Türkiye rüzgar ve güneşte %22 payla bölgesel liderliğe yükselirken, rüzgarda kurulum rekoru kırdı. Ancak temiz enerjideki bu ivmeye rağmen kömür %34 payla birincil kaynak olmayı sürdürdü. Kuraklığın hidroelektrikte yarattığı kayıp ise her yıl fazladan 1,8 milyar dolarlık gaz ithalatına yol açıyor.
Türkiye, 2025 yılında rüzgar enerjisinde 1,9 GW’lık kurulumla tüm zamanların rekorunu kırarken; güneşten elektrik üretimi de son iki yılda iki katına çıktı. Ember’in yeni yayımladığı “Türkiye Elektrik Görünümü 2026” raporu, rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki toplam payının ilk kez %22’ye ulaştığını ortaya koydu. Bu eşik, Türkiye’yi Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’daki 16 ülke arasında %20 eşiğini aşan tek ülke konumuna taşıdı.
Rüzgar ve Güneş Gazı Frenledi
Türkiye’de rüzgar ve güneşin bu eş zamanlı yükselişi, bir zamanlar elektrik üretiminin neredeyse yarısını karşılayan gazın payını da 2025 itibarıyla %22’ye indirdi. Ancak temiz enerjideki bu ivmeye rağmen, Türkiye’nin elektrik üretimindeki en büyük payı hâlâ kömür tutuyor. Üçte ikisi ithal kaynaklara dayanan kömürden elektrik üretimi %34’lük payla birincil kaynak olmayı sürdürüyor.
Rüzgar ve güneşin elektrik üretiminde yakaladığı oran Türkiye’yi bölgesinde zirveye taşısa da, Avrupa ülkeleri arasında orta sıralarda kalmasına engel olamadı. 2025’te Avrupa’nın elektrik talebi en yüksek 24 ülkesi arasında Türkiye rüzgarda 15., güneşte 14., toplam yenilenebilirde 16. sırada yer aldı.
Kuraklığın Elektrik Üretimindeki Maliyeti Yılda 1,8 milyar Doları Buluyor
Yenilenebilir enerjideki bu başarıya, hidroelektrik üretiminde kalıcı bir düşüş yaratan kuraklık gölge düşürüyor. Raporun son 30 yılı kapsayan analizi, Türkiye’nin en büyük üç barajı olan Atatürk, Karakaya ve Keban’ın son 10 yıldaki ortalama üretiminin, 1996-2005 dönemine kıyasla %29 azaldığını gösterdi.
Kuraklık nedeniyle hidroelektrikte yaşanan bu üretim kaybı, gaz santralları ile ikame ediliyor. Bu durum Türkiye’ye her yıl ortalama 1,8 milyar dolarlık ek doğalgaz ithalatına yol açıyor. Enerji krizinin yaşandığı yıllarda bu rakam çok daha yüksek seviyelere çıkabiliyor. Raporda, hidroelektrik santrallarının güneş gibi kaynaklarla çeşitlendirilmesinin hem ekonomik, hem de enerji güvenliği açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Yerli Kömüre Alım Garantisi Kömürü Zirvede Tutabilir
Türkiye’de 2022’den bu yana yeni kömür santralının devreye alınmaması, kömürden elektrik üretimindeki artışı yavaşlattı. 2025 yılında 122 TWh ile en yüksek seviyesine ulaşan kömür, küçük bir gerilemeyle 121 TWh’e düştü. Bununla birlikte, 2026’dan itibaren yerli kömür santrallarına uygulanacak, piyasa fiyatından yüksek alım garantilerinin, üretimi tekrar yukarı çekerek kömürde yeni bir tarihi rekorun önünü açabileceğine dikkat çekildi.
Türkiye Batarya Projesi Kapasitesinde Avrupa’da Lider
Üretimdeki payı artan rüzgar ve güneş enerjisini destekleyerek şebeke güvenliğini artıracak batarya projelerinde ise Türkiye, Avrupa’nın dikkat çeken ülkeleri arasına girdi. 2022’de duyurulan depolamalı rüzgar ve güneş santralı uygulaması ile Türkiye, 33 GW’lık batarya proje kapasitesine ulaşarak tüm AB ülkelerini geride bıraktı. Bu kapasite, Türkiye’nin mevcut rüzgar ve güneş gücünün %83’üne denk gelerek Avrupa’nın en büyük depolama proje stoklarından biri olarak öne çıkıyor.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan konuyla ilgili şunları dile getirdi: “Türkiye’de son yıllarda rüzgar ve güneşte önemli bir yükseliş sağlandı. Ancak hidroelektrik ve jeotermal gibi diğer yenilenebilir kaynaklar dahil edildiğinde dahi, yenilenebilir enerjinin elektrik üretimindeki payı hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisinde. Öte yandan Türkiye rüzgar ve güneş enerjisinde, Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkaslar bölgesindeki ülkeler arasında açık ara lider konumunda. Son dört yılda ikinci kez yaşanan küresel fosil yakıt krizi, temiz enerjiye geçişin önemini daha da artırdı. Türkiye’nin bu krizlere karşı yenilenebilir enerjinin gücüyle geliştireceği direnç, sadece enerji güvenliğini sağlamakla kalmayacak; COP31 zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanırken Türkiye’ye bölgesel enerji dönüşümünde gerçek bir öncülük fırsatı sunacaktır.”


