Küresel İklim ve Sağlık İttifakı’nın (GCHA) yayımladığı raporda, Türkiye ulusal iklim planlarına sağlığı dahil etme kriterinde 14 puanla, 132 ülke arasında 47. sırada yer aldı. Analiz özellikle yüksek emisyonlara sahip ülkelerin karnesinin zayıf olduğunu ortaya koyuyor.
İklim krizinin sağlık etkileri giderek belirginleşiyor. Bu sene yalnızca Nepal’de yaşanan buzul çökmesi nedeniyle 1,400’den fazla kişi hayatını kaybetti, 6,600’den fazla kişi ise hâlâ kayıp. İklim değişikliğiyle ilgili olaylar nedeniyle Doğu ve Güney Afrika’da sekiz milyon çocuk açlık riskiyle karşı karşıya. Ayrıca yazın Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgalarının 35 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığı biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre iklim krizi, 2030-2050 yılları arasında senede 250 bin fazladan ölüme sebep olacak.
Global Climate and Health Alliance’ın (Küresel İklim ve Sağlık İttifakı, GCHA) hazırladığı ve 132 ülkenin, Paris Anlaşması kapsamında yayımlanan ulusal iklim taahhütlerine sağlığı ne ölçüde entegre ettiğini değerlendiren yeni analiz, özellikle yüksek emisyonlara sahip ülkelerin karnesinin zayıf olduğunu ortaya koyuyor.
“Sağlıklı Ulusal Katkı Beyanı Karnesi” (The Healthy NDC Scorecard) başlıklı analizde, ulusal katkı beyanlarının sağlık ve temiz hava karnesi; “sağlık üzerindeki etkiler”, “hava kirliliği”, “sağlık sektöründeki eylemler”, “sağlık alanındaki yan faydalar”, “adil geçiş”, “entegre yönetişim”, “ekonomi ve finans”, “izleme ve uygulama” olmak üzere sekiz kategoride değerlendirildi. Daha sonra bu sonuçlar, iklim hedeflerinin ne derece iddialı olduğuyla ve ülkedeki hava kirliliği kaynaklı ölüm oranlarıyla karşılaştırıldı. Analiz sonucunda Türkiye 14 puan ile 132 ülke arasında 47. sırada yer aldı.
Raporda, “Türkiye’de hava kirliliğine bağlı ölüm oranı 100.000 kişi başına 83,6 olarak kaydedilirken, ülkenin genel iklim hedefi, 4 derecenin altındaki bir senaryo için son derece yetersiz olarak değerlendirilmektedir” deniyor. Türkiye’nin puanı (14), Kanada (16), Güney Afrika (13) ve Avrupa Birliği’ne (12) yakın. Raporda, bu ülkelerin daha yüksek sağlık puanlarının, iddialı emisyon azaltım hedefleriyle desteklenmediğine dikkat çekiliyor. Bu durumun zamanla sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuluyor.
Temiz Hava Hakkı Platformu’nun yayınladığı Kara Rapor 2025’e göre de Türkiye nüfusunun %92’si, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standartlarına göre kirli hava soluyor. Hava kirliliğinin ve hava kirliliğine bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il ise Hakkari. Raporda, hava kirliliğinin DSÖ’nün önerdiği seviyeye düşürülmesi durumunda Türkiye’de yılda en az 60 bin hayat kurtarılabileceği belirtiliyor.
GCHA’nın raporunda ilk sırada Kolombiya yer alıyor ve sağlık konusunu ulusal iklim planlarına en kapsamlı şekilde entegre eden ülke olarak öne çıkıyor (puanı 32 üzerinden 29). Kolombiya’yı Nijerya (25 puan) ve Kamboçya (24) takip ediyor. Çalışmada ilk 20’ye girebilen ülkelerin 19’unun düşük ve orta gelirli ülkeler olması ise dikkat çekiyor. Yalnızca 2 puan alabilen Japonya ve Hindistan, en düşük puan alan ülkeler arasında yer alıyor.
Emisyonları yüksek olan başka ülkeler de, adil olarak üzerlerine düşeni yeterince yerine getirmedikleri için hedeflerin gerisinde kaldı. Bu ülkeler arasında Brezilya (7), Avustralya, Çin ve Birleşik Krallık (tamamı 9 puan) yer alıyor.
Ülkelerin yalnızca beşinde (Kamboçya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika ve Paraguay), hem iklim değişikliğinin hem de hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden olan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan siyah karbonu azaltmaya yönelik hedefler bulunduğu vurgulanıyor.


