;
Politika

Yüzlerce Genç 1 Nisan’da Sokağa Çıktı: Afetlere Dirençli Bir Türkiye Talep Ediyoruz

afet

1 Nisan Cumartesi günü Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce genç, depremlere ve iklim afetlerine dirençli bir Türkiye için iklim eylemindeydi. Gençlerin tüm adaylardan ve siyasi partilerden talepleri net: Seçim vaatleri arasına depremler, iklim afetleri ve iklim krizi ile mücadele eylemlerini de eklemeleri. 

Genç İklim Hareketi adı altında bir araya gelen gençlik grupları, 1 Nisan’da Antalya, Denizli, Edirne ve İstanbul’da gerçekleştirdikleri iklim eylemlerinde önümüzdeki seçimin tüm adaylarına seslendi. Gençler, 11 ili sarsan ve binlerce can kaybına neden olan Büyük Güneydoğu Depremi’nin, yıllardır bölgedeki deprem tehdidini gündeme getirmeye çalışan bilim insanlarına kulak verilmemesinden dolayı bu kadar büyük felaket yarattığına dikkat çektiler. Yapılan açıklamada, “Bu afet sonrasında ülkece fark ettik ki; alanında uzman bilim insanlarını dinlenmediğinde, doğa olayları felakete dönüşüyor. Bilim insanları yıllardır iklim krizi ile ilgili uyarılarda bulunuyor, karar alıcılar ise bu ikazlara yine kulak vermiyorlar. Bizler, iklim krizinin da benzer bir felakete dönüşmesini engellemek istiyoruz. Bu sebeple tüm adaylar, siyasi partiler ve milletvekillerinden bilimi dinlemelerini istiyoruz: İklim afetleri ve depremle mücadeleyi seçim vaatleriniz arasına ekleyin” denildi.

“Gençlerin Adayı Olun”

6 gençlik ekibi, Change.org/iklimvaatleri adresinde adayların iklim afetleri ve depremlere yönelik etkin politikalar oluşturmalarını ve iklim krizi ile mücadelede somut vaatler vermelerini talep eden bir imza kampanyası başlattı. Bu talepler; deprem ve iklim afetlerine dirençli şehirler kurulmasını, ülkemizde karbonsuz düzene geçişle ilgili bir eylem planı yapılmasını, en geç 2030’a kadar kömürden çıkılmasını, iklim kanunu süreçlerine gençlerin de dahil edilmesini ve süreçlerin şeffaf ilerlemesini, Türkiye’nin ulusal katkı beyanının iyileştirilmesini ve 2030’a kadar %35 mutlak emisyon azaltımı hedeflenmesini ve orman varlığının korunmasını de içeriyor.

İklim Değişmeden Değiş Ekibi’nden Dicle Naz Yazman, “Deprem felaketi hepimizi ama özellikle o deprem bölgesinde yaşayan canlıları çok ciddi bir şekilde etkiledi. İhmalkarlığın ne düzeyde felaketlere sebep olduğunu çok acı bir şekilde gördük. Her sabah dünden daha kötü habere uyanmaktan çok yorulduk. Biz, çocuklara ve gençlere söz hakkı verilmiyor. Bilim insanları dinlenmiyor. Bu böyle nereye kadar devam edecek? Her sabah deprem ve yangın haberlerine uyanmayı, ormanların yok oluşunu ya da Akbelen’de olduğu gibi topraklarımızın madenlere feda edilişini izlemeyi ve yerine bina dikilmesi için kesilen ağaçları konuşmayı istemiyoruz. Bizler sadece tüm canlılar için yaşanılabilir bir Dünya istiyoruz” dedi.

İklim için Türkiye Ekibi’nden, Enver Furkan Karaer ise, 2022’nin Kasım ayında gerçekleşen COP27 zirvesinde Türkiye’nin, yine beklenen seragazı emisyonu azaltım taahhüdünü vermediğini hatırlatırken, “Artık bu, bilimin, yok sayılmasından da öte, bizlerle alay etmek demektir! 2021’de gerçekleşen COP 26’da, kömürün insan kaynaklı iklim krizinin başlıca sebebi olduğuna dikkat çekilmişti. Bunun üzerine COP27 zirvesinde 40’tan fazla ülke kömürden çıkış sözü verdi, fakat Türkiye’nin mevcut iklim planları arasında halen kömür kullanımının kısıtlanmasına dair bir söz bulunmuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları konusunda Türkiye inanılmaz bir potansiyel taşırken halen Kazdağları’ndaki, Akbelen’deki madenler, Akkuyu’daki nükleer santral reva mı?” diye sordu.