;
Politika

Yaşadığı Yeri Yönetmeye Aday Olan Yaşam Savunucusu Sayısı Artıyor

Yerel seçimlere sayılı günler kala farklı sektörlerden insanlar farklı partilere başvurarak yaşadığı yeri yönetmeye aday olduğunu beyan etti. Aday adaylığı başvurusunda bulunanlar arasında yaşam savunucuları da var. Yaşam savunucuları, şu ana kadar bireysel çabaları ile sürdürdükleri mücadelelerini kamusal bir alana taşıyacaklarını söyledi.  

31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel seçimlere sayılı günler kala partilerin seçim çalışmaları hızlandı. Farklı sektörlerden birçok insan yeni dönemde yaşadıkları il, ilçe veya beldeyi yönetmek için farklı partilerden aday adayı oldu. Aday adayı olanların arasında yaşam savunucuları da var. Ekolojik tahribatın arttığı bu dönemde yönetimde görev üstlenmek isteyen yaşam savunucuları sayısında önceki yıllara göre önemli bir artış gözlemleniyor.

DEM Parti ve CHP Öne Çıkan Partiler  

Çevre aktivisti Helil İnay Kınay İzmir’in Bornova Belediyesi için, çevreci Doğan Hatun Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için, Yeşil hareket üyesi Menekşe Kızıldere Van’ın Erciş Belediyesi için, Bingöl Çevre Derneği başkanı Cuma Karaaslan Bingöl Belediyesi için aday adaylık başvurusunda bulundu. Başvuru yapılan partiler arasında ise CHP ve DEM Parti öne çıkıyor.

Karaaslan: Çevre Mücadelesini Kamusal Alana Taşıyacağız  

30 yılı aşkın bir süredir Bingöl ve çevre kentlerde çevre mücadelesi veren Cuma Karaaslan, aday adayı olduğu Bingöl’ü yönetme motivasyonu hakkında İklim Haber’e konuştu. Karaaslan, yıllardır yürüttüğü çevre mücadelesini kamusal alana taşıyacaklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Orman tahribatları, kum ocakları ve barajlar gibi bölgemizde çevreyi tahrip eden etmenlere karşı daha güçlü mücadele etmiş olacağız. 30 yılı aşkın bir süredir bölgede ekoloji savunuculuğu üstlenmiş durumdayız. Bunu tamamıyla kendi koşul ve imkanlarımıza göre yapmaya çalıştık. Çevreyi koruyanlara karşı çalan çırpan, doğaya göz koyanlar var. Bu yaklaşıma karşı var olmak büyük bir olgusal güçtü. Tamamıyla durdurulmasına yetmedik ama en azından korku salıp, kamuya ve yasal düzenleyicilere bu konuda yasal düzenlemeleri için katkı sunan çalışmalar yaptık. Ne yazık ki zenginleşmek isteyenler ile siyasetin ortak çalışmaları yasaları tanımayan bir yaklaşımla ormanları ve doğayı tahrip etmeye devam ediyor. Yaban hayvanlarını öldürmek kadar daha canice uygulamalar da oldu.”

“Hizmet için Kullanırsanız Halkın Malı Halka da Hayvana da Doğaya da Yeter” 

Doğayla uyumlu kentler üretmenin önemine dikkat çeken Karaslan, “Bu ekolojik kentlerin hem ruh sağlımız hem de yaşamımız üzerine olumlu bir etkisi olacaktır. Ormanla, tarımla ve diğer canlı yaşamıyla bütünlük arz ederek hiçbir hayvanı dahil dışlamadan hareket edebilirsek bu bizim için tamamlayıcı bir evre olacaktır. Halkın malını halkın hizmeti için kullanırsanız halka da hayvana da doğaya da yeter. Ama göz koyarsanız bir tek insanın bile hırsına yetmez. Böyle bir umutla bu yola çıktık” dedi.

“Ekolojik Kent Vaadimiz Var”  

Hiçbir canlıyı ötekileştirmeden hareket edeceklerini kaydeden Karaaslan, “Hayvanı, doğayı ve insanı ötekileştirmeden sevgiyle hareket edeceğimiz bir ekolojik kent vaadimiz var. Bunu şimdiye kadar kendi gücümüzle yapıyorduk. Şimdi halk iradesinin gücüyle bu dönüşümü sağlamaya çalışacağız. Tarımsal ve çevresel öğeleri bir bütün olarak görüp kooperatifler üzerinden organik üretimler yapacağız hem de doğayı koruyup geliştireceğiz. Bununla kenti bir turizm cennetine dönüştürmek istiyoruz. Kentimiz Türkiye’nin orman varlıklarından %28.4’ünü bulunduruyor. Bunu ve devasa su kaynaklarımızı koruyamazsak geleciğimizi yok etmiş oluruz. Çünkü buradaki ağaçlar bölgenin suyunu besliyor. Bunun önemine uygun hareket edeceğiz” sözleriyle devam etti.

Karaaslan sözlerini şöyle tamamladı; “Çalmadan çırpmadan halk için çevre için hizmet üretmeye çalışacağız. Kendi cebimizdeki 100 TL’yi nasıl kullandıysak belediyenin kaynaklarını da o titizlikle kullanacağız. Kendimize, kentimize ve doğamıza uygun bir yapı geliştirmiş olacağız. Kentte bir sorun olan mimariyi hemen çözmek kolay değil ama en azından bundan sonra doğayla uyumlu kentsel mimarileri önemseyeceğiz. Bunlar zor değil. Başaracağız inşallah. Parçası olduğumuz doğayı bozmadan, bozmaya fırsat vermeden yaklaşacağız. Bu inancı ve erdemi göstereceğiz. Bu yarışta kazanıp ekolojiyi biraz ön plana çıkarmak istiyoruz.”