yıkılan evlerden ve ekosistemlerden kayıp kültürel mirasa kadar zararı önleme ve onarma çabalarını nasıl finanse edecekleri konusunda yeni bir diyalog başlatmayı kabul etti.

Ancak risk altındaki ulusların yeni bir kayıp ve hasar fonu yaratmaya yönelik uzun süredir devam eden baskısı başarılı olmadı.

Greenpeace’den Morgan, “Hükümet ve şirket gibi büyük tarihi kirleticilerin hesap ödeme zamanı geldi” dedi.

2022’nin sonlarında düzenlenecek BM iklim konferansına atıfta bulunarak, “Bu konu Mısır’daki COP’ta gelişmiş ülkelerin gündeminin başında olmalı” diye ekledi.

“Kayıp ve hasarı” karşılamak için yeni finansman talebi, gelişmiş dünyanın şimdiye kadar 2020’den itibaren yılda 100 milyar dolar sağlayıp daha yoksul ulusların küresel ısınmaya uyum sağlamasına ve daha temiz enerjiyi benimsemesine yardımcı olma konusundaki başarısızlığının üzerine ekleniyor.

Doğa için Yeni bir Anlaşma

Ormanlar da dahil olmak üzere doğal sistemlerin korunması ve biyolojik çeşitlilikteki hızlı düşüşün durdurulması ki her ikisi de iklim değişikliğine karşı küresel mücadelenin anahtarı konumunda, bu yıl COP15 olarak bilinen BM önderliğindeki biyoçeşitlilik konferansının ilgi odağı olacak.

Paris Anlaşması’na benzer şekilde, ülkelerin, bitkileri, hayvanları ve ekosistemleri korumak için yeni bir küresel anlaşmayı sonuçlandırmakla görevlendirildiği müzakereler, pandemi nedeniyle üç kez ertelendi.

25 Nisan-8 Mayıs tarihlerinde Çin’in Kunming şehrinde yapılması planlanan COP15 zirvesinin, Omicron koronavirüs varyantının yayılmasını engellemek için dünya çapında daha sıkı seyahat kısıtlamaları nedeniyle devam edip etmeyeceği konusunda sorular gündeme geliyor.

UNEP’ten Andersen, COP15’in Mısır’daki COP27 iklim görüşmeleriyle birlikte iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve artan nüfus gibi “üçlü gezegen krizi” ile yüzleşmek için “kritik dönüm noktaları” olacağını söyledi.