Bilim

Akdeniz Büyük Tehlike Altında: Su Talebi %20 Artacak, İşgalci Türler 700’ü Geçti, Beyşehir Gölü Kuruyabilir

Dünyanın önde gelen üniversitelerinden 10 bilim insanının Akdeniz Havzası üzerine gerçekleştirdiği ve Türkiye’yi de kapsayan çalışmasına göre bölgedeki sulama talepleri %20 artacak. Tatlı su kaynakları ve göllerde su seviyelerinin azalacağını ifade eden çalışma, bu konuda en büyük Akdeniz gölü olan Beyşehir gölünün 2040 yılında kuruyabileceğini belirtiyor. Araştırma aynı zamanda Akdeniz’deki işgalci türlerin sayısının 700’ü geçtiğinin vurguluyor.

Akdeniz Havzası iklim değişikliğinin etkisini her zamankinden daha fazla yaşadığı bu dönemde, bölgede yaşanan iklim değişikliği kaynaklı riskleri konu olan bilimsel çalışmaların sayısı her geçen gün artıyor. Dünyanın önde gelen üniversitelerinden 10 farklı bilim insanı konu hakkında bir araya geldi ve iklim değişikliğinin bölgede su, ekosistem, gıda, sağlık ve güvenlik alanında ortaya çıkardığı riskleri derleyen bir çalışma yayımladı. Çalışma, Türkiye’yi de

“Climate change and interconnected risks to sustainable development in the Mediterranean” (İklim değişikliği ve Akdeniz’de sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin riskler) başlıklı çalışma Nature Dergisi’nde 22 Ekim’de yayımlandı.

Çalışma, iklim değişikliği kaynaklı birçok çevresel etki ile risklerin, bölgedeki insanların geçim kaynaklarını nasıl etkilediğini derleyen ilk araştırma olarak göze çarpıyor.

Sıcaklıklar 1.4 Derece Arttı, Kalkınma Sorunları Derinleşti

Araştırma, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda iklim değişikliğinin sonuçlarının, hemen hemen her değişkende diğer bölgelere oranla daha yüksek olduğunu ifade ediyor. Akdeniz havzasında sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre ortalama 1.4 derece artış gösterdi. Bu rakam küresel ortalamanın yaklaşık 0.4 derece üzerinde. Yağışların Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bölgelerde %10 ile %30 oranında azalma riski bulunuyor. Özellikle bu risk, Türkiye gibi güney ülkelerinde var olan su kıtlığının artması ve tarımsal verimliliğin azalması anlamına gelebilir.

İklim değişikliği, Akdeniz’de kentleşme, tarımsal üretim, artan kirlilik ve azalan biyoçeşitlilik gibi var olan mevcut sorunların daha da derinleşmesine sebep oluyor.

Su Talebi %20 Artacak

Sadece iklim değişikliğinden dolayı, bölgedeki sulama taleplerinin yüzyılın sonlarına doğru %4 ile %18 arasında artacağı öngörülüyor. Nüfus artışı bu rakamları %22-%74’e yükseltebilir. Turizm geliştirme, yeni sanayiler ve kentsel yayılma da su kirliliğini artırabilir. Türkiye ve Yunanistan’da kişi başına düşen su miktarı 2030 yılında ilk defa yıllık 1000 m3’ün altına düşebilir.

Beyşehir Gölü 2040’ta Kuruyabilir

Çalışmada tatlı su kaynakları ve göllerde su seviyelerinin azalacağı ifade ediliyor. Bu konuda, en büyük Akdeniz gölü olan Beyşehir gölünün 2040 yılında kuruyabileceği örnek olarak gösteriliyor.

Sıcak Hava Akdeniz’de İşgalci Tür Sayısını 700’ün Üzerine Çıkardı

İklim değişikliğinin Akdeniz’e dair oluşturduğu en büyük risklerin başında, ortalama su sıcaklığının artmasıyla deniz ekosisteminde ortaya çıkan sorunlar geliyor. Sıcaklıkların artması ile birlikte Akdeniz’deki işgalci bitki ve hayvan türünün sayısı 700’ü geçmiş durumda. Yarısından fazlası Süveyş Kanalı ile Akdeniz’e giren bu tropik işgalci türler bir yandan çevresel sorunlara yol açarken diğer bir yandan da balıkçılık sektörünü olumsuz etkiliyor.

Akdeniz bölgesindeki tarım ve balıkçılık alanlarındaki gıda üretimi de sosyal, ekonomik ve çevresel değişimlere bağlı olarak değişiyor. Bölgede iklim değişikliği ve diğer stres faktörleri yüzünden tarımsal ve hayvansal üretimde ciddi düşüşlerin olabileceği öngörülüyor. Örneğin, 2050 yılına kadar Türkiye’yi de içeren Güney Avrupa bölümünde ayçiçeği üretiminin %12 azalabileceği ortaya konuluyor.

Çalışmada, iklim değişikliğinin kamu sağlığı üzerine etkisine de önemli bir yer veriliyor, iklim değişikliğinin kamu sağlığını birçok farklı yönden etkilediğini gözler önüne seriliyor. Araştırma, iklim değişikliği yüzünden artan sıcak hava dalgalarının ve hava kirliliğinin kardiyovasküler veya solunum yolu hastalıkları riskini artırdığı ifade ediliyor. Ayrıca bulaşıcı hastalık vektörlerinin (Batı Nil virüsü, Dang, Chikungunya) yayılımının da bölgede artacağına işaret ediliyor.